Dolunayı Suçlamaktan Vazgeçelim!

İşler normalden daha karışık olduğunda, “Dolunay mı var?” cümlesi tekrarlanan nakarattır.

Ancak düzinelerce çalışma gösteriyor ki, ay tamamen suçsuz…

Bu durum bizlere, zeki ve mantıklı insanların bile nasıl güçlü ve gerçeklikle hiç de bağdaşmayan inançlar geliştirebildiğini gösteriyor.

Günümüzde bir çok kişi, trafik kazaları, hastaneye yatış, ameliyat sonuçları, kanserden kurtulma oranları, kadınların adet çevrimi, doğumlar, uyku bozuklukları, depresyon, şiddete ve suça yönelik davranışlarda dahi, Ay’ın evrelerinin insanların işleri üzerinde etkisini sebep olarak gösterme eğilimdedir.

İşin ilginç tarafı, bu inanış sadece sıradan insanlar tarafından değil, bazen konunun uzmanları tarafından da desteklenmektedir. Örneğin, 2004 yılında bir hemşirelik/bakım dergisindeki (Nursing Journal) çalışma, Barcelona’daki bir tıbbi birime hastane kabul sayısına dolunayın etkisini ileri sürer.

Elbette devamında yapılan çalışmalar da önceki çalışmanın veri toplama ve analizindeki hataları ortaya çıkararak ilk çalışmayı çürütür. Verilerin yeniden analizi ise, Ay döngüsü ile kabul sayısının bağlantısının olmadığını gösterir.

Bilim insanları bile bu konuda ikiye bölünmüş durumda anlayacağınız, bir kısmı ayın evrelerinin canlılar üzerindeki etkilerini ortaya koyuyor, diğer kısmı da öne sürülen tezleri çürütmeye çalışıyor.

Koca bir zaman kaybı…

Öyleyse tüm kanıtlara rağmen, hatalı inanışlar neden yaşamaya devam ediyor?

Bunun en önemli sebeplerinden birisi bilim insanlarının “onay önyargısı” (confirmation bias) olarak adlandırdıkları tanım. İnsanların eğilimleri, inanışlarını onaylayan açıklamaları yorumlama ve onları yalanlayan verileri reddetme yönündedir.

Bir dolunay gününde hayat telaşlı bir hal aldığı zaman, çoğu insan inançlarını onaylayan ilişkiyi hatırlar. Diğer yandan dolunaya denk gelmeyen telaşlı günler ise hemen reddedilir ve inançlarını sağlamlaştırmadığı için unutulur.

Ancak unutmayalım, hatalı inançların toplumsal bedelleri büyük olabilir. Buna bir örnek olarak, yakın zamanda aşı karşıtı yürütülen kampanyalar gösterilebilir.

Aşılar doğru ve geniş ölçüde kabul görmüş en büyük toplumsal sağlık başarılarından birisi olsa da, bilimsel gerçeklerle uyuşmayan inanışlar nedeniyle günümüzde halen bir çok insan aşıyla önlenebilir hastalıklar nedeniyle ölmektedir.

Kanıt temelli sorgulanabilirlikle yüzleşmeye ve inançlarının yanlış olabileceğini kabul etmeye olan isteklilik daha doğru bir dünya görüşü üretecektir ve daha iyi bir karar verme mekanizması ile sonuçlanacaktır.

Bunun için işe belki de, Ay hakkındaki yanılgımızı kabul ederek başlayabiliriz…

Referans: https://www.sciencedaily.com/releases/2015/03/150330163029.htm

Matematiksel

Sibel Çağlar

Kadıköy Anadolu Lisesi, Marmara Üniversitesi, ardından uzun süre özel sektörde matematik öğretmenliği, eğitim koordinatörlüğü diye uzar gider özgeçmişim…Önemli olan katedilen değil, biriktirdiklerimiz ve aktarabildiklerimizdir bizden sonra gelenlere...Eğitim sisteminin içinde bulunduğu çıkmazı yıllarca iliklerimde hissettikten sonra, peki ama ne yapabilirim düşüncesiyle bu web sitesini kurmaya karar verdim.Amacım bilime ilgiyi arttırmak, bilimin özellikle matematiğin zihin açıcı yönünü açığa koymaktı.Yolumuz daha uzun ve zorlu ancak en azından deniyoruz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Başa dön tuşu
Kapalı