EĞİTİM

Duygusal Emek: Emeğin Görünmeyen Yüzü

O kadar değerli bir karşılığı var ki söylendiği vakit dahi insanın içini ısıtan bir kavram, emek. Emek mücadeledir, güçtür, dayanışmadır, sevgidir, özveridir…

Bir işçi emekçisinin mücadelesinde, bir kadının gücünde, örgütlü mücadelenin dayanışmasında, bir annenin sevgisinde, bir öğretmenin özverisinde vücut bulabilir. Her ne kadar akla gözle görülür, fiili eylem halini çağrıştırıyor olsa da emeğin bir de görünmeyen yüzü var ki o da duygusal emek hali.

Duygusal emek kavramı, Amerikalı sosyolog Arlie Russell Hochschild tarafından The Managed Heart: Commercialization of Humman Feeling (Yönetilen Kalp: İnsan Duygularının Ticarileştirilmesi) isimli kitabı ile literatüre kazandırılmıştır.

Duygusal Emek Nedir?

İnsanların sosyal hayatları birtakım ilişkilerden oluşmaktadır. Bireyler bu ilişkileri süresince duygularını bazı kurallara göre yönetmekte, durumlara uygun davranışlar göstermekte, bu yeteneklerini de farkına varmaksızın geliştirmektedirler.

Sosyal ilişkilerde duygularını yönetmek durumunda kalan bireylerden çalışma yaşamı da işin gereği birtakım duyguları ve davranışları yansıtmasını beklemektedir.

Örgütün(kurumun) isteklerine karşı birtakım duyguları göstermek durumunda kalan çalışanların bu konu ile ilgili gayret etmesi gerekmektedir.

Duygusal işçilik olarak da ifade edilen bu kavram, çalışanların örgütün amaçlarını gerçekleştirilmesi süresince duygularını yöneterek düzenlemeleri çabası, işlerini icra eden çalışanların bazı davranışları gösterip, belirli kalıp duyguları hizmet alana yansıtması durumudur.

Özellikle insanlar ile yüz yüze iletişimi gerektiren hizmet sektöründe karşımıza çıkan duygusal emek, çalışanın ruh hali nasıl olursa olsun kendisinden beklenen duyguları, mimikleri, tavırları, davranışları karşı tarafa hissettirmesi durumudur.

Çalışanlar her zaman aynı ruh hali içerisinde olmayabilirler. Çalışanların kendilerinden beklenen bu duyguları gösterme çabası, çalışanlar üzerinde stres yaratmakta, çalışanın ruh ve beden sağlığını ciddi ölçüde etkilemektedir.

Duygusal emeğe ilişkin beklentinin sonucunda oluşan duygusal tükenme, kaygı, stres durumları çalışanlarda çeşitli hastalıklara, işte devamsızlığa, verimsizliğe neden olabilmekte aynı zamanda çalışanların özel hayatlarına ve diğer insanlar ile kurdukları ilişkilerine de yansıyabilmektedir.

Duygusal Emek Süreci

Duygular elle tutulur, gözle görülür somut olgular olmamasına rağmen günümüz çalışma şartlarının somut unsurlarından biri haline gelerek maddi bir değere sahip olmuştur.

Hochschild duygusal emek sürecini; örgütün yönlendirme ve isteği ile oluşan duyguların gösterimi, çalışanların örgütün beklediği duyguları yansıtmak için gösterdiği gayret ve duygusal emeğin ticarileşip, metalaşması olmak üzere üç aşamada ele almıştır.

Fiili emeklerinin yanı sıra duygularını da emek sürecine dahil eden çalışanların emekleri, kapitalist üretim ilişkilerinde piyasanın sağlıklı bir şekilde işlemesi için aracı konumuna gelmiştir.

Yüzeysel Rol Yapma

Yüzeysel rol yapmada duruş şeklimizde, gülümsememizde, vücut dili ile dışarıdan görünüşümüzde birtakım değişiklikler yaşanmaktadır. Derinden rol yapmada ise, duygularımız, gerçek hislerimiz üzerinden gösterdiğimiz çabadır.

Öğrencilerle, velilerle, diğer meslektaşlarla ve toplumun tüm paydaşları ile etkileşim ve iletişim halinde olan öğretmenlik mesleği, duygusal emek gerektiren mesleklerin başında gelmektedir.

Kaliteli, iyi bir öğretimin beş faktörüne değinen McKinney (1998) öğretmenin görevlerinden bahsederken en önemlilerinden birisi olarak, öğretmenlerin ders sırasında kullandıkları jestlerin, mimiklerin, farklı anlatım biçimlerinin, el, vücut hareketleri ile öğrencilerle kurdukları göz temasının önemine değinmiştir. Öğretimi bir eğlence şovuna benzetebilme süreci olarak gördüğünü belirtmiştir.

Bu durum öğretmenlikte duygusal emek davranışının gerekliliğini ortaya koymaktadır. Öğretmenlerin ruh halleri, öğrenci-veli-yönetici iletişimi ile ilgili yaşadıkları etkileşimleri, özel hayatları, maddi zorlukları, sürekli değişen sisteme uyum çabaları vs. ne olursa olsun her gün öğrencilerinin karşısında yansıtmak durumunda kaldıkları duygusal emek davranışları, mesleğin özveri ve fedakarlık boyutunu bir kez daha göz önüne sermektedir.

Öğretmenler duygu durumları göz önünde bulundurulduğu zaman daha etkin, özverili, fedakar ve gönüllük esasına dayalı olarak çalışmakta, ellerinden gelenin fazlasını yapma konusunda çaba sarf etmektedirler.

Bu sebeple, eğitim kurumlarında öğretmenlerin uymakla yükümlü oldukları kurallar ve davranış kalıpları çok da biçimselleştirilmeden, öğretmenleri sahte ve yapmacık duygu gösterimlere zorlamadan, doğal ve içten duygularını öne çıkaracak şekilde bir yönetim anlayışı benimsenmelidir.

İlknur ÇETİNKAYA

Kaynakça

Karakaş, A. & Tösten, R. & Kansu, V. & Aydın, A.S. (2016). Öğretmenlerin Duygusal Emek Davranışlarının İş Doyumlarına Etkisi.

Güngör, M. (2009). Duygusal Emek Kavramı: Süreci ve Sonuçları.

Önal, G. (2009). Öğretmenlerin Duygusal Emek Düzeyleri İle Örgütsel Vatandaşlık Davranışları Arasındaki İlişki.

Yurtseven, C. (2019). Öğretmenlerin Özerklik Davranışları İle Duygusal Emekleri Arasındaki İlişki.

Beğenirbaş, M. & Yalçın, R. C. (2012). Öğretmenlerin Kişilik Özelliklerinin Duygusal Emek Gösterimlerine Etkileri.

Matematiksel

İlknur Çetinkaya

Nelson Mandela'nın sözleri ile ‘’Bir toplum, kendini en belirgin biçimde çocuklarına nasıl davrandığıyla ortaya koyar. Başarımız, her toplumun en kırılgan fertleri ve aynı zamanda en büyük zenginliği olan çocuklarımızın mutluluğu ve sağlığıyla ölçülmelidir’’. Çocuklarımızın yaşamdan, öğrenmekten keyif aldığı, öğrenmenin sınıfların dört duvarı arasına hapsedilmediği, çocuklarımızın özgür hissettiği, oyun oynayabildiği, çocukluklarını yaşayabildikleri, başarılarının sınavla ölçülmediği, her birinin başarıyı yetenekleri ve ilgi alanlarında tattığı, yüzlerinden gülümsemenin eksik olmadığı güzel yarınlara

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu