Anasayfa » ZİHİN AÇAN YAZILAR » Enderlik Yanılgısı

Enderlik Yanılgısı

Neden azalan bisküvilerin tadı gittikçe lezzetlenir?

Bir oda dolusu çocuk…
Gürültü içinde oynuyorlar…
Belki biraz susarlar diye önlerine bir torba dolusu misket boşaltıyorsunuz…
Birden bire gürültü daha da artıyor; kavga, bağırış, çağırış…
Tıpatıp aynı büyüklükte, aynı güzellikte ve aynı parlaklıkta bir torba dolusu misket…
Ama bu torbada yalnızca bir tek mavi misket var ve tüm çocuklar ona sahip olmak için birbirleriyle yarışıyorlar. Amma da çocukça bir davranış değil mi?

2005’in Ağustos’unda Google çok seçkin ve sadece davet üzere verilen e-posta servisini duyurduğunda siz de o hesaptan bir tane edinmek için delirdiniz değil mi? Oysaki yeni bir e-posta hesabına ihtiyacınız yoktu.

Peki neden?

Gmail diğer rakip ürünlerden daha iyi olduğundan değildi, sadece o posta hesabını herkes alamadığı içindi.

Gülümsediniz di mi?Yetişkinler de amma çocukça davranıyor (!)

Rana sunt cara” derdi Romalılar, ender olan kıymetlidir. Gerçekten de enderlik kaygısı insanlık tarihi kadar eskidir.

Emlakçılık yapan bir adam. Ne zaman satın almaya istekli ama kararsız biri oltasına takılsa, hemen ona telefon ediyor ve şöyle diyor: “Bir doktor dün gayrimenkule baktı. Çok ilgilendi. Sizin durumunuz nedir?”. Doktor – bazen profesör ya da bankacı – tamamen uydurma. Ama etkisi çok gerçek: İlgilenen kişileri satın almaya itiyor.

Neden?

Teklifin olası enderliği burada da etkili. Nesnel bakışla anlaşılabilir değil, çünkü ilgilenen kişi o gayrimenkulü söylenen fiyata ya istiyordur ya da istemiyordur – bu birtakım “doktorlardan” bağımsızdır.

Bisküvilerin kalitesini değerlendirmek için Profesör Stephan Worchel deneye katılan tüketicileri iki gruba ayırdı. Birinci grubu bütün bir paket bisküvi verildi. İkinci gruba ise sadece ikişer tane. Sonuç: Sadece iki bisküvi verilen katılımcılar bisküvinin kalitesini birinci gruba göre çok daha yüksek olarak değerlendirdi. Deney defalarca tekrarlandı, ama sonuç hep aynıydı.

“Stoklarımız sınırlıdır!” denilir reklamlarda. “İndirimde son gün!” diye bağıran afişler zaman kısıtlamasını gösterir. Sanat galerisi yönetenler tabloların çoğunun altına kırmızı bir nokta koymanın avantajını bilirler: Çoğu satılmıştır.

Pul biriktiririz, eski para ya da klasik araba – oysa hiçbirinin artık bir işlevi yoktur. Hiçbir postane eski pul kabul etmez, hiçbir mağazada eski paralarla ödeme yapamazsınız ve o klasik arabaların trafiğe çıkmasına izin verilmez.

Ama ne fark eder, önemli olan onların ender olmalarıdır.

Üniversite öğrencilerinden 10 posteri çekiciliklerine göre sıralamaları istendi. Ufak bir teşekkür olarak da posterlerden birini alabilecekleri sözü verildi. Beş dakika sonra o ana dek sıralamada üçüncü olarak değerlendirilen posterden kalmadığı söylendi. Ardından bir bahaneyle öğrencilerden posterleri tekrar sıralamaları istendi. Kalmayan poster birden bire ilk sıraya çıktı!

Bilimde bu olguya tepkisellik adı verilir. Bir seçenek elimizden alındığında, artık mümkün olmayan seçeneği daha çekici olarak değerlendirerek tepki veririz. Bu bir tür inat tepkisidir. Psikolojide Romeo ve Juliet tepkisi olarak da tanımlanır.

Shakespeare’ in acıklı ergenlerinin aşkı yasak olduğu için o kadar güçlüdür. Öte yandan özlemin illa ki romantik türden olması gerekmez. ABD’ de bir öğrenci kutlaması her şeyden önce sarhoş olmak anlamına gelir –çünkü ABD’ de 21 yaşın altında alkollü içecek tüketilmesi kanunen yasaktır.

Enderlik durumu karşısında tipik tepkimiz, gerçekçi düşünmenin kaybıdır.

Bu yüzden bir şeyi sadece fiyatı ve faydası üzerinden değerlendirin. Bir şeyin ender olup olmaması ya da doktorun o evi istiyor olması, sizin değerlendirmelerinizde bir rol oynamamalıdır.

Kaynak: Hatasız Düşünme Sanatı, Rolf Dobelli, NTV Yayınları.

Matematiksel

Paylaşmak Güzeldir

Yazıyı Hazırlayan: Busra Meral

Busra Meral
Okumak, araştırmak, yeni şeyler öğrenmek, bunlar üzerinde düşünmek, tartışmak ve paylaşmak benim için büyük keyif. Yazmak ise bambaşka bir dünya. Kurumsal hayat karmaşasından kaçıp buraya sığınıyorum. Paylaştıkça her şeyin daha güzel olacağına gönülden inanıyorum. "Okumak bir insanı doldurur, insanlarla konuşmak hazırlar, yazmak ise olgunlaştırır." Francis Bacon

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.