BİLİM TARİHİ

Edwin Hubble: Evreni Genişleten Adam

Son 100 yılda gökbilimciler kuasarları, pulsarları, kara delikleri ve uzak güneşlerin yörüngesinde dönen gezegenleri keşfetti. Ama bütün bunlar Edwin Hubble’ın 1920’lerde birkaç yıl içerisinde yaptığı keşifler yanında sönük kalır.

O zamanlar meslektaşlarının çoğu, birkaç yüzbin ışık yılı genişliğindeki Samanyolu Galaksisi’nin bütün bir evreni oluşturduğunu düşünüyordu. Ama uzayın derinliklerini gözleyen Edwin Hubble, Samanyolu’nun milyonlarca galaksiden sadece biri olduğunu fark etti.

Ama Hubble bu başarısını bile gölgede bırakacak bir diğer keşifte bulundu. Bu galaksilerden oluşan kozmosun genişlediğini, tıpkı dev bir balon gibi şiştiğini gösterdi.

Evrenin Genişlemesi Ne Anlama Geliyor?

Evrenin genişlemesi, kaçınılmaz olarak Büyük Patlama teorisine sağlam bir zemin hazırlamıştır. Nitekim, bir genişleme varsa bunun bir de başlangıcı olmak zorundadır. Her ne kadar popüler kültürümüzde Büyük Patlama bir çeşit infilak gibi düşünülse de aslında zihinde canlandırılması gereken olay bir “ani genişleme” olmalıdır.

Evrenin genişlemesiyle ilgili diğer bir önemli nokta, genişlemenin herhangi bir merkezinin olmamasıdır. Samanyolu’ndan baktığımız zaman her yöndeki uzak gökcisimlerinin zamanla daha çok uzaklaştığını görüyoruz. Ancak bu uzaklaşma belirli bir merkezden dışa doğru değildir.

Kısaca Edwin Hubble

Hubble Chicago Üniversitesi’nde matematik, astronomi ve felsefe dersleri aldı. Akademik ve atletik hünerleri ona Oxford’da Rhodes bursu kazandırdı. Hubble İngiltere’de atletik uğraşılarını sürdürdü boks yaptı, parkurlarda koştu ve British Isles’daki ilk beyzbol takımlarından birinde oynadı.

Oxford’da, ölen babasına verdiği sözden dolayı bilim yerine hukuk okusa da tutkusu bilimdi. Okuldan sonra, Wisconsin’deki Yerkes Gözlemevi’nde, Nebula adı verilen soluk, puslu lekeler üzerinde, işe başladı.

Hubble’ın gökbilimci olarak becerileri kendisine prestijli Wilson Dağı Gözlemevi’nden teklif almasını sağlayacak kadar etkileyiciydi. Artık dünyadaki en güçlü teleskop olan henüz tamamlanmış 100 inçlik (2,54 metrelik) Hooker Teleskobuyla uzayın derinliklerini gözlemeye hazırdı.

Hubble, dağın tepesinde en büyük bilimsel rakibi Harlow Shapley ile karşılaştı. Shapley Samanyolu’nun büyüklüğünü ölçmesiyle ünlenmişti. Ama Shapley kozmosun Samanyolu’ndan ibaret olduğunu iddia ediyordu. Işıltılı nebulalar ona göre, görece olarak yakın olan ışıyan gaz bulutlarıydı.

Hubble bundan o kadar emin değildi. Nitekim, üç yıl sonra bunun aksi kanıtını bulacaktı. Andromeda nebulasında bir Cepheid değişken yıldızı olduğunu farkeden Hubble, Shapley’in tekniğini kullanarak nebulanın yaklaşık 1 milyon ışık yılı uzakta olduğunu gösterecekti. Yani, Andromeda nebulası Samanyolu’nun sınırlarından çok uzaklardaydı.

Hubble evrenin büyük ve Samanyolu’nun önemsiz olduğunu keşfetmekle bir anda büyük bir bilimsel üne kavuştu. Ama Hubble çoktan yeni bir problemle uğraşmaya başlamıştı.

Yıllardır, gökbilimciler nebulalardan gelen ışığın olması gerekenden daha kırmızı olduğunun farkındaydı. Bu “kızıla-kayma” denen şeyin en muhtemel sebebi gözlemciden uzağa doğru hareketti.

Hubble Yasası

Hubble ve asistanı Milton Humason bu uzaklaşan nebulaların mesafelerini ölçmeye başladı ve bugün Hubble Yasası olarak bilinen şeyi buldu: bir galaksi dünyadan ne kadar uzaksa o kadar hızlı uzaklaşmaktadır.

Einstein Hubble’in keşfini duyduğunda çok sevindi. On yıldan fazla bir zaman önce ortaya koyduğu genel görecelik teorisi ona evrenin ya genişlediğini ya da daraldığını söylüyordu, ama gökbilimciler bunu ispat edemiyorlardı. Bunun sonucunda Einstein doğru bildiğinden şaşarak, denklemlerinde, “kozmolojik sabit” dediği ve evreni kendi içine çökmekten koruyan bir tür karşı-çekim kuvveti kullanmak zorunda kalmıştı.

Ama Hubble’ın keşfiyle kozmolojik sabit birdenbire gereksiz hale geldi. Neticede, Einstein’ın sezgileri doğru çıkmıştı. Büyük gafı, kendinden kuşku duymasıydı ve 1931’de Caltech’e ziyareti sırasında büyük ve minnettar fizikçi teleskobu görmek ve kendisini akılsızlıktan kurtaran Hubble’a şahsen teşekkür etmek için Wilson Dağı’nın tepesine kadar tırmandı.

Hubble – Lemaitre Yasası

Edwin Hubble’ın evrenin genişlemesi üzerine yaptığı çalışmalar nedeniyle evrenin genişlemesini açıklayan yasa “Hubble Yasası” olarak anılıyordu. Ancak Uluslararası Astronomi Birliği yasanın adının “Hubble Lemaitre Yasası” olarak değiştirilmesini için 2018 yılının Ekim ayında kabul etti.

Nitekim, Belçikalı fizikçi Georges Lemaitre, Albert Einstein’ın denklemlerinden yola çıkarak evrenin genişlediğini teorik olarak gösteren ilk kişidir. Hem de Edwin Hubble’dan iki yıl önce!

***

Edwin Hubble, 1936 yılında yayınladığı, keşiflerine ilişkin kitabı “Nebulaların Bölgesi” ile ününü pekiştirdi. Hubble’ın astronomiye son büyük katkısı Palomar Dağı üzerindeki Hale teleskobunun tasarımı ve yapımındaki merkezî rolü oldu.

Hooker’dan dört kat daha güçlü olan Hale 40 yıl boyunca dünyanın en büyük teleskobu olacaktı. Daha da uzun bir süre dünyanın en büyük teleskobu olabilirdi, ama yapımı İkinci Dünya Savaşı yüzünden yarım kaldı,

Hubble, 1949 yılında hizmete girdiğinde nihayet Hale ile ilgilenmeye başladı. Ama çok geçti; bir kalp krizi geçirdi ve hiçbir zaman eski sağlığına kavuşamadı.

Hubble’ın içine ukde olan tek şey çok istediği Nobel Ödülünü alamamış olması oldu. Ne var ki, astronomi için ödül yoktu ve Nobel komitesi astronominin fiziğin bir dalı olarak görülebileceğine karar verdiğinde artık çok geçti.

Edwin Hubble belki de adının, Hubble Uzay Teleskobu’na verilmiş olmasından teselli bulurdu. Bu teleskop şimdi kendisinin yerine uzayın derinliklerini araştırıyor.

Matematiksel

Sibel Çağlar

Kadıköy Anadolu Lisesi, Marmara Üniversitesi, ardından uzun süre özel sektörde matematik öğretmenliği, eğitim koordinatörlüğü diye uzar gider özgeçmişim… Önemli olan katedilen değil, biriktirdiklerimiz ve aktarabildiklerimizdir bizden sonra gelenlere... Eğitim sisteminin içinde bulunduğu çıkmazı yıllarca iliklerimde hissettikten sonra, peki ama ne yapabilirim düşüncesiyle bu web sitesini kurmaya karar verdim. Amacım bilime ilgiyi arttırmak, bilimin özellikle matematiğin zihin açıcı yönünü açığa koymaktı. Yolumuz daha uzun ve zorlu ancak en azından deniyoruz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu