Sosyoloji

El Âlem Ne Der? FIRO Modeli Açıklar

Toplumsal yaşamın gerekliliklerinden biri olarak ortaya çıkan sosyal uyum güdüsünün, gelenekler, örf adet ya da ananeler gibi toplumsal inanç ve alışkanlıklarla beslendiği ve bu güdünün kitleleri yöneltme aracı olarak kullanılabildiği bilinen bir gerçekliktir.

İçgüdülerin bu şekilde yönlendirilmesi esnasında harekete geçen psikolojik öğeler nelerdir sorusuna bireyler arası uyum açısından yanıt arayan Schutz (1958) FIRO modeli ile konuya açıklık getirmektedir. FIRO modelinin açılımı “Fundamental Interpersonal Relations Orientation”, bunu kısaca kişiler arası uyum modeli olarak çevirebiliriz.

Kişiler Arası Uyum Ne Demektir?

Bireyin yeni bir gruba dâhil olurken içsel dünyasında yaşadıklarını açıklama konusunda oldukça başarılı olan FIRO modeli, “kişiler arası ilişkilerde uyumun temel öğelerini” sunmaktadır. Modele göre birey ve grup arasındaki ilişkiyi belirleyen faktörler, arzuladığımız ve kaçındığımız 3 psikolojik ögeden oluşmaktadır:

  • Hissedilmek istenen: Önemsenme, Tamamlama, Sempati.
  • Kaçınılan: Yok sayılma, Aşağılanma, Dışlanma.

Sonuçta verilen kararlar

1: Diğerleriyle ne kadar etkileşime girmeliyim sorusunun yanıtı olan gruba dâhil olma derecesi, önemsenme arzusu ve yok sayılma korkusu arasında kurulan bir dengeyle belirlenir.

2: Diğerlerine ve duruma etki etme derecesine ise tamamlama arzusu ve aşağılanma korkusu arasındaki dengeye göre karar verilir.

3: Başkalarının bizi ne kadar tanıyacağını belirleyen açıklık derecesine ise sempati arzusu ve dışlanma korkusu arasındaki dengeye göre karar verilir.

Yani, her an her davranışta oldukça rahat gözlemlenebilen önemsenme arzusunun ne kadar güçlü olduğu ve yok sayılmaktan ne kadar korktuğumuzu hızlı şekilde tartıp, sonucunda başkalarıyla ne kadar etkileşime gireceğimize karar veriyoruz.

Aşağılanma ve dışlanma korkusu çok yüksekse kendimizi başkalarına açmamayı yani kişiliğimizi mümkün olduğunca gizlemeyi tercih ediyoruz. Bunun sonucunda başkalarının takdir edeceği ve gerçekçi olmayan bir yansıtma ile farklı bir karakter sergileme eğilimi başlıyor. Biraz düşündüğünüzde ya da birkaç davranışı gözlemlediğinizde olduğundan farklı görünmeye çalışan insanları rahatlıkla fark edebilirsiniz. Bizi etkileyen psikolojik öğelerin etkisinde bir gruba dâhil olma şeklimizi belirledikten sonra, bazen bazı aşamalar atlanmasına rağmen genel hatlarıyla şu aşamalardan sonra grup tam olarak istenilen haline gelmektedir.

Grup denince burada ilk kez katıldığınız bir yürüyüş ekibinden, iş yerindeki takım oluşturma çabalarına kadar her türlü dâhil olma aklınıza gelebilir. Sevdiğiniz takımın taraftan grubundan, mahalledeki oyun grubuna kadar ikiden fazla insanın bir amaç için bir araya geldiği her olay bu sınıfta ele alınabilir.

Evet, artık bir olaya dâhil olmak istediğinizde el âlem ne der diye sizi düşündüren psikolojik ve sosyal öğelerin farkındasınız. Dahil olmak istediğiniz grupta mutlaka bir geçiş aşaması olacağını da bildiğinize göre, korkularınızın farkında olarak sizin için doğru olanı tercih etmenin oldukça önemli olduğu söylenebilir. Aynı modelde yer alan kendinizle ilgili şu sürece dikkat etmenizi tavsiye ederim:

Başkalarıyla ya da kendimizle ilgili algılarımız;

  • —Hisleri etkiler;
  • —Hisler davranışları etkiler;
  • —Davranışlar olayların sonuçlarını etkiler;
  • —Oluşan sonuçlara göre tutum gelişir;
  • —Tutum algıları etkiler;

Böylece süreç başa döner ve geçmiş davranışların gelecekteki tercihlerimizin alt yapısını oluşturduğunu görürüz. Bu döngüyü kırıp geçmişin istenmeyen yükünden kurtulmanın en önemli araçlarından biri farkında olmaktır. Sizi, neyin ne kadar etkilediğini fark ederseniz aynı sorunları yeniden yaşamaktan kaçınabilirsiniz.

Çok geç olmadan kontrolü elinize almanız dileğiyle…

Okuma Önerisi: Sorumluluktan Kaçış Hali: Sosyal Kaytarma

Kaynaklar:

  • Kuşaklar Arası Etkin İletişim ve Davranış, Eğitim Yayınevi, 2018.
  • Schutz, W. C. (1958). FIRO: A Three-Dimensional Theory of Interpersonal
    Behavior. Oxford, England.
  • Tuckman, B. W. (1965). “Developmental Sequence in Small Groups”.
    Psychological Bulletin, 63(6): 384-399.

Matematiksel

Fatma İnce

Son günlerde doğrusal olup olmadığı tartışılan zaman kavramı, telafisi mümkün olmayan en kıymetli kaynaklarımızdan biri olarak, bizi hayata geliş amacımızı bulmak için zorlamaktadır. Günlük hayatın koşuşturması içinde hızla akıp giden hayat, sınırlı bir süre içinde keşfedilmesi gereken birçok fırsatı aynı anda sunmaktadır. Hayatı keşfederek ve hakkını vererek yaşayabilmenin en önemli anahtarlarından biri kendinizi tanımaktır. Bu nedenle, her şeye ve herkese vakit ayırırken en kıymetli varlığımızı ihmal etmemek için kendimize yatırım yapmamız gerekmektedir. Bilgi birikimi artırmak ve bunu isteyen kişilerle paylaşmak kişinin kendisini geliştirerek başkalarına fayda sağlayabilmesinin en güzel yöntemlerinden biridir. Bu nedenle, belirli bir süreyi kapsayan yaşamın her anının farkında olmak yani farkındalık her şeyin başlangıcıdır. Kişisel farkındalık ve kendini keşfetme sürecinde bilgi alışverişi yaparak bu serüveni benimle paylaşmanız dileğiyle, iyi okumalar…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.