Eğitim Bilimleri

Duygusal Emek: Emeğin Görünmeyen Yüzü

O kadar değerli bir karşılığı var ki söylendiği vakit dahi insanın içini ısıtan bir kavram, emek. Emek mücadeledir, güçtür, dayanışmadır, sevgidir, özveridir. Bir işçi emekçisinin mücadelesinde, bir kadının gücünde, bir annenin sevgisinde, bir öğretmenin özverisinde vücut bulabilir. Her ne kadar akla gözle görülür, fiili eylem halini çağrıştırıyor olsa da emeğin bir de görünmeyen yüzü vardır. Bu da duygusal emek olarak bilinir.

Duygusal emek kavramı, ilk defa 1983 yılında Amerikalı sosyolog Arlie Russell Hochschild tarafından kullanılmıştır. Hochschild’in “The Managed Heart” isimli kitabında ele alınan duygusal emek, aslında sosyal aktörlerin günlük
yaşamlarındaki performanslarına atıf yapmaktadır. Çalışanlardan, hizmet sunarken duygularını kurum politikaları
ve stratejileriyle uyumlu bir şekilde yönetmeleri beklenmektedir. Müşterilerle empati kurmak, belirli roller üstlenmek ve inanmasalar da veya çok daha farklı hisler içinde olsalar da, kendilerinden beklenilen şekilde davranmaları gerekmektedir. Hochschild, çalışanların müşterilerle kurdukları ilişkilerde, müşterileri seyirci, çalışanları aktör, işyerini ise sahne olarak tanımlamıştır.

Duygusal Emek Nedir?

Sosyal yaşantımız birtakım ilişkilerden oluşur. Bu ilişkiler sürecindeki duygularımızı da bazı kurallara göre yönetiriz. Bu sayede farklı durumlara uygun davranışlar gösterir ve bu yeteneğimizi de farkına varmaksızın geliştiririz. İster istemez çalışma yaşamımızda da birtakım duyguları ve davranışları yansıtırız. Ancak bir çok durumda da duygularımızı bastırmak zorunda kalırız. Örneğin bu nedenle, hizmet sektöründe çalışan bir kişi, gerçek duygusu ne olursa olsun tüm günü yüzünde sahte bir gülümseme ile geçirmek zorunda kalabilir. Oysa ki hiçbirimiz her zaman aynı ruh hali içerisinde olamayız. Bu nedenle bizden beklenen duyguları gösterme çabası, çalışanlar üzerinde zamanla strese neden olur. Bunun devamında da duygusal tükenme gelir.

Duygusal emeğin talep edildiği insanlar üzerindeki en temel etkisi bitkinliktir. Başkalarını memnun edecek şekilde davranmak zorunda kalmak yorucu ve sinir bozucu olabilir. Bu hem iş yaşantımızda verimin düşmesine hem de diğer insanlar ile kurduğumuz ilişkilere yansır.

İşyerinde duygusal emek, müşterileri memnun etmek adına çalışanlara yönelik uygulama ve kurallardan oluşmaktadır. Müşteri hizmetlerine odaklanan ve insanlara “müşteri her zaman haklıdır” gibi davranan bir toplumda, çalışanlar genellikle bu nedenle acı çekmeye terk edilir. 

Öğretmenlik Ve Duygusal Emek Süreci

Öğrencilerle, velilerle, diğer meslektaşlarla ve toplumun tüm paydaşları ile etkileşim ve iletişim halinde olan öğretmenlik mesleği, duygusal emek gerektiren mesleklerin başında gelir. Kaliteli, iyi bir öğretimin beş faktörüne değinen McKinney (1998) öğretmenin görevlerinden bahsederken en önemlilerinden birisi olarak, öğretmenlerin ders sırasında kullandıkları jestlerin, mimiklerin, farklı anlatım biçimlerinin, el, vücut hareketleri ile öğrencilerle kurdukları göz temasının önemine değinmiştir. Öğretimi bir eğlence şovuna benzetebilme süreci olarak gördüğünü belirtmiştir.

Bu durum öğretmenlikte duygusal emek davranışının gerekliliğini ortaya koyar. Öğretmenlerin ruh halleri, öğrenci-veli-yönetici iletişimi ile ilgili yaşadıkları etkileşimleri, özel hayatları, maddi zorlukları, sürekli değişen sisteme uyum çabaları vs. ne olursa olsun her gün öğrencilerinin karşısında yansıtmak durumunda kaldıkları durum budur. Yüzde koca bir gülümseme. Bu da mesleğin özveri ve fedakarlık boyutunu bir kez daha göz önüne sermektedir.

Bazen başkalarının yerine geçtiğimizde karşılaştıkları zorlukları ve zorlukları görebiliriz. Bu da, yaptıkları iş için başkalarını daha fazla takdir etmemize ve hatta yüklerini azaltmak için bu işin bir kısmını kendimiz üstlenmemize yol açabilir. Bu nedenle süreci anlamamız önemlidir. Çalışanlardan her zaman gülümseyerek hizmet vermelerini veya kötü muameleye tepki vermemelerini istemek yasa dışı olmasa da, daha az mutlu çalışanlara sahip olmanın bir yoludur. Bu nedenle yalnızca müşteriler için değil tüm insanlar için adaleti merkeze alan işyeri politikaları oluşturmak, herkesin üzerindeki duygusal emek yükünü azaltmanın çözümüdür.

Kaynakça

  • Karakaş, A. & Tösten, R. & Kansu, V. & Aydın, A.S. (2016). Öğretmenlerin Duygusal Emek Davranışlarının İş Doyumlarına Etkisi.
  • Güngör, M. (2009). Duygusal Emek Kavramı: Süreci ve Sonuçları.
  • Yurtseven, C. (2019). Öğretmenlerin Özerklik Davranışları İle Duygusal Emekleri Arasındaki İlişki.
  • What Is Emotional Labor?; Bağlantı: https://www.verywellmind.com/

Matematiksel

Başa dön tuşu