En Sevdiğimiz Konu: Kendimiz, En Sevdiğimiz Yer: Sosyal Medya

Bilgi edinmek, duyguları paylaşmak, haber vermek, kendimizi ifade etmek için dilden yararlanırız.

Peki, dili en sık ne için kullanıyoruz dersiniz? Kendimizden söz etmek elbette…

Uzmanlara göre bunun altında basit bir neden yatıyor: Kendisi hakkında konuşmak insana kendini iyi hissettiriyor.

Bununla ilgili olarak Proceedings of the National Academy of Sciences’ta iki aşamalı bir çalışma yayımlandı. Çalışmanın ilk bölümünde 195 katılımcıdan sırasıyla kendilerinin ve başkalarının fikirleri ve kişilik özellikleri hakkında konuşmaları istendi.

Bu sırada her birinin beyninde gerçekleşen sinirsel etkinlik gözlendi. Sonuçta katılımcıların kendileriyle ilgili konuştukları sırada, beyindeki üç bölgede yoğun bir sinirsel etkinlik olduğu gözlendi.

Bu bölgelerden biri, kişinin kendiyle ilgili bir şey düşünürken etkin olduğu tespit edilen medial prefrontal korteksti. Ancak etkinlik görülen diğer iki bölge, insana zevk veren eylemlerin ardından duyulan hazla ilişkili olan, nükleus akümbens ve ventral tegmental alandı.

Bu sinirsel tepki, kişinin kendisini başkasına anlatmasının mı yoksa kendisi hakkında düşünmesinin mi sonucuydu? Araştırmacılar bu durumu netleştirmek için çalışmanın ikinci aşamasına geçti.

Aynı katılımcılardan bu kez laboratuvara bir arkadaşlarını da getirmeleri istendi. Onlar fMRI makinesine bağlı halde soruları yanıtlarken arkadaşları yan odada bekledi. Tıpkı ilk aşamada olduğu gibi katılımcılara kendilerinin ya da bir başkasının düşünce ve tutumları hakkında sorular soruldu. Ancak her soru öncesinde katılımcılara, verdikleri cevapların yan odadaki arkadaşlarıyla paylaşıp, paylaşılmayacağı haber verildi.

Tahmin edildiği üzere, ilk aşamada olduğu gibi, kendileri hakkındaki soruları yanıtladıkları zaman katılımcıların beyinlerinin güdülenme ve hazla ilgili bölgelerinde daha fazla hareket gözlenmişti. Söyledikleri arkadaşlarıyla paylaşıldığında ise söylediklerinin gizli kaldığı duruma göre daha yoğun bir etkinlik olduğu gözlendi.

Yani kişinin hem kendisi hakkında konuşması hem de konuşurken söylediklerini birinin duyması,ilgili mekanizmayı harekete geçiriyordu. En yoğun etkinlik ise ikisi birden yapıldığında idi.

Buna göre, insanlar belki de söz konusu hazzı yaşamak için kendileri hakkında konuşmaya başka hiç bir konuya olmadığı kadar fazla yöneliyor, bunu da özellikle çevrelerinde başkaları varken yapıyorlardı.

İnsanın kendisi hakkında konuşma merakı, söz konusu sosyal medya olduğunda çok daha belirgin.

İnsanlar yüzyüze konuşmaların ortalama %60’ında kendilerinden bahsederken, sosyal medya platformlarında bu oran %80’e çıkıyor.

Günümüzde yazma eylemi iletişimin en önemli parçası. İnsanlar bir konu hakkındaki düşüncelerini, o sırada ne yaptıklarını, kime kızdıklarını, kimi sevdiklerini, hangi etkinliğe gittiklerini hatta ne yediklerini bile birkaç saniye içinde yazarak istedikleri kişilerle paylaşabiliyor.

Sosyal medyada yaptığı paylaşımlara başkalarının tepki verip vermemesi de kişinin kendini nasıl hissettiği konusunda önemli bir etken.

Örneğin 2015’te Social Influence’ta yayımlanan bir çalışmada katılımcıların bir bölümünün 48 saat boyunca Facebook’ta bir şey paylaşmasına izin verilmezken diğer gruba böyle bir kısıtlama getirilmedi.

Sonuçta elde edilen verilere göre Facebook’ta bir şey paylaşmayanların anlamlı bir sosyal hayata sahip olma ve aidiyet gibi ihtiyaçlarının daha az karşılandığını düşündükleri gözlemlendi.

Laboratuvar ortamında gerçekleştirilen ikinci çalışmada ise araştırmacılar bu kez Facebook’ta durum güncellemesi yapan grubun hesaplarında bir ayarı değiştirerek başkalarının bu güncellemelere yanıt vermesine engel olmuş. Kimseden bir tepki alamayan bu katılımcıların -diğer katılımcı grubundakilerde gözlenenlere ek olarak- özsaygılarında düşüş olduğunu düşündüklerine işaret eden veriler elde edilmiş.

Uzmanların belirttiğine göre sosyal medya paylaşımlarına herhangi bir yanıt, yorum almayan kişiler,kimsenin paylaşımıyla ilgilenmediğini ve önemsenmediklerini düşünüyor. Bu da özsaygıyı zedeliyor, tatminsizlik hissi doğuruyor.

Kendinden bahsetmenin, hazzın yanı sıra toplumsal bağları güçlendirmek, bilgiyi paylaşmak ve “ideal ben”i başkalarına göstermek gibi pek çok amacı olabilir. Ancak görünen o ki asıl önemli olan, söylediklerinizi birilerinin duyup duymaması ve bunlara tepki verip vermemesi.

Pınar Dündar

Yazı sitemize kısaltılarak eklenmiştir. Tam metin için:

http://www.bilimteknik.tubitak.gov.tr/makale/en-sevdigimiz-konu-kendimiz-en-sevdigimiz-yer-sosyal-medya

Yazıyı Hazırlayan: Matematiksel

Bu yazı gönüllü yazarlarımız tarafından hazırlanmış veya sitemiz editörleri tarafından belirtilen kaynaktan aslına uygun kalınarak eklenmiştir.

Bunlara da Göz Atın

Deprasyonda mısınız ya da Değil mi? Algoritmalar Yardımı İle Artık Bunu Anlamak Mümkün

Bir çok kişi günümüzde zamanının çoğunu sosyal medya ağları civarında dolanarak geçiriyor. Bilim insanları da …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.