Ertelemenin Dayanılmaz Hafifliği

Verilen ödevlerin teslim tarihinden bir gün önce panik halde sabaha kadar çalışmayan öğrenci hemen hemen yok gibidir. Aslında bu durum, iş yerindeki projeyi yetiştirmek zorunda kalan yetişkinler, sevgilisine hediye almak için son günü bekleyenler biçiminde daha farklı senaryolarda da kendini sıkça gösterir. Kısaca herkes bir biçimde erteleme, son anı bekleme eğilimindedir.

Erteleme alışkanlığı hayatımızın farklı evrelerinde karşımıza bir sorun olarak çıksa da yapılan bilimsel çalışmaların büyük çoğunluğu, ertelemenin özellikle akademik alanda en yüksek düzeyde olduğunu gösteriyor. Araştırma sonuçları, erteleme davranışının özellikle üniversite öğrencileri arasında artışta olduğuna dikkat çekiyor.

Peki, nedir bu erteleme davranışı?

Erteleme davranışı en basit anlamda, yapılması öncelikli olan bir işin daha sonra yapılmak üzere bırakılması demektir. Aslında erteleme davranışının amacı kişinin yaşamına haz katmak ve keyif vermek gibi görünse de, bu eğilimin davranışa dönüşmesi çoğu zaman stres, organizasyon bozukluğu ve başarısızlık ile sonuçlanır. Bu davranışın altında yatan düşünce, ‘bunu yapmak için yarın daha iyi’dir. Ancak yarın geldiğinde durum yeniden tekrarlanır ve kişi kendine ‘Bunu yarın yapacağım’ sözü verir. Bu kısır döngü, ertelemenin ‘ertesi gün sendromu’ olarak yeniden adlandırılmasına neden olur. Yani aslında erteleme bir nevi niyetle eylem arasındaki boşluktur.

Bazı araştırmacılara göre erteleme davranışı bir alışkanlıktır; bazılarına göre ise bir kişilik özelliği. Belirli durumlarda ise erteleme eğilimimiz artar. Örneğin hoşumuza gitmeyen şeyleri yapmayı daha çok erteleriz ya da olumsuz duyguları yaşamak istemediğimiz için erteleriz.

Bazı uzmanlar erteleme davranışı sergilemenin faydalı olabildiğini belirtir. Buna göre, bireylerin zaman baskısının etkisiyle daha iyi bir iş çıkardıklarını ve bu sebeple ‘son dakika’yı bilerek ve isteyerek tercih ettikleri belirtilir. Ancak biliriz ki erteleme, kısa dönemli bir haz ve rahatlama sağlasa da, uzun dönemde stres, kaygı ve huzursuzluk gibi bir çok olumsuz duyguyu beraberinde getirir. Bu nedenle erteleme davranışı çoğunlukla olumsuz durumlarla eşleştirilir: sağlık sorunlarının yanı sıra düşük akademik başarı, kaygının değişik oluşumları, suçluluk duygusu, üretkenlikte azalma, akılcı olmayan inançlar ve yöntemler gibi olumsuz davranış ve sonuçlarla ilişkilidir.

Peki bunca olumsuzlukları beraberinde getiren bir davranışla nasıl başa çıkarız?

Aslında çok kolay olmasa da erteleme bizi alt etmeden bizim onun üstesinden gelebileceğimizi söylemek mümkün. Ancak bazı koşulların sağlanması şartıyla: kişi değişime hazır istekli olmalı, davranış değişikliği konusunda kararlı ve sabırlı olmalı, eyleme geçme noktasında gerekirse kendini biraz zorlamalı. Asıl önemlisi, kişi kendine en uygun ‘alt etme tekniği’ni seçmeli; çünkü bir kişi için işe yarayan teknik bir başkası için çok da etkili olmayabilir. Kişinin kendi özellikleri ve alışkanlıkları ile tekniklerin birbiriyle uyumlu olması önemlidir.

İşte bilimsel araştırmalarda olumlu etkisi kanıtlanmış ve aslında çoğumuzun bildiği ama uygulamadığı bazı teknikler:

  • Mükemmeliyetçi düşüncelerinizle mücadele etmek! Düşünsenize ‘bir şeyler yapmış olmak hiç yapmamaktan çok daha iyidir.
  • Kendinize küçük, anlamlı, gerçekçi hedefler koyarak başlamak. Bir anda çok ilerisini düşünüp büyük ve açık olmayan hedefler koymak yerine daha küçükten başlamak.
  • Hedefinizi çevrenizdekilerle paylaşmak ve böylece eyleme geçmek için elle tutulur bir şeyin varlığını somutlaştırmak.
  • Kendinize teslim tarihi belirleyip bunu görülebilir bir yere not etmek.
  • Yapmanız gereken bir ödev, görev veya iş varsa, bunu sadece yazmak. Düzeltmelere ya da neleri dahil edeceğinize takılmamak.
  • Aklınızı karıştıran düşünceleri atmaya çalışmak. Aklınıza bir şey takıldığında işinize odaklanmayı bir süre durdurmak.
  • Açık olmak ve arkadaşlarınızdan gelen bölünmelere sınır koymak. ‘Hayır, şu anda uygun değilim’ diyebilmesini öğrenmek.
  • Dikkatinizi dağıtacak olan bir telefon, facebook, e-posta ya da açık bir kapı bile olsa bir süreliğine kapatmak.
  • Günün en enerjik olduğunuz zamanını belirlemek ve o zaman çalışmak.
  • Size en çok enerji veren, sizi en çok motive edem etkinlikleri belirleyip bunu yaptığınız işle bütünleştirmek.
  • Daha önce deneyip başarısız olduğunuz yöntemleri yeniden denememek; bunun yerine daha etkili yöntemler bulmaya çalışmak.
  • Yapmanız gereken uzun işleri 15-30 dakikalık küçük parçalara ayırmak ve aralarda sevdiğiniz şeyleri yapmak.
  • Erteleme günlüğü edinmek. Neleri, ne kadar ve nasıl ertelediğinizi fark edip not etmek. Gün sonunda yaptıklarınızın karşılığında kendinizi ödüllendirmek.

“Yapıldığını görmeden ölmek için, istediğin şeyi yarına bırakman yeter.” demişti Pablo Picasso. Görselde bulunan haritadaki adaya asla düşmemeniz dileğimizle…

Metin Doç.Dr.Bilge Uzun Özer tarafından kaleme alınan “Erteleme” adlı yazı referans alınarak hazırlanmıştır.

Paylaşmak İsterseniz

Yazıyı Hazırlayan: Matematiksel

Bu yazı gönüllü yazarlarımız tarafından hazırlanmış veya sitemiz editörleri tarafından belirtilen kaynaktan aslına uygun kalınarak eklenmiştir.

Bunlara da Göz Atın

Isaac Newton’a Göre Dünyanın Sonu 2060 Yılında Gelecek

Dünyanın gelmiş geçmiş en iyi fizikçilerinden biri olarak tanınan Isaac Newton, bilindik bilimsel çalışmalarının yanı …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

ga('send', 'pageview');