Anasayfa » EĞİTİM ÜZERİNE » Ergen Beynini Anlamak

Ergen Beynini Anlamak

Çocukluk ile yetişkinlik arasında yer alan ergenlik bir değişim sürecidir ve bu süreç eğitim yıllarına denk gelir. Bu nedenle ergenlik esnasında yaşanan dürtüsel hareketlerin arka planını anlamak ebeveynler ve eğitimciler açısından önemlidir.

Kısaca size bir ergen beynini tanıtmaya çalışalım bu yazıda…

Ergen kişi fiziksel ve psikolojik olarak sürekli değişim halindedir. Gözle görülen değişimlerin yanısıra beyin de aynı dere­cede büyük değişimlerden geçmektedir. Ergenin nasıl davrandığını ve dış dünyaya nasıl tepki verdiğini bu değişimler belirler.

Onlu yaşlarımızda dünyayı algılayış biçimimiz, programına tam tamına uyan değişim halindeki bir beynin ürünüdür. Bu değişimler bizi daha özbilinçli, risk almaya daha eğilimli ve akranlarımızca güdülenmeye daha yatkın hale getirir.

Bu noktada, çileden çık­mış anne babalar için önemli bir mesaj var: Ergenlik çağında nasıl biri olduğumuz, basitçe bir seçim ya da tavrın değil, yoğun ve kaçınılmaz bir beyinsel değişim döneminin sonucudur.

Ergen Beynindeki Farklılıklar

Yetişkinlerle ergenler arasındaki bu farkın nedeni ise beynin “medial prefrontal korteks” (mPFC) adı verilen bir bölgesinde yatar. Bu bölge, kendinizi (benliğinizi) -özellikle de belirli bir durumun benliğiniz açısından taşıdığı duygusal önemi- düşün­düğünüzde etkinleşir.

Kişi çocukluktan ergenliğe yol aldıkça, mPFC bölgesi sosyal durumlar karşısında etkinlik artışı göstererek on beş yaş civarında da zirve noktasına ulaşır. Bu nokta­da, sosyal durum ve yaşantılar büyük duygusal ağırlık taşıdığından, öz bilince dayalı stres tepkileri çok yo­ğun olur.

Bir başka deyişle, kişinin “kendisi” hakkında düşünmesi, yani “öz değerlendirme” ergenlikte büyük öncelik taşır. Yetişkin beyni ise aksine, ayakların yeni bir ayakkabıya alışması misali, benlik duygusuna artık iyice aşina hale gelmiştir.

Toplumsal iğretilik ve duygusal yönden aşırı duyar­lığın ötesinde, ergen beyni risk almaya da ayarlanmış­tır. İster hızlı araba sürme, ister cinsel içerikli mesajlar gönderme olsun, riskli davranışlar ergen beyni için, ye­tişkin beynine göre çok daha cezbedicidir.

Bu durum, büyük ölçüde ödül ve teşviklere nasıl yanıt verdiğimizle ilişkilidir. Çocukluktan ergenliğe yol aldıkça, zevk arayışıyla ilgili beyin bölgelerinin (ki, bunlardan biri de “akumbens çekirdeği”dir) ödüller karşısında verdikle­ri tepkilerde artış görülür.

Ergenlerde bu çekirdekteki etkinlik düzeyi, yetişkinlerde olduğu kadar yüksektir. Ama asıl önemlisi, ergenlerde “orbitofrontal korteks” adı verilen bölgedeki etkinliğin de çocuklardakiyle he­men hemen aynı düzeyde olmasıdır.

Olgun bir zevk arayışı sistemi ile olgunlaşmamış bir orbitofrontal korteksin eşleşmesi ise, ergenlerin duygusal bakımdan aşı­rı duyarlı olmakla kalmayıp, duygularını dizginlemek konusunda da yetişkinler kadar başarılı olamadıkları anlamına gelir.

Çocukluğun sonuyla ergenliğin başlangıcı arasındaki bir noktada, aşırı üretimin görüldüğü ikinci bir dönem yaşanır. Bu dönemde prefrontal korteksten yeni hüc­re ve bağlantıların (sinapsların) filizlenmesiyle, yapıya katılacak yeni sinirsel yollar için zemin hazırlanmış olur.

Bu bolluk dönemini, yaklaşık on yıl kadar süre­cek olan budama süreci izler: Ergenlik yılları boyunca zayıf bağlantılar budanıp ortadan kalkarken güçlüle­ri de desteklenir.

Budama sürecinin bir sonucu da, prefrontal korteks hacminin ergenlik dönemi boyun­ca yılda yaklaşık yüzde1 oranında küçülmesidir. Bu yıllar içinde devrelerde ortaya çıkan yeni örüntüler, bizi yetişkinliğe giden yolda edindiğimiz deneyimler için hazırlar.

Bu büyük ölçekli değişimlerin yüksek düzeyde akıl yürütme ve dürtü kontrolünde rol oynayan beyin alanlarında gerçekleşmesi nedeniyle, ergenlik derin bilişsel değişimlerin de yaşandığı bir dönemdir.

Dürtü kontrolünde önemli rol oynayan “dorsolateral pre­frontal korteks” en geç gelişen alanlardan biri olup, yirmili yılların başına kadar yetişkinlerdeki düzeyine ulaşamaz.

Ergenleri ve ergen beyninin yapısını anlamak özellikle eğitimciler açısından önemlidir.

Yazıda bahsettiğimiz gibi beynin yoğun bir değişim süreci içinde olduğu bu evrede, karşılaştığımız uyumsuz ve olumsuz durumlar esnasında, cezalandırıcı değil destekleyici bir tutum içinde olmamız geleceğin yetişkinlerinin şekillenmesinde önemli bir rol oynayacaktır.

Referans Kitap: David Eagleman – Beyin Senin Hikayen

Matematiksel

Paylaşmak Güzeldir

Yazıyı Hazırlayan: Sibel Çağlar

Avatar
Kadıköy Anadolu Lisesi, Marmara Üniversitesi, ardından uzun süre özel sektörde matematik öğretmenliği, eğitim koordinatörlüğü diye uzar gider özgeçmişim… Önemli olan katedilen değil, biriktirdiklerimiz ve aktarabildiklerimizdir bizden sonra gelenlere... Eğitim sisteminin içinde bulunduğu çıkmazı yıllarca iliklerimde hissettikten sonra, peki ama ne yapabilirim düşüncesiyle bu web sitesini kurmaya karar verdim. Amacım bilime ilgiyi arttırmak, bilimin özellikle matematiğin zihin açıcı yönünü açığa koymaktı. Yolumuz daha uzun ve zorlu ancak en azından deniyoruz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.