YAŞAM

Dokunmatik Toplumların Fobileri: Netlessfobi, Nomofobi ve Diğerleri

İnternet ve dijital teknolojiler, toplumların yaşam biçimlerini etkilemiş, her gün gelişen ve değişen bu ağlarla herhangi bir şeye tıklayarak anında
erişebilen dokunmatik toplumlara dönüşmesine zemin hazırlamıştır.

Dünyamızda yaşayan 7.7 milyar insandan 5.11 milyarının mobil telefon kullanıcısı olması, 4.38 milyarının internet erişiminin olması ve 3.48 milyarının ise aktif sosyal medya kullanıcısı olması bu durumun bir göstergesidir.

Bireyler her gün ortalama olarak 6 saat 42 dakika internette zaman harcamaktadır. 4.4 milyar internet kullanıcısının her gün en çok google, similerweb ve alexa gibi arama motorlarını, ikinci olarak youtube ve üçüncü olarak da facebook gibi siteleri ziyaret ettiği görülmektedir.

İnternet kullanıcıları, ortalama olarak her gün 2 saat 16 dakika boyunca başka bir ifadeyle toplam internet zamanlarının yaklaşık üçte birini sosyal platformlarda geçirmektedir. Sosyal medyada harcanan zaman kültürler arasında farklılık göstermekte olmasına rağmen ülkemiz sosyal medyada fazlaca zaman geçiren ülkeler arasında yer almaktadır.
(https://wearesocial.com/blog/2019/01/digital-2019-global-internet-use-accelerates, 20.09.2019).

Kaygı bozukluklarından biri olan fobi, kişinin korku derecesinin günlük yaşamını aksatacak düzeye erişip onun normal işlevini engelllediği zaman ortaya çıkan doğal olmayan bir durumdur. Dijital dünyaya adapte oluşumuzla değişen yaşam şeklimiz insanlarda yeni nesil korkuların oluşmasını sağlamıştır.

Okuma önerisi: Fobi Nedir? Neden Olur? Nasıl Düzelir?

Yeni Nesil Fobilerimiz

Netlessfobi

İngilizce’de ‘Being NetlessFobia’ adıyla ifade edilen bu kavram, dilimize ise ‘İnternetsiz Kalma Korkusu’ olarak çevrilmekte, kısaca Netlessfobi
olarak adlandırılmaktadır. Netlessfobi kavramı, kişinin interneti uzun süre kullanımından ziyade aslında internetin yoksunluğundan rahatsızlık duyarak, internetin olmadığı ortamlardan kaçınmasını anlatmaktadır.

Netlessfobiyi normal internet kullanımından ayıran temel etken internette yoğun olarak zaman geçirilmek istenmesidir. Bu noktada internet, netlessfobi yaşayan bireylerde bağımlılık yaratan madde etkisi göstermektedir.

Sınır tanımayan günümüz teknolojisi akıllı mobil cihazlar, tabletler, taşınabilir bilgisayarlar, taşınabilir şarjlar, internete bağlanan saatler ile netlessfobik bireyleri beslemektedir. Yine de doyum sağlayamayan bu bireyler internetin olmadığı ortamlara girmekten kaçınmakta,
bu tür ortamlarda bulunduklarında ise fiziksel tepkiler verebilmektedir.

Netlessfobide sürekli olarak internete bağlı kalma ihtiyacı ön plandadır ve bu fobiyi yaşayan bireyler sosyal medya hesaplarını da sürekli olarak kontrol etme alışkanlığına sahiptir.

Nomofobi

Amerika’da yapılan bir araştırmada, yetişkinler cüzdanlarını kaybettiklerini en az ortalama dört saat sonra fark ederken, cep telefonlarında bu durum 20 dakikaya düşüyor.

Nomofobi, klinik psikolojide bireyin mobil bir cihaza (cep telefonu, tablet ya da bilgisayar) erişemediğinde ya da mobil cihaz üzerinden iletişim kuramadığında yaşadığı endişe ve istemsiz korku durumudur.

Nomofobi kelimesi, ilk olarak 2008 yılında İngiltere’de Post Office’in çalışmasında ‘No Mobile Phone Phobia’ kelimelerinin kısaltılması ile oluşturulmuştur. Nomofobi bireye dışarıya telefonsuz çıktığında, telefonu çekmediğinde ya da şarjı bittiğinde ortaya çıkarak kaygı vermeye başlar. Bu durum, bireyin günlük yaşamındaki işlere odaklanmasını engeller.

Sıklıkla telefonunuzu kontrol ediyorsanız, yanınızda yedek batarya taşıyorsanız, gece telefonunuzu kapatamıyorsanız, yatağa telefon ile giriyorsanız ve yine uyanır uyanmaz telefonunuzu kontrol ediyorsanız, nomofobik sayılırsınız.

Siberhondrik

Siberhondrik, var olduğunu düşündüğü hastalıkları hakkında internet ortamında bilgi, belge ve tedavi yöntemleri araştırarak kendisine tanı koymaya çalışma ya da tedavi etme uğraşında olma durumudur. 

Bu kişiler forumları, blogları inceler hatta yabancı makaleleri bile araştırmaya koyulabilirler. En kötüsü, siberhondrik kişi, sadece bir şikayetle ilgilenmez. Bedenlerindeki en ufak bir aksamayı ya da rahatsızlığı genelde abartılı sonuçlara götürerek araştırırlar. 

Siberhondrik hastaların en çok ilgisini çeken doğal yani natürel tedavilerdir. Çünkü ilaçlara da çok güvenmezler. Bu nedenle zamanla şifalı bitkiler konusunda uzman düzeyinde bir bilgiye de erişebilirler.

İnternetteki bilgi kirliliğini düşününce, hele bir de söz konusu sağlığınız olduğunda varsa bu alışkanlığınızı bir an önce bırakmanızı öneririz.

Fomo ( Fear of Missing Out)

İnternetle birlikte hayatımıza giren aşırı hızlı bilgi akışı, sizde gelişmeleri takip edememe endişesi yaratabilir. Gelişmeleri kaçırma kaygısı ya da korkusu yaşıyorsanız, fomo olabilirsiniz. Psikoloji alanında da psikolog Andrew Przybylski ve arkadaşları tarafından kaygı bozukluğu olarak çalışılan FoMO, tanım olarak da 2013 yılında Oxford English Dictionary’e girmiş ve kaçırma korkusu, kayıp, yoksunluk hissi olarak kavramsal hale getirilmiştir.

Gelişmeleri kaçırma korkusu aslında geleneksel medya ve kaynaklardan (gazete, televizyon, dergi, kitap vb.) uzaklaşılmasının bir sonucudur. Bütün yaşamı tek bir ekranda arayan ve dünyayı o araç vasıtasıyla algılamaya çalışan bireylerin karşı karşıya kalacağı önemli bir sorundur.

Bu korkuyu yaşayan bireyler, sosyal ağlar haricinde kendilerini yalnız ve dışlanmış hissetmekte, günlük yaşamdaki ilişkilerinde eksik olan sevgiyi sosyal medyada paylaşım yaparak gidermeye çalışmakta, sinir, endişe, depresyon, yetersizlik ve aşağılık hissi gibi duygular yaşamaktadırlar.

Ego sörfü ( Online Narsizm)

Belli aralıklarla kendi adınızı internette aratıp kendinizle ilgili gelişmeleri takip ediyorsanız, ego sörfüne yakalanmış olabilirsiniz. Kişi kendini o kadar çok beğenir ki bunun sanal âlemdeki yansımalarını da incelemek ister. Kendiniz hakkındaki paylaşımları, beğenileri ve yorumları takip etmekten geri duramıyor olmanız da bu hastalığın bir başka çeşididir.

Peki ama ne yapmalı?

Öncelikle her birinin sıradan bir psikolojik rahatsızlığa göre çok yaygın olduğunu bilmekte fayda var. İlk aşamada sahip olduğumuz semptom ya da rahatsızlığı kabul etmeliyiz.

Bilim insanları, bu tür belirtilere karşı özellikle “teknoloji detoksu” denen yöntemleri öneriyorlar. Bir nevi kişinin internet ve cihazlardan uzaklaşarak, katı kurallar uyguladığı ilkelleşme süreci şeklinde tanımlayabiliriz. Bir ay, 15 gün ya da 1 haftalık sürelerle, zorunda kalmadıkça cihazlardan ve internet uzak kalmak, bağımlılıklarınızı fark etmenizi kolaylaştıracaktır.

Kaynaklar:

Sürekli internetten hastalık arayanlar nasıl bir kişiliğe sahip?; https://www.medikalakademi.com.tr/hastalik-hastasi-miyiz/

Dokunmatik Toplumların Fobileri: Netlessfobi, Nomofobi ve Fomo Kavramları Üzerine Bir İçerik Analizi Çalışması, https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/1049969

Matematiksel

Sibel Çağlar

Kadıköy Anadolu Lisesi, Marmara Üniversitesi, ardından uzun süre özel sektörde matematik öğretmenliği, eğitim koordinatörlüğü diye uzar gider özgeçmişim… Önemli olan katedilen değil, biriktirdiklerimiz ve aktarabildiklerimizdir bizden sonra gelenlere... Eğitim sisteminin içinde bulunduğu çıkmazı yıllarca iliklerimde hissettikten sonra, peki ama ne yapabilirim düşüncesiyle bu web sitesini kurmaya karar verdim. Amacım bilime ilgiyi arttırmak, bilimin özellikle matematiğin zihin açıcı yönünü açığa koymaktı. Yolumuz daha uzun ve zorlu ancak en azından deniyoruz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu