ZİHİN AÇAN YAZILAR

Edvard Munch’un Efsane Çığlık Tablosu Soluyor mu?

Edvard Munch’un ünlü “Çığlık” isimli tablosu üzerindeki son çalışmalar tablonun yavaş yavaş solmaya başladığını gösteriyor.

Edvard Munch (1863-1944) özellikle Çığlık (The Scream) isimli tablosuyla bilinen Norveçli ekspresyonist (dışavurumcu) ressamdır.

1893 tarihli eser, 2012 yılında New York’ta 119,9 milyon dolara satılarak dünyanın en pahalı tabloları arasına girmişti.

Munch melankolisinin sonucu olan bu efsanevi tabloyu son haline getirmeden önce 1893’te başlayarak 1910’a kadar farklı boyalar kullanarak tam 4 tane “Çığlık” tablosu yapmıştır. Bu eserlerin hepsi modern insanın bunalımlarını, iç sıkıntısını, korkularını ve kaygılarını (angst) aktarıyor bizlere.

Bu arada Çığlık eserine epey takıntılı insanlar varmış ki eser 1994 ve 2004’te iki defa çalındı. 1994’te çalındığında hırsızlar Oslo Ulusal Galeri yetkililerine ”zayıf güvenlik için teşekkürler” şeklinde bir not yazmıştı.

Günümüzde Çığlık Tablosu Ne Durumda?

Peki şimdi tablo ne durumda? Gerçekten solmaya mı başladı?

Son zamanlarda sanat dünyasında bilimsel yöntemlerin kullanımı artış göstermekte. Bunun sebebi sanat eserlerinin korunmasından ziyade eserlerle ilgili müşterilerin resmi teyitler, kanıtlar istemesi, sanat eserlerinin nasıl oluştuğunun analiz edilmesi, bir de son zamanlarda yeni yeni fark edilen fenomen olarak eserlerdeki gizli mesajların ortaya çıkarılabilmesi sayılabilir.

Öyle ki bir sanat eserinin yüzeyinde gördüklerimiz ile yüzeyinin altında gizli olan açığa vurulmak istemeyen mesajlar olabiliyor.

Örnek için 2012 yılında yapılan bir çalışma sonucu Dahi Van Gogh’un Still life with Meadow Flowers and Roses (1886) eserinin görünenden ötesini şuradan keşfedebilirsiniz: Kröller-Müller Museum

Çığlık eserine geri dönelim..

Sanat dünyası, eserleri derinlemesine incelemek için X-Ray dışında pigment analizine de sıkça yönelmeye başladı. Böylece kullanılan eserlerde kullanılan renklerin adeta soyağacı ve evrimi ortaya çıkarılabiliyor.

“Çığlık” tablosu üzerindeki son çalışmalar ise tablonun yavaş yavaş solmaya başladığını gösteriyor.

Eserin 1910 versiyonundan alınan küçük boya örnekleri çok güçlü bir elektron mikroskobu altında incelendiğinde tuvalin parlak turuncu-sarı olan kısımlarının fildişi beyazına döndüğü görüldü.

19. yüzyılın sonlarından ve 20. yüzyılın başlarındaki resimlerin neden değişime uğradığını anlamak için laboratuvarlara yönelen bilim insanları Vincent van Gogh’un bazı eserlerinde kullandığı krom sarısının bir kısmının kahverengileşmeye; morlarının mavileşmeye başladığını da belirtiyorlar. Ancak Edvard Munch’un çalışmaları hakkında görece daha az şey biliniyor.

New York Harlem’de “Çığlık” eseri için araştırma yapan Güzel Sanatlar Bilimsel Analiz Laboratuvarı Başkanı Jennifer Mass, Çığlık eseriyle ilgili görmek istemeyeceğiniz değişime vurgu yapıyor.. Nanokristallerin resim üzerinde büyümesiyle merkezi figürün ağzının yakınındaki, gökyüzündeki ve sudaki bozulmanın kesin olarak kanıtlandığını belirtiyor.

“The Scream” in solgunluğunun ayrıntılı varyasyonu. Sağ üstten sola doğru resimdeki dikdörtgenler soluk renkteki alanları gösteriyor.
-Munch Müzesi-

Munch Müzesi’ndeki **konservatörler ve araştırmacıların, konu hakkında Dr. Mass ile temasa geçme sebeplerinden biri de profesörün ve meslektaşlarının daha önce de Henri Matisse’in eserleri üzerinde çalışmış olması ve kadmiyum (çinko cevherlerinde yaygın bulunan ağır metal elementlerden) sarısı uzmanlığına sahip olması olarak açıklandı.

Dr. Mass’in meslektaşlarından Adam Finnefrock da bir zamanlar Paul Cézanne’ın zümrüt yeşili pigmentlerinin küçük örneklerini Stanford Üniversitesi’ndeki bir parçacık hızlandırıcısına götürüp analiz etmişti.

Jennifer Mass, çığlık tablosu

Sanatçının materyallerinin daha ayrıntılı bir şekilde analiz edilmesi için yapılan araştırmalarda, Dr. Mass’in ekibi de Munch’un yaklaşık 1.400 boya tüpünü kullandı.

Zamanla sarı kadmiyum sülfürün, kadmiyum sülfat ve kadmiyum karbonat olmak üzere iki beyaz kimyasal bileşiğe oksitlenmiş (herhangi bir maddenin bünyesine oksijen alarak kimyasal özelliklerini kaybetmesi) hale geldiği görüldü.

Mass, 1880’lerle 1920’ler arasında yapılan kadmiyum sarısı ile boyanmış ekspresyonist (dışavurumcu- expressionism) ve empresyonist (izlenimci-impressionism) eserler için benzer durumları deneyimleyeceğini tahmin ediyor.

***

Bilimsel araştırmalar -koruma ya da kimlik doğrulama için olsun, bir sanat nesnesi hakkında çıplak gözün göremediğini, bir resmin gerçekte kaç yaşında olduğunu, yüzeyinin altında çizimler içerip içermediğini veya eserin korunduğu ortamdaki hangi faktörlerin eserde bozulmalara neden olabileceğini ortaya çıkarmaya devam edecek gibi gözüküyor.

Özellikle Edvard Munch ile aynı dönemde çalışan sanatçıları ve onların eserlerini korumak için bunun önemli bir süreç olduğunu söyleyebiliriz.

Sanat Uzmanı sevgili arkadaşım Dr Cyril Thiaudière bu yeni haberi görmemi sağladı. Kendisine teşekkürlerimi sunarım.

Detaylı okuma için:

https://www.nytimes.com/2020/02/07/arts/design/the-scream-edvard-munch-science.html

Çığlık Tablosu ve Edvard Munch Hakkında Daha Fazlası İçin:

* https://www.edvardmunch.org/the-scream.jsp#prettyPhoto

** ”Kısaca Konservatör Ne İş Yapar?” İçin:

Matematiksel

Paylaşmak Güzeldir

Ceren Demir

Kendini, insanları, dünyayı tanıma ve anlama çabasında, belki de kaosta olan; filmin oyuncularından, dünya üzerindeki küçücük noktalardan biriyim.. Dokuz Eylül Üniversitesi'nde Ekonomi bölümünde yüksek lisansa devam ediyorum. Spora, sanata (özellikle resim sanatı), müziğe, doğaya, doğa sporlarına, felsefeye, psikolojiye, kitaplara, filmlere düşkünüm.. Okumayı, yazmayı, öğrenmeye çabalamayı çok seviyorum. Küçük yaşlardan itibaren birikmiş 9 adet günlüğüm var. Amaçlı ve amaçsız yaşamanın çeşitli noktalardan artı ve eksileri olduğunu düşünsem dünyadaki her şeyin gelip geçici olduğuna inanıyorum. Yine de -her şeye rağmen- ben uzun süredir amacı olanlardanım.. Buradan enerji sağlayabiliyorum.. Çoğunlukla enerjik, dışa dönük olsam da yeri geldikçe oldukça içe kapanmaya ve yalnızlığa susayabiliyorum. İkisi de keyifli ve öğretici.. Matematiksel sitesinin öncelikle hayranı olan bir okuruyum sonra Matematiksel’e katkı sağlamaya çalışan enfes ekibin bir parçasıyım. Özetle bu dünyayı bir rüyaymış gibi (Is this the real life? Is this just fantasy?) hissedip iyi bir insan olarak '‘kalmaya'’ çabalayan, sonsuzmuş gibi üretmeye çalışan insanlardan olarak; bahsettiğim 'bencil' bilgilerimi önemsiz sayıyorum. Sadece denizdeki kum tanelerinden biri olduğumun farkındayım. Ancak okyanusları merak etmekten vazgeçemiyorum. Yaşam keşifle canlanıyor..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı