Felsefeden Neden Korkulur?

Server Tanilli her yıl bir köşe yazısını Fransa’da yapılan Bakalorya sınavlarına ayırırdı. 
Neredeyse iki asırdır yapılan bu geleneksel sınavda, liseden mezun olan öğrencinin olgunluk düzeyi özellikle felsefe sorularıyla sınanır.

Felsefe soruları 

Bunun nedeni gençlerin hayata ne kadar hazır olduklarının, başka bir deyişle analitik düşünebilme ve sentez yapabilme becerilerinin felsefe sorularıyla ölçülebilir hale gelmesidir: 

* Bir gerçeği ortaya koymakta ispattan başka araçlar da var mıdır? 
* Acı çekmeden arzu mümkün müdür? 
* Güzelliğe niçin duyarlıyız? 
* İdrak eğitilebilir mi? 
* İnsan kendi bilincine varmakla, kendine yabancılaşır mı? 
* Mutluluğu gerçeğe yeğlemek gerekir mi? 

Bu sorular son yıllarda yapılmış Bakalorya sınavlarında sorulmuştur. 

Felsefe tarihine birçok filozof adı yazdıran bir ülkenin, gençlerinden yanıtlamasını beklediği sorulardır bunlar. 

Felsefe derslerinin yıllardır ötelendiği, son dönemde ise hepten kaldırıldığı bir başka ülkenin vatandaşları olan bizler, yukarıdaki soruları cevaplandırmaya çalışırken sanırım epey ter dökeriz!

Felsefe neden gerekli?

Fransız felsefe geleneğinden bahsederken Yüksek Öğretmen Okulu, Ecole Normale Superieure’ye (ENS) değinmemek elbette ki olmaz. Fransız Devrimi’nden hemen sonra kurulan ENS’nin amacı yeni Cumhuriyetin ihtiyaç duyduğu yeni öğretmeni yetiştirmektir. 

Aydınlanma düşüncesini bu sayede topluma yaymak isteyen devrimcilerin gayelerine ulaştıklarını söylemek bugün için yanlış olmayacaktır. 

ENS’nin Ulm Sokağı’ndaki tarihi binasından yıllar içinde birçok ünlü isim gelip geçer. 
Bilim insanları, iktisatçılar, edebiyatçılar…

Fransız düşünce hayatının yapıtaşları olan Henri Bergson, Jean Jaures, Jean Paul Sartre,Louis Althusser, Michel Foucault, Jacques Derrida, Alain Badiou gibi isimler de Ulm Sokağı’nın sakinlerindendir.

Bilge kişiden karşıta… 

20. yüzyılın ortalarına dek yeri toplumun tepesi olan filozof figürü, zaman geçtikçe kendisini kenara ait hissetmeye başlar. Filozofun bilge kişiden karşıt kişiye dönüşmesidir bu sürecin özeti. 1968 ayaklanmasında felsefe hep başroldedir. 

Felsefe akademinin teorik sınırlarından taşıp toplumun arasına karıştıkça hatta düpedüz sokağa indikçe bambaşka bir uzam kazanır. Kurulu düzeni değiştirmek hatta yıkmak fikri yaygın bir mesleki norm olmaya başlar.

Fransa Cumhuriyeti uzun bir dönem boyunca kendi ilkelerini meşrulaştırma aracı olarak görür felsefeyi. Bu nedenle felsefe Fransa’da merkezi bir disiplin haline gelmiştir. 

1870 yılında kurulan ve kuruluş felsefesinde pozitivizmin etkisi hissedilen, laikleşme ve modernleşme taraftarı 3. Cumhuriyetin, akademideki aydınlanmacı /sol eğilimle genel anlamda barışık bir tavır sergilediği söylenebilir. 

Bunun nedeni Cumhuriyetin kendi varlığına karşı tehlike olarak gördüğü asıl gücün kilise sağı olarak tanımlanabilecek bir ideoloji olduğudur. Başka bir deyişle Fransa Cumhuriyeti kendi sağından gelen tehlikeye karşı kendi soluyla aydınlanma zemininde ideolojik bir ittifak kurmuştur. 

Neticede felsefe, hayatı sorgulamak ve özgür düşüncenin karşısındaki dogmatik öğretileri saf dışı bırakmak içindir.

Felsefe işte bu nedenle hep dışlanmıştır ülkemizde.  

Emre Caner – Cumhuriyet

Paylaşmak İsterseniz

Yazıyı Hazırlayan: Matematiksel

Bu yazı gönüllü yazarlarımız tarafından hazırlanmış veya sitemiz editörleri tarafından belirtilen kaynaktan aslına uygun kalınarak eklenmiştir.

Bunlara da Göz Atın

Bilimsel Araştırma Nasıl Yapılır?

İnsanlık tarihine bakıldığında bilgi üretmekte etkili olan birçok unsur görürüz: İnançlar, deneyimler, gözlemler ve efsanelerdir. …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

ga('send', 'pageview');