Dünya’nın Komşuluğu: Çevremizde Ne Var?

Pek çoğumuzun astronomiye ilgisi “uzaklara” duyduğu merakla başlamıştır. Halbuki uzaklara açılmak için önce yakınlara yelken açmak gerekir…

Çevremizde ne var?

Atmosferimizin “uzaya” kavuştuğu “ekzosfer” dediğimiz dış sınırı belirsiz ve Dünya’nın yüzeyinin 1000 km uzağında başlayan en dış katmanı, uzayın bize göre başlangıç yarıçapı olarak kabul edilebilir.

Daha uzaklara açıldıkça pek çok yapay uyduyla karşılaşırız, bu esnada yer yüzeyinden yaklaşık 3600 km mesafede ve Ekvator düzleminde yer alan pek çoğu iletişim amaçlı “yer senkron” uydulara ulaşırız. Yakın yörünge uyduları günde onlarca kez Dünya’nın etrafında dolanırken, “yer senkron” uydularının dönüş periyotları 24 saat olduğu için bu uydular hep aynı boylamın üzerinde kalırlar.

***

Daha uzaklarda, Dünya’dan yaklaşık 380 bin km mesafede, doğal uydumuz Ay yer alır.

Ay’ın yarıçapı Dünya’nın yarıçapının %27’si, kütlesi de Dünya’nın kütlesinin %1,2’si kadardır. Ay, kütlece o kadar büyüktür ki Jüpiter’in üç ve Satürn’ün bir uydusunun ardından Güneş Sistemi’nde 5. büyük kütleye sahip uydu unvanına sahiptir. Ay’ın Dünya’yı özel kıldığına dair dikkate değer görüşler vardır.

***
Güneş Sistemi’nde yolculuğa devam

Biraz daha uzaklara açıldığımızda ilk önce Güneş’e uzaklıkları bakımından birinci, ikinci ve dördüncü sırada yer alan Merkür, Venüs ve Mars’ı görürüz.

Bize uzaklıkları (Dünya’nın ve bu gezegenlerin Güneş etrafında farklı dönüş periyotları olduğu için) değişken olan bu gezegenlerin yerini kafamızda daha iyi canlandırabilmek için Güneş’e ortalama uzaklıklarını esas alabiliriz: Dünya’nın Güneş’e olan uzaklığı yaklaşık 150 milyon km’yken (yani yaklaşık 8 ışık dakikasıyken); Merkür, Venüs ve Mars’ın Güneş’e yaklaşık ortalama uzaklıkları sırasıyla 58 milyon km, 108 milyon km ve 228 milyon km’dir.

Merkür, Venüs ve Mars’ın ortak özellikleri Dünya gibi kayasal gezegenler olmaları, yani katı yüzeyleri olmasıdır. Bunun dışında Dünya’ya pek de benzemezler: Merkür neredeyse Ay kadardır ve atmosferi yok gibidir. Çoban yıldızı lakaplı Venüs ise karbondioksitçe zengin, aşırı yoğun ve sıcak bir atmosfere sahiptir.

Mars, içlerinde insanlık için en çok “gelecek” vaat edeni görünse de ince atmosferi, soğuk yüzeyi ve manyetik alana sahip olmamasıyla aslında Dünya’dan çok farklıdır.

***

Bizden 150 milyon km mesafede, bize en yakın yıldız olan Güneş yer alır. Güneş, adını verdiği sistemin kütlesinin çok büyük bir kısmına sahiptir, yani sadece hayatın kaynağı olmakla kalmaz aynı zamanda Dünya’dan 2 mertebeden (102 kattan) büyük yarıçapı ve 300 bin kattan daha büyük kütlesiyle adeta devasa bir varlıktır!

Peki Güneş gerçekten de özel bir yıldız mıdır?

Gece gördüğünüz tüm yıldızlar, şu sarı halkanın bir parçası.

Tabii Dünya için önemi tartışılamaz ama Gökadamızdaki diğer yıldızlara bakarsak Güneş’in G tayf tipine sahip (daha teknik ve ayrıntılı yazılırsa tayf tipi “G2V” olan) sıradan bir anakol (çekirdeğindeki hidrojenini helyuma dönüştürme süreci içinde bulunan) yıldız olduğunu düşünebiliriz.

Sadece anakol yıldızlara baktığımızda bile Güneş’ten çok daha büyük boyutlarda ve kütlelere sahip yıldızların var olduğunu biliyoruz. Gökadamızda ve büyük olasılıkla diğer gökadaların da pek çoğunda Güneş’ten daha küçük ve daha yaşlı olan anakol yıldızları çoğunluktadır.

Böyle bakarsak Güneş, benzerine çok rastlanan bir yıldız olsa da ondan daha “sıradan” başka tip yıldızlar da mevcuttur. Hatta Güneş bu yıldızlara göre nispeten daha gençtir.

Güneş’imizden Dünya yüzeyinde sıvı suyun ve dolayısıyla bildiğimiz anlamda yaşamın mümkün olabildiği uzaklıktayız. Diğer yıldızlar etrafında da yine bu uygun koşulların sağlanabileceği gezegenlerin olduğuna dair son yıllarda pek çok bulguya rastladık (örneğin en son Proxima Centauri etrafında keşfedilen öte gezegen gibi). Öte gezegenlerle ilgili araştırmalar arttıkça evrendeki yerimizi daha iyi anlayabilecek ve belki günün birinde bizim dışımızda bir medeniyetin var olduğunu bile keşfedebileceğiz. Hatta belki Güneş’ten daha yaşlı ve küçük yıldızların etrafındaki gezegenlerde akıllı yaşamlar olduğunu bulabileceğiz.

***

Güneş Sistemi’nin Mars yörüngesi dışına doğru yol aldığımızdaysa sırasıyla karşımıza (Güneş’e olan uzaklıklarına göre sıralarsak) asteroid kuşağı ardından da Jüpiter, Satürn, Uranüs ve Neptün gezegenleri gelir.

Bu gezegenlerin ortak özellikleri “gaz devleri” olmaları, yani kayasal gezegenler gibi katı yüzeyleri olmamasıdır. Jüpiter bu gezegenler içinde büyük farkla en büyük kütleye sahip olanıdır (Jüpiter’in kütlesi en yakın takipçi Satürn’ün kütlesinin 3 katından fazladır).

Jüpiter’in (ve belki kısmen de Satürn’ün) Dünya’yı ve dolayısıyla yaşamı Güneş Sistemi’nin dış bölgelerinden gelen kuyrukluyıldız ve asteroid gibi gök cisimleri tarafından çarpılmaktan koruyan bir kalkan görevi yaptığı ve bunun Dünya’da yaşamın kalıcı olabilmesinde katkıya sahip olduğuna dair görüşler bulunmaktadır.

Hem Jüpiter hem de Satürn’ün çevresinde çok sayıda uydu yer alır. Bu uydular da kayasal gök cisimleridir. Satürn’ün Titan uydusunda sıvı metandan göller, nehirler bulunmaktayken, Jüpiter’in Europa uydusunun yüzeyinin buzla kaplı olduğu bilinmekte ve bu buzun altında çok geniş ve derin bir okyanusun yer aldığı düşünülmektedir.

Jüpiter ve Satürn’ün diğer pek çok uydusu da bu tür ilgi çekici özelliklere sahip olup belki de aralarında henüz keşfetmediğimiz yaşam formları içerenleri bile olabilir.

Gaz gezegenlerinden en yakını olan Jüpiter Güneş’e yaklaşık 778 milyon km (0,72 ışık saati) kadar uzakken, en uzak gaz gezegeni olan Neptün’ün Güneş’e ortalama uzaklığı yaklaşık 4,5 milyar km (4,17 ışık saati) kadardır.

***

Neptün’ün ötesinde de en ünlüleri Plüto olan pek çok küçük gezegen yer almaktadır. Kuiper kuşağı olarak da adlandırılan bu daha dış bölgede küçük gezegenlerin yanı sıra Mars ile Jüpiter arasındaki asteroid kuşağında olduğu gibi pek çok küçük gökcismi yer alır. Güneş Sistemi’nin en dışında da Güneş’ten 1-2 ışık yılı uzaklıkta yer aldığı düşünülen Oort bulutunun bulunduğu ve kimi kuyrukluyıldızların kaynağının bu kuşak olduğu düşünülmektedir.

***

Geçmişten günümüze uzak çevremiz hakkında çok şey öğrendik, çok şey keşfettik. Ancak unutmayalım, hâlâ da keşfedecek çok şey var!

Kaynak: Doç. Dr. Sıtkı Çağdaş İNAM, “Dünya’nın komşuluğu”, Bilim ve Ütopya Dergisi, sayı 272

Matematiksel

Sibel Çağlar

Kadıköy Anadolu Lisesi, Marmara Üniversitesi, ardından uzun süre özel sektörde matematik öğretmenliği, eğitim koordinatörlüğü diye uzar gider özgeçmişim…Önemli olan katedilen değil, biriktirdiklerimiz ve aktarabildiklerimizdir bizden sonra gelenlere...Eğitim sisteminin içinde bulunduğu çıkmazı yıllarca iliklerimde hissettikten sonra, peki ama ne yapabilirim düşüncesiyle bu web sitesini kurmaya karar verdim.Amacım bilime ilgiyi arttırmak, bilimin özellikle matematiğin zihin açıcı yönünü açığa koymaktı.Yolumuz daha uzun ve zorlu ancak en azından deniyoruz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
Kapalı