Evrenin Sanat Harikaları: Nebulalar

Bir yıldızın sönmeden önce yaydığı gaz bulutlarının oluşturduğu görüntüler akıl almaz büyüklükte ve mükemmel güzellikte…

Nebula (Bulutsu) uzayda bulunan ve geniş alanlara yayılmış olan gazlar, toz, hidrojen, helyum ve diğer iyonize gazlardan oluşan bulutsu yapılara verilen isimdir. Nebula oluşmadan önce bir yıldızdır. Bu yıldız çöktükten sonra ya beyaz cüce ya nötron yıldızı ya da bir karadelik olur. Fakat bütün yıldızlar bunlardan biri olmadan önce kırmızı süper dev haline gelir. Bu yıldızlar çok büyük oldukları için içten gelen basınç ve yüksek (100.000.000 °C) sıcaklığın etkisiyle uzay boşluğuna gaz salarlar.

Bu gaz püskürmeleri oldukça büyük ve hızlıdır. Daha sonraları bu gazlar yakınlaşarak bir gaz bulutu oluştururlar. Bu gaz bulutunun sıcaklığı 15.000 °C den fazladır. İşte bu bulutsu ‘Nebula’ olarak adlandırılır.

NGC 6543 – Kedi Gözü Nebulası

Kedi Gözü Bulutsusu, uzay boşluğunda Dünya’mızdan üç bin ışık yılı uzaklıkta yer almakta ve Güneş benzeri bir yıldızın ömründe kısa süren fakat bir o kadar da görkemli olan nihai bir aşamayı temsil etmekte. Bulutsunun ölmekte olan merkezi yıldızı, tozdan meydana gelen ve eş merkezli kabuklardan oluşan dıştaki bu basit deseni, bir dizi düzenli kasılma sonucu dış katmanlarını fırlatarak meydana getirmiş olabilir. Ancak, içerideki daha karmaşık ve güzel yapının oluşumu tam olarak anlaşılamamıştır.

Hubble Uzay Teleskobu’ndan alınan görüntüde son derece açık bir şekilde görülen bu gerçek uzay gözü yarım ışık yılından biraz daha geniştir. Bu arada, gözlerini dikip Kedi Gözü’nü inceleyen gök bilimciler, bundan yaklaşık beş milyar yıl sonra evriminde gezegenimsi bulutsu aşamasına girecek olan kendi Güneşimizin kaderini gözlemliyor da olabilirler.

NGC 6751 – Işıldayan Göz Nebulası

NGC 6751, yani ‘Işıldayan Göz Bulutsusu’nu gösteren bu renkli Hubble görüntüsü, karmaşık özelliklere sahip klasik bir gezegenimsi bulutsu için iyi bir örnektir. 2000 yılının Nisan ayında Hubble’ın yörüngedeki 10. yıl dönümünü kutlamak için seçilen bu görüntü, Hubble Miras programı çerçevesinde tekrar işlemden geçirilmiştir. Görünüşe göre bulutsunun şerit benzeri özellikleri, aşırı ölçüde sıcak (140.000 santigrat derece) merkezi yıldızdan gelen rüzgâr ve ışımalar nedeniyle ortaya çıkmaktadır. Bulutsunun gerçek çapı yaklaşık 0,8 ışık yılı veya bir başka deyişle Güneş sistemimizin yaklaşık 600 katı kadardır. NGC 6751, gökyüzünde yükseklerde uçan Kartal takımyıldızı yönünde, bizden yaklaşık 6.500 ışık yılı uzaklıkta yer almaktadır.

M2-9 – Kelebek Nebulası

Yıldızlarda mevcut olan sanat öldükleri zaman daha mı çok takdir ediliyor acaba? Aslına bakarsanız yıldızlar da en sanatsal görünümlerini öldükleri zaman sergilerler. Bizim kendi Güneşimiz ve yukarıda fotoğrafını gördüğünüz M2-9 benzeri düşük kütleli yıldızlar söz konusu olduğunda, en dışta yer alan gazdan kefeni fırlatıp atarak normal bir yıldızdan beyaz cüceye dönüşme söz konusu oluyor. Fırlatma sonrası uzayda genişleyen bu gazlar genellikle etkileyici bir görünüm sergiliyorlar. Gezegenimsi bulutsu olarak tanımlanan bu gaz gösterilerinin yavaş yavaş yok olup gitmesi binlerce yıl sürüyor.

Fotoğrafta temsili renklerle gördüğümüz kelebek biçimindeki gezegenimsi bulutsu, bizden yaklaşık 2100 ışık yılı uzaklıkta yer alıyor ve kanatlarıyla bize tuhaf ama henüz bitmemiş bir hikâye anlatıyor. Bulutsunun merkezinde yer alan iki yıldız, çapı bizim sistemimizde Plüton’un bulunduğu yörüngenin on katı genişliğe sahip gazdan bir disk içerisinde birlikte dolanıyorlar. Ölen yıldızın genişleyen kefeni bahse konu bu diski parçalayarak çift kutuplu görünümü yaratıyor. Bu arada, gezegenimsi bulutsuların ortaya çıkmasına sebep olan fiziksel süreçlerin büyük bir kısmı bizim için halen gizemini koruyor.

M1 – Yengeç Nebulası

Bir yıldız patladığında geriye kalan şey işte budur. Milattan sonra 1054 yılında görülen bir üstnovanın sonucu olan Yengeç Bulutsusu, gizemli iplikçiklerle doludur. Bu iplikçikler yalnızca olağanüstü karmaşık olmakla kalmayıp, aynı zamanda hem asıl üstnovada fırlatılıp atılandan daha az kütleye sahip hem de serbest bir patlamada beklenenden daha yüksek bir hızdaymış gibi görünmektedir.

Hubble Uzay Teleskobu tarafından çekilmiş olan yukarıdaki görüntü, bilimsel amaçlara uygun olarak seçilmiş üç renkte sunulmaktadır. Yengeç Bulutsusu yaklaşık 10 ışık yıllık bir alanı kaplamaktadır. Bulutsunun tam merkezinde, Güneş kadar bir kütleye sahip olan fakat yalnızca küçük bir kasaba büyüklüğündeki bir nötron yıldızı, yani bir ‘atarca’ yer almaktadır. Yengeç Atarcası kendi etrafında saniyede yaklaşık 30 kez dönmektedir.

NGC 2440 – Gezegenimsi Nebula

Gezegenimsi bulutsu NGC 2440, uzaydan alınan bu çarpıcı görüntüde ilgi çekici bir papyon biçiminde görülüyor. Bulutsu, evriminin beyaz cüce evresine giren Güneş benzeri bir yıldız tarafından fırlatılıp atılan malzemelerden meydana gelmiştir. Bulutsunun merkezinde yer alan yıldızdan uzağa doğru kıvrılmış yoğun katmanlar da dâhil olmak üzere, NGC 2440’ın dikkat çekecek kadar karmaşık iç yapısının detayları ortaya çıkarılmaktadır.

Görüntünün merkezi yakınında yer alan yıldızın kendisi, yaklaşık 200.000 kelvin derecelik yüzey sıcaklığı ile, bilinen en sıcak yıldızlardan biridir. Denizci takımyıldız Pupa (Puppis) yönünde, Dünya gezegeninden yaklaşık olarak 4000 ışık yılı uzaklıkta yer alan bulutsu, bir ışık yılının üzerinde bir genişliğe sahiptir ve enerjisini merkezdeki yıldızdan gelen mor ötesi ışınlardan almaktadır.

M16 – Kartal Nebulası

Uzaktan bakıldığında, bütün bu şey bir kartal gibi görünmektedir. Halbuki Kartal Bulutsusu’na yakından bir bakış, bu parlak bölgenin aslında tozdan meydana gelmiş daha büyük ve koyu renkli bir kabuğun merkezine açılan bir pencere olduğunu göstermektedir. Bu pencereden, tüm bir açık yıldız kümesinin oluşmakta olduğu ışıltılar içinde bir çalışma alanı görülmektedir. Yıldızların oluşma sürecinde olduğu bu kovukta, yüksek sütunlar, koyu renkli tozdan meydana gelmiş yuvarlak kürecikler ve soğuk molekül gazları halen varlıklarını korumaktadır. Ayrıca görüntüde, ışıkları ve rüzgârlarıyla geriye kalan iplikçikleri, gaz duvarlarını ve tozları yakıp yok eden ve geriye doğru iten birkaç genç, parlak mavi yıldız da görülebilmektedir.

M16 olarak numaralandırılmış olan Kartal salma bulutsusu, yaklaşık 6500 ışık yılı uzaklıkta yer almakta olup, yaklaşık 20 ışık yıllık bir alanı kaplamakta ve bir dürbün yardımıyla Yılan takımyıldızı yönünde görülebilmektedir. Yukarıdaki görüntü, bulutsudan salınan üç özel rengin birleşiminden oluşmaktadır ve Arizona/ABD’de yer alan Kitt Peak Dağı zirvesinde bulunan 0,9 metre çapındaki teleskopla çekilmiştir.

NGC 2023 – Atbaşı Nebulası

Gökyüzünde en kolay tanınabilecek bulutsulardan biri olan Avcı’daki Atbaşı Bulutsusu, büyük ve koyu renkli bir molekül bulutunun parçasıdır. ‘Barnard 33’ olarak da bilinen bu alışılmadık biçim, ilk defa 1800’lü yılların sonlarında bir fotoğraf plağının üzerinde keşfedildi. Kırmızı ışıma, bulutsunun arkasında ağırlıklı olarak mevcut olan ve yakınlardaki parlak yıldız Sigma Avcı (σ Ori) tarafından iyonlaştırılmış hidrojen gazından ileri gelmektedir.

Sol altta yer alan parlak yıldız ise, NGC 2023 adındaki bir mavi yansıma bulutsusu tarafından kuşatılmıştır. Atbaşı’nın alt kısmı sol tarafa doğru gölge yapsa da bulutsusunun koyu rengi büyük oranda yoğun tozdan ileri gelmektedir. Bulutsuyu terk eden gaz akıntıları, güçlü manyetik alanlar tarafından huni biçiminde akmaya zorlanmaktadır. Atbaşı Bulutsusu’nun altında yer alan parlak noktalar, henüz oluşum aşamasındaki genç yıldızlardır.

Işığın Atbaşı Bulutsusu’ndan bize ulaşması yaklaşık 1500 yıl sürer. Yukarıdaki görüntü, Arizona / ABD’de bulunan Lemmon Dağı Gökyüzü Merkezi’ndeki 0,6 metrelik teleskop ile çekilmiştir.

MyCn18 – Kum Saati Nebulası

Kum saati biçimindeki bu gezegenimsi bulutsunun merkezinde yer alan yıldız için zaman kum gibi akıp gidiyor. Güneş benzeri bir yıldızın nükleer yakıtı tükendiğinde, ömrünün sonundaki kısa süreli ve görkemli bu aşama dış katmanlarını fırlatıp attığında meydana gelmektedir. Bu aşamada yıldızın kendisi ise soğumaya başlayan ve soluklaşan bir beyaz cüce haline dönüşür.

Gök bilimciler 1995 yılında Hubble Uzay Teleskobu’nu kullanarak yukarıdakinin de aralarında bulunduğu bazı gezegenimsi bulutsuların bir dizi görüntüsünü çektiler. Yukarıdaki fotoğrafta, Kum Saati’nin belli belirsiz duvarlarını çevreleyen ve (azot – kırmızı, hidrojen – yeşil, oksijen – mavi renkte olmak üzere) rengârenk ışıltılar saçan zarif halkaları görebiliyorsunuz.

M20 – Üç Boğumlu Nebula

Üç Boğumlu Bulutsu, diğer adıyla M20, küçük bir teleskopla kolayca görülebilir ve bulutsu bakımından zengin bir takımyıldız olan Yay içerisinde çok meşhur bir ziyaret durağıdır. Ancak, görünür ışıkta çekilen görüntüler bulutsuyu koyu renkli, örtücü toz şeritleriyle üçe bölünmüş bir biçimde gösterirken, derine nüfuz eden bu kırmızı ötesi görüntü, parıldayan toz bulutu liflerini ve yeni doğmuş yıldızları gözler önüne sermektedir.

Yapay olarak renklendirilmiş yukarıdaki muhteşem görüntü, Spitzer Uzay Teleskobu’nun hediyesidir. Gökbilimciler, başka türlü bu ilgi çekici yıldız doğumevinin doğuma uygun gaz ve toz bulutlarının arasında saklı kalacak yeni doğmuş veya embriyo aşamasındaki yıldızlarını sayabilmek için, Spitzer’in kızılötesi verilerini kullanmaktadır. Burada görüldüğü haliyle, Üç Boğumlu yaklaşık 30 ışık yılı genişliktedir ve yalnızca 5500 ışık yılı uzaklıkta yer almaktadır.

NGC 2359 – Thor’un Miğferi

Kanat benzeri eklentileriyle miğfer biçiminde görünen bu uzay bulutu, yaygın olarak ‘Thor’un Miğferi’ olarak anılmaktadır. Bir İskandinav tanrısı için bile abartılı ölçülere sahip olan Thor’un Miğferi yaklaşık 30 ışık yılı genişliktedir. Aslına bakarsanız, bu miğfer daha çok merkezine yakın duran parlak ve büyük kütleli yıldızdan gelen hızlı bir rüzgârın, çevresini saran molekül bulutunun içerisinden geçerken şişirdiği yıldızlararası bir kabarcığa benzemektedir. Bir Wolf-Rayet yıldızı olarak bilinen merkezdeki bu yıldız, evriminin üstnova öncesi kısa süreli bir aşamasında olduğu düşünülen aşırı sıcak dev bir yıldızdır.

NGC 2359 olarak kayıt altına alınmış olan bulutsu, Büyükköpek takımyıldızı yönünde, yaklaşık 15.000 ışık yılı uzaklıkta yer almaktadır. Geniş ve dar bant süzgeçler kullanılarak çekilen yukarıdaki net görüntü, bulutsunun lifli yapısına ait çarpıcı detayları ve ayrıca, ışıldayan gaz içerisindeki oksijen atomlarının güçlü salımları nedeniyle ortaya çıkan mavi-yeşil rengi gözler önüne sermektedir.

IC 2118 – Yıldız Işığında Cadı

Yandan kıvrılmış olarak görünen bu ürkütücü sima karanlıkta yıldız ışığıyla parlarken, insanın aklına yaygın olarak kullanılan ismi geliyor; Cadı Başı Bulutsusu. Aslına bakarsanız, teleskopla çekilmiş bu büyüleyici portre, cadının bakışlarını Avcı’nın parlak üst dev yıldızı ‘Ayak’ (Rigel, β Ori)’ın üzerine sabitlemiş gibi bir izlenim veriyor. 50 ışık yılından daha büyük bir alanı kaplayan bu uzay bulutunun yakınlarda yer alan Ayak’ın mavi ışığını güçlü bir şekilde yansıtması, ona yansıma bulutsularının özgün rengini kazandırmaktadır.

IC 2118 olarak kayıtlara geçmiş olan Cadı Başı Bulutsusu, yaklaşık 1000 ışık yılı uzaklıkta yer almaktadır. Bu arada, bu korkutucu gecede tabii ki bir cadı görebilirsiniz, ama paniğe kapılmayın. Muhtemelen o cadı artık yok.

NGC 6990 – Peçe Nebulası

Havada uçuşan tehditkâr varlıklar ve cafcaflı parlak renkler, Cadılar Bayramı döneminin belirtileridir. Bu belirtiler, Peçe Bulutsusu’nun doğu kısmını gösteren bu yakın çekim görüntüde de kendini göstermektedir. Peçe Bulutsusu, büyük kütleli bir yıldızın ölümüne patlamasından geriye kalmış genişleyen enkaz bulutu anlamına gelen, büyük bir üstnova kalıntısıdır. Peçe Bulutsusu, gökyüzünde Kuğu takımyıldızı içerisinde yaklaşık 3 derecelik bir alanı kaplayan kabaca dairesel bir şekle sahipken, Peçe’nin doğusundaki bu bölüm yalnızca 1/2 derecelik, yani Ay’ın görünür büyüklüğü kadar bir yer kaplamaktadır. Bu da, Peçe’nin Dünya gezegeninden tahmini 1400 ışık yıllık uzaklığında, 12 ışık yılına denk gelmektedir.

Dar bant süzgeçler kullanılarak elde edilen verilerden meydana gelen bu birleşik görüntüde, kalıntı içerisinde yer alan hidrojen atomlarından gelen salma kırmızı renkte, oksijen atomlarından gelen güçlü salma ise mavi-yeşil renklerde gösterilmektedir. Peçe’nin batı tarafında ise, yine Cadılar Bayramı dönemine uygun bir diğer görüntü olan ‘Cadı Süpürgesi’ yer almaktadır.

NGC 7293 – Helis Nebulası

Toz, bu uzay gözünün kırmızı görünmesine neden oluyor. Yukarıdaki ürkütücü Spitzer Uzay Teleskobu görüntüsü, yalnızca 700 ışık yılı uzaklıkta olup, Kova takımyıldızı içerisinde yer alan ve çok iyi bir şekilde incelenmiş Helis Bulutsusu’ndan gelen kırmızı ötesi ışımayı gösteriyor. Merkezdeki beyaz cücenin etrafında yer alan iki ışık yılı çapındaki gaz ve toz örtüsü, uzun zamandır güneş benzeri bir yıldızın evrimindeki son aşamayı temsil eden mükemmel bir gezegenimsi bulutsu örneği olarak kabul ediliyor. Ancak Spitzer’den gelen veriler, bulutsunun merkez yıldızının, şaşırtıcı derecede parlak kırmızı ötesi bir ışıma içerisinde kalmış bulunduğunu gösteriyor. Hazırlanan modeller, bu ışımayı tozdan oluşan bir enkaz diskinin ürettiğine işaret ediyor.

Her ne kadar bulutsu malzemesi binlerce yıl önce yıldızdan fırlatılmış olsa da yıldıza yakın toz güneş sistemimizin Kuiper Kuşağı veya kuyruklu yıldızlarla dolu Oort Bulutu’na benzer malzeme depolarındaki çarpışmalar nedeniyle oluşmuş olabilir. Gezegen sisteminin dış kısmında oluşan kuyruklu yıldız benzeri nesneler, yıldız evriminin son evrelerinde bile bir biçimde ayakta kalmayı başarmışlardır.

Hazırlayan: İbrahim Kezer

Kaynaklar:

http://tr.wikipedia.org/wiki/Nebula

http://bulutsu.org

http://www.spitzer.caltech.edu/

http://hubblesite.org/gallery/album/nebula/+2

Matematiksel

Yazıyı Hazırlayan: Matematiksel

Bu yazı gönüllü yazarlarımız tarafından hazırlanmış veya sitemiz editörleri tarafından belirtilen kaynaktan aslına uygun kalınarak eklenmiştir.

Bunlara da Göz Atın

Geçmişi İzlemek

Geçmişi izlemek ilginç olmaz mıydı? Mesela, 10.000 yıl önce olmuş bir olayı sanki şu an oluyormuş …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

ga('send', 'pageview');