Psikoloji

Dokunmatik Toplumların Fobileri: Netlessfobi, Nomofobi ve Diğerleri

İnternet ve dijital teknolojiler, hepimizin yaşam biçimini etkiledi. Sonuçta her gün gelişen ve değişen teknoloji sayesinde herhangi bir şeye tıklayarak anında erişebilen dokunmatik bir topluma dönüştük. Ortalama her gün 6 saat 42 dakika internette zaman harcıyoruz. Bunun yaklaşık üçte birini de sosyal platformlarda geçiriyoruz. Dijital dünyaya adapte oluşumuzla birlikte de değişen yaşam şeklimiz bizlerde yeni nesil korkuların oluşmasına neden oluyor. Bu yazı da muhtemel adını çok fazla kimsenin bilmediği yeni nesil fobilerimizden bir kaçını ala alalım.

Netlessfobi

İngilizce’de ‘Being NetlessFobia’ adıyla ifade edilen bu kavram, dilimize ise ‘İnternetsiz Kalma Korkusu’ olarak çevrilmekte. Kısaca da Netlessfobi olarak adlandırılmakta. Netlessfobi kişinin internetin yoksunluğundan rahatsızlık duyarak, internetin olmadığı ortamlardan kaçınmasını ele almaktadır. Netlessfobiyi normal internet kullanımından ayıran temel etken internette yoğun olarak zaman geçirilmek istenmesidir. Bu noktada internet, netlessfobi yaşayan bireylerde bağımlılık yaratan madde etkisi göstermektedir. Sınır tanımayan günümüz teknolojisi netlessfobik bireyleri beslemektedir. Bu fobiyi yaşayan bireyler sosyal medya hesaplarını da sürekli olarak kontrol etme alışkanlığına sahiptir.

Nomofobi

Amerika’da yapılan bir araştırmada, yetişkinler cüzdanlarını kaybettiklerini en az ortalama dört saat sonra fark ederken, cep telefonlarında bu durum 20 dakikaya düşüyor. Nomofobi, klinik psikolojide bireyin mobil bir cihaza erişemediğinde ya da mobil cihaz üzerinden iletişim kuramadığında yaşadığı endişe ve istemsiz korku durumudur. İlk olarak 2008 yılında İngiltere’de Post Office’in çalışmasında ‘No Mobile Phone Phobia’ kelimelerinin kısaltılması ile oluşturulmuştur. Nomofobi bireye dışarıya telefonsuz çıktığında, telefonu çekmediğinde ya da şarjı bittiğinde ortaya çıkarak kaygı vermeye başlar. Bu durum, bireyin günlük yaşamındaki işlere odaklanmasını engeller. Sıklıkla telefonunuzu kontrol ediyorsanız, yanınızda yedek batarya taşıyorsanız, gece telefonunuzu kapatamıyorsanız, yatağa telefon ile giriyorsanız ve yine uyanır uyanmaz telefonunuzu kontrol ediyorsanız, nomofobik sayılırsınız.

Siberhondrik

Siberhondrik, var olduğunu düşündüğü hastalıkları hakkında internet ortamında bilgi, belge ve tedavi yöntemleri araştırarak kendisine tanı koymaya çalışma ya da tedavi etme uğraşında olma durumudur. Bu kişiler forumları, blogları inceler hatta yabancı makaleleri bile araştırmaya koyulabilirler. En kötüsü, siberhondrik kişi, sadece bir şikayetle ilgilenmez. Bedenlerindeki en ufak bir aksamayı ya da rahatsızlığı genelde abartılı sonuçlara götürerek araştırırlar. Siberhondrik hastaların en çok ilgisini çeken doğal tedavilerdir. Çünkü ilaçlara çok güvenmezler. Bu nedenle zamanla şifalı bitkiler konusunda uzman düzeyinde bir bilgiye de erişebilirler. İnternetteki bilgi kirliliğini düşününce, hele bir de söz konusu sağlığınız olduğunda varsa bu alışkanlığınızı bir an önce bırakmanızı öneririz.

Fomo ( Fear of Missing Out)

İnternetle birlikte hayatımıza giren aşırı hızlı bilgi akışı, sizde gelişmeleri takip edememe endişesi yaratabilir. Gelişmeleri kaçırma kaygısı ya da korkusu yaşıyorsanız, fomo olabilirsiniz. Psikolog Andrew Przybylski tarafından kaygı bozukluğu olarak tanımlanan bu durum gelişmeleri kaçırma olarak özetlenebilir. Bu korku aslında geleneksel medya ve kaynaklardan (gazete, televizyon, dergi, kitap vb.) uzaklaşmanın sonucudur. Bütün yaşamı tek bir ekranda arayan ve dünyayı o araç vasıtasıyla algılamaya çalışan bireylerin karşı karşıya kalacağı önemli bir sorundur. Bu korkuyu yaşayan bireyler, sosyal ağlar haricinde kendilerini yalnız ve dışlanmış hisseder. Günlük yaşamdaki ilişkilerinde eksik olan sevgiyi sosyal medyada paylaşım yaparak gidermeye çalışır.

Ego sörfü ( Online Narsizm)

Belli aralıklarla kendi adınızı internette aratıp kendinizle ilgili gelişmeleri takip ediyorsanız, ego sörfüne yakalanmış olabilirsiniz. Kişi kendini o kadar çok beğenir ki bunun sanal âlemdeki yansımalarını da incelemek ister. Kendiniz hakkındaki paylaşımları, beğenileri ve yorumları takip etmekten geri duramıyor olmanız da bu hastalığın bir başka çeşididir.

Peki ama ne yapmalı?

Öncelikle her birinin sıradan bir psikolojik rahatsızlığa göre çok yaygın olduğunu bilmekte fayda var. İlk aşamada sahip olduğumuz semptom ya da rahatsızlığı kabul etmeliyiz. Bilim insanları, bu tür belirtilere karşı özellikle “teknoloji detoksu” denen yöntemleri öneriyorlar. Bir nevi kişinin internet ve cihazlardan uzaklaşarak, katı kurallar uyguladığı ilkelleşme süreci şeklinde tanımlayabiliriz. Belli süre zorunda kalmadıkça cihazlardan ve internet uzak kalmak, bağımlılıklarınızı fark etmenizi kolaylaştıracaktır.

Göz Atmak İsterseniz

Kaynaklar:

Matematiksel

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu