Enrico Fermi ve Fermi Paradoksu

Fizik alanında Nobel ödülü sahibi, atom bombasının öncülerinden sayılan, kendisine ait olup olmadığı tartışılan bir paradoksla anılan (hatta bahsedeceğimiz paradoksun paradoks olup olmadığı da tartışılıyor) ve kanser sonucu hayatını kaybeden İtalyan fizikçi Enrico Fermi ile tanışalım..

Enrico Fermi, 29 Eylül 1901 Roma’da doğdu ve matematik, fizik alanlarındaki yeteneği keşfedilmeden önce eğitimine dilbilgisi okulunda başladı ailesi vesilesiyle..

1918’de Pisa Üniversitesi’nin bursunu kazandı devamında da Rockefeller bursuyla 1924’de Leyden’e gitti, ardından Floransa Üniversitesi’nde matematiksel fizik dersleri vermek için İtalya’ya.

1926 yılında, günümüzde Fermi istatistiği olarak bilinen Pauli parçaçıklarının istatistiğini keşfetti. Keşfinden bir sene sonra Roma Üniversitesi’nde teorik fizik profesörü olsa da, görevini 1938’de Mussolini’nin faşist diktatörlüğünden kaçıp Amerika’ya göç ederek sonlandırdı..

Ehrenfest’in öğrencileri, Leiden 1924. Soldan sağa: Gerhard Heinrich Dieke, Samuel Abraham Goudsmit, Jan Tinbergen, Paul Ehrenfest, Ralph Kronig ve Enrico Fermi.

**
Elektron ve atom çekirdeği üzerine çalışan Fermi, 1934’de Beta bozonu teorisini (ß-decay theory) geliştirerek Pauli’nin radyasyon teorisi ile birleştirdi.

Curie ve Joliot’un yapay radyasyonu keşfinden sonra nötron bombardımanına tutulan aşağı yukarı her elementin nükleer dönüşüme tabi olduğunu keşfetti.

Bu keşifler, nükleer füzyonun keşfi ve periyodik tabloda bilinen elementlerden farklı elementlerin bulunması ile devam etti.

**
1939’da Columbia Üniversitesi’ne fizik profesörü olarak atanan Fermi, zincirleme reaksiyon olasılığını hesapladı ve birçok deneyden sonra kontrol altındaki ilk zincirleme reaksiyonu gerçekleştirdi.

Sonrası atom bombasıydı. Atom bombası yapımındaki sorunların aşılmasında önemli rol oynadı, Manhattan Projesi liderlerinden biriydi. 1944’de  Amerikan vatandaşı oldu ve ölümüne kadar (1954) sürecek olan nükleer çalışmalarına Chicago Üniversitesi’nde devam etti.

Hayatının son demlerinde kozmik ışınların çok büyük enerji kaynakları olduğunu gösteren bir teori geliştirdi.

Fermi’nin çalışmaları dünyada ilk nükleer reaktörün imali ve atom çağının başlangıcı olmuştur ve ölümünden bir yıl sonra keşfedilen yüzüncü elemente fermiyum adı verildi.

İlk nükleer reaktörü yapılandıran fizikçi, Nobel’i de nötronların yarattığı radyasyon ve nükleer enerji çalışmaları ile kazanmış.

FERMİ PARADOKSU ÜZERİNE

Uzayda yaşam ve uzaylılar hakkında düşününce ‘akılları varsa bizden yani insanlardan uzak dururlar’ derdim şakayla. Sonra Fermi paradoksunu araştırdığımda bunun bir olasılık olarak ele alınmış olduğunu gördüm.

Fermi paradoksu, uzayda çok yüksek olasılık ile yaşam olduğu halde onlarla hala temas kuramamış olmamız arasındaki tutarsızlığın ifadesidir.

Fermi’nin tahminine göre 10 üzeri 16 kadar uygarlık olmalıydı gözlemlenebilir evrende ve milyonlarca yıldır kimseye ulaşamadık.

13 milyarlık yaşıyla sadece Samanyolu’nda bile yüz milyarlarca dünyaya benzer gezegenin olduğu düşünülünce, yalnızlığımız git gide garipleşiyordu. Yalnızlığımızın sordurduğu sorulardı bunlar.

Bu paradoks, evrende insanlardan başka kimsenin olmadığı ve evrenin en ıssız noktasında olabileceğimiz gibi ihtimallere yorulmuş. Ancak var olsalar bile bizden daha akıllı oldukları için iletişime geçmemeyi tercih etmiş oldukları da varsayılmış.

Bir simülasyonun parçası olduğumuz ve diğer yaşamların bizim simülasyonumuzda olmadığı da bu paradoksun olası cevapları arasında…

ANCAK BAHSETTİĞİMİZ PARADOKSUN PARADOKS OLMADIĞI VE ENRICO FERMI’YE AİT OLMADIĞI DA İDDİALAR ARASINDA..

Robert H. Gray, Scientific American dergisinde yayımladığı yazısında, bu adlandırmanın kökenine ilişkin yaptığı araştırma ile bitirelim:

Fermi Paradoksu olarak adlandırılan düşüncenin neden yanlış anlaşıldığını, konu hakkında yaptığım derin araştırmalara dayanarak açıklamak istiyorum; çünkü bu yanlış yüzünden dünya dışı yaşam araştırmaları baltalandı. 1981 yılında Senatör William Proxmire tarafından, NASA’nın SETI programının sonlandırılması için bir sebep olarak bu paradoksa atıf yapılmıştı. Program Carl Sagan’ın zorlamasıyla yeniden başlamıştı ama 1993’te Senatör Richard Bryan tarafından noktalandı. O zamandan beri ABD’deki hiçbir araştırmaya devlet desteği verilmedi; güneşimizden başka yıldızların çevresinde dolanan binlerce yeni gezegen keşfedilmiş olmasına rağmen.

İlk nükleer reaktörü yapılandıran Nobel ödüllü fizikçi Enrico Fermi, dünya dışı yaşam konusunda tek bir sözcük bile yazmamıştır. Düşünceleri hakkında bir şeyler biliyoruz, çünkü fizikçi Eric Jones tarafından Fermi Paradoksu’nun çıkış yeri olan 1950’lerin Los Alamos’unda bulunmuş olan üç kişinin sözlü beyanları toplanmış: Emil Konopinski, Edward Teller ve Herbert York (Fermi 1954’te vefat etmişti).

Bu görgü tanıklarına göre, bir gazetede çıkan bir karikatür (New York caddelerinden topladıkları çöpleri uçan dairelerine taşıyan uzaylılar çizilmiş) hakkında konuşurlarken, Fermi şöyle demiş: “Herkes nerede?” Orada bulunan kişiler, onun etrafta hiç uzay gemisi görmediğimiz gerçeğine atıfta bulunduğunu düşünmüş ve konuşma yıldızlararası yolculuğun yapılabilme olasılığına kaymış. En net hatırlayan York gibi görünüyor ve şöyle diyor: “Hiç ziyaret edilmemiş olma nedenimizin, yıldızlararası yolculuğun olanaksız olmasından veya eğer olanaklıysa bile bu çabaya değmeyeceği [uzaylılar tarafından] düşünüldüğünden ya da teknolojik uygarlığın [uzaylıların] bunu yapacak kadar uzun süre hayatta kalamadığından olabileceğini belirtti.”

Hem York hem de Teller, Fermi’nin yıldızlararası yolculuğu sorguladığını düşünüyor; dünya dışı uygarlıkların varlığını/yokluğunu değil. Yani bugün kullanılan anlamı ile dünya dışı zeki yaşamın varlığını sorgulayan Fermi paradoksu, Fermi’nin düşüncelerini doğru yansıtmıyor. Fermi’nin yıldızlararası yolculuğa ilişkin kuşkuları şaşırtıcı değil; çünkü 1950’lerde roketler henüz yörüngeye bile ulaşmamıştı.”

Kaynaklar

www.www.space.com/25325-fermi-paradox.html

www.medium.com/the-space-perspective/is-the-fermi-paradox-really-a-paradox-4bd7825af45a

www.nobelprize.org/nobel_prizes/physics/laureates/1938/fermi-bio.html

www.bilimfili.com/fermi-paradoksu/

Matematiksel

Yazıyı Hazırlayan: Ceren Demir

Kendini, insanları, dünyayı tanıma ve anlama çabasında, belki de kaosta olan , filmin oyuncularından, dünya üzerindeki küçücük noktalardan biriyim. Pamukkale Üniversitesi ve AGH University of Science and Technology' de Uluslararası Ticaret ve Finans alanında kendimi eğitmeye çalıştım. Dokuz Eylül Üniversitesi'nde Ekonomi bölümünde yüksek lisansa devam ediyorum. Voleybol sporunda antrenör yardımcılığı yaptım ve lisanslı oynadım. Spora ve sanata düşkünüm. Resim yapmayı çok seviyorum. Klasik müziğe, doğaya, doğa sporlarına, felsefeye, psikolojiye, kitaplara ilgi duyuyorum. Okumayı, yazmayı, öğrenmeye çabalamayı çok seviyorum. Sanıyorum 7. günlüğüme başlayacağım. Satranç ve Rusça'ya merak saldım. Bahsettiğim tüm 'bencil' bilgilerimi önemsiz sayıyorum. Sadece denizdeki kum tanelerinden biri olduğumun farkındayım. Ancak okyanusları merak etmekten vazgeçemiyorum.

Bunlara da Göz Atın

Hayali Bir Bilimsel Makale, Bilime Katkı Yapabilir mi?

Akademik bir kaynak ararken ve ona erişememeniz oldukça sinir bozucu olabilir, ancak aradığınız makalenin aslında …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

ga('send', 'pageview');