Doğru Sandığımız Yanlışlar

Kulaktan dolma bazı bilgilere sahibiz. Bunlar sıkça duyduğumuz, doğru kabul ettiğimiz, aklımızın bir köşesine yerleşmiş bilgi kırıntıları. Oysa kimi zaman bunların çok da doğru olmayabileceğini bilmemiz gerekli…

Su, Gökyüzünün Rengini Yansıttığı İçin Mavidir

Birçok kişi, denizlerin, gökyüzündeki mavi rengin yansıması nedeniyle mavi renkte göründüğünü düşünür. Ancak, denizlerin mavi renkte görünmesinin gerçek nedeni, sıklıkla şeffaf olarak algılanan suyun aslında mavi renkte oluşu.

Her madde, ışığın farklı dalgaboylarını soğurur ya da yansıtır. Maddenin rengini veren, yansıtılan ışık dalga-boylarının renkleridir. Su molekülleri, az da olsa ışığın belirli dalga boylarını soğurur. Suya girdiği andan itibaren, ışığın ilk olarak kırmızı dalgaboylarındaki bileşeni soğurulmaya başlar. Su tarafından en az soğurulan dalga boyu her zaman mavi olduğu için, gözümüze ulaşan tek renk de mavidir. Ancak, bu olay o kadar düşük düzeyde gerçekleşir ki, ancak denizler ya da okyanuslardaki gibi metrelerce kalınlıktaki katmanlar halinde bulunan su kütlelerinde gerçekten mavi rengi görebiliriz. Miktarca çok az olan bir bardak suysa, sıklıkla gözümüze şeffaf görünür. Denizlerin bazen yeşil, sarı, kırmızı ya da başka renklerde görünmesinin nedeni de, su içindeki diğer organizma ya da maddelerin varlığıdır.

Denizlerin mavi görünmesinde gökyüzünün renginin de hiç rolü yok değil. Ancak, bu etkinin yaşanabilmesi için su yüzeyinin son derece durgun ve gözlem açısının da 10°’den düşük olması gerekiyor.

Soğuk Algınlığı Yalnızca Kış Hastalığıdır

Yazın sıcaklarında burnu akan birine “bu havada grip mi olunur?” dendiğini çok sık duyarız. Nedense, grip ve soğuk algınlığının, yalnızca soğukta kaldığımızda yakalanabileceğimiz hastalıklar olduğunu düşünürüz. Ancak, bu hastalıkların ortaya çıkmalarının gerçek nedeni virüsler. Bu nedenle de, düşük hava sıcaklıklarının soğuk al-gınlığıyla doğrudan bir ilgisi olmadığı gibi, yaz aylarında grip olmak da hiç şaşırılacak bir durum değil. Bu arada soğuk algınlığı, tıp dilinde “akut viral nazofaranjit” olarak biliniyor. Hatta, bakteri ve virüs gibi hastalık yapıcı organizmaların çoğunun soğukta yaşama şansının daha düşük olduğu da bir gerçek. Kış aylarında biraz daha sık hasta olmamızın nedeni, iç mekânlarda daha fazla vakit geçirmemiz ve yalnız uygun sıcaklıktaki iç mekânlarda yaşayabilen bu tür organizmalarla ve onları taşıyan hasta bireylerle daha sık karşılaşmamız.

Güneş Sisteminin Halkalı Gezegeni Satürn’dür

Gezegenlerin çevrelerindeki halkalar, uyduların çarpışmasından arta kalan gaz ve tozlarla, buz ve çeşitli gazları içeriyorlar. Güneş’e yakınlaştıkça gezegen çevresinde dönen buz miktarı da azaldığı için, sıklıkla Güneş’ten uzaktaki gaz devlerinin çevresinde halkalar bulunuyor. Güneş Sistemindeki gezegenler arasında, çevresinde halkaları bulunan tek gezegen Satürn değil. Jüpiter, Üranüs ve Neptün’ün de halkaları var. Ancak, Satürn’ün halkaları kadar belirgin ve göz alıcı değiller.

Göktaşı Düştüğü Yeri Yakar

Filmlerde gördüğümüz cayır cayır yanan göktaşı görüntüsü, yalnızca görsel etkiyi artırmak için yapılan masum bir aldatmaca. Çünkü, bir göktaşı Dünya’ya düştüğünde, o kadar yüksek sıcaklıkta olabilmesi pek de olası değil. Göktaşının atmosfere giriş hızı, dış kabuğunu eritebilecek kadar yüksek. Ancak, bu eriyen dış kabuk, düşüş sırasındaki sürtünme etkisiyle, hızlı bir şekilde göktaşının yüzeyinden uzaklaşıyor. Aynı sürtünme etkisi, göktaşının düşüşünü de yavaşlattığı için, atmosfere girişten sonra soğuma için ona biraz daha zaman kazandırıyor. Buna ek olarak, göktaşının iç kütlesini meydana getiren kayalar da, ısı iletiminde çok zayıflar. Bu nedenle, bir göktaşı Dünya’ya düştüğünde, en fazla “ılık” olabiliyor. Dolayısıyla da, düştüğü yerde kocaman bir çukur ya da krater oluştursa bile, bu bölgeyi yakması pek olası değil.

Ayın Bir Yüzü Daima Karanlıktır

Dünya’dan Ay’a bakan bir gözlemci için belki öyle, ama işin gerçeği biraz daha farklı. Ay’ın kendi çevresinde dönüş süresinin Dünya çevresinde bir tam tur atma süresine tam olarak eşit olduğunu biliyoruz. Bu nedenle, Dünya üzerindeki bir gözlemcinin Ay’ın her zaman aynı yüzünü gördüğü doğru. Ancak, bu gerçek Ay’ın diğer yüzünün daima karanlık olduğu anlamına gelmiyor. Ay’ın Dünya’ya bakan yüzüne “ön”, bizim hiç görmediğimiz yüzüne de “arka” diyelim. Ay, Dünya ve Güneş arasındayken, aslında arka yüzünde gündüz, bize bakan ön yü-zündeyse gece yaşanıyor. Yani, bizim karanlık olduğunu düşündüğümüz yüzü, Güneş’ten gelen ışınlar sayesinde aydınlık oluyor. Ay, Dünya’nın arkasına doğru geçtiğindeyse, ön yüzünde gündüz yaşanmaya başlarken, arka yüzünde gece oluyor.

Kediler Mart Ayında Çiftleşirler

Belki eskiden, kediler evcilleştirilmeden önce… Ancak, artık değil. Doğadaki canlıların çoğunun, belirli üreme zamanları bulunuyor. Sıklıkla da bahar aylarına yaklaşırken. Bunun nedeni, baharla birlikte çiçeklerin açması, ağaçların meyve vermesi ve kış uykusundaki hayvanların ortaya çıkması. Böylece, yavrular bahar aylarında doğuyorlar. Doğar doğmaz ya da yumurtadan çıkar çıkmaz kendi başlarının çaresine bakabilen hayvan yavruları, kendilerine besin bulabiliyorlar. Bu döngü, günlerin uzunluğuna (Dünya’ya düşen Güneş ışığı miktarına) ve mevsimlerin sıcaklığına göre değişiyor. Bildiğiniz gibi, soğuk kış aylarında yavruların yaşamda kalması da daha zor. Ancak, özellikle evcilleştirilen hayvanlarda üreme zamanları biraz “şaşmış” durumda. Soğuk, barınak, besin gibi dertleri kalmayan bu canlılarda, yıl içinde birden fazla üreme mevsimi yaşanabiliyor. Kışın ortasında bile…

Çin Seddi Uzaydan Görülebilen İnsan Yapımı Tek Nesnedir

Yaygın bilinen, ama pek de sorgulanmayan bilgilerden biri de Çin Seddi’nin uzaydan görülebilen tek insan yapısı olduğu. Oysa bu, çok geçerli bir bilgi değil. Çin Seddi, Dünya’nın alçak yörüngesinde dolaşan uzay araçlarından görülebiliyor; bu doğru, fakat bu yükseklikten görülebilen daha pek çok nesne var. Yüksek binalar, büyük barajlar, hatta gemiler, tren yolları, bazı büyük otoyollar bile bu yükseklikten görülebiliyor. Dünyamızın uydusu Ay’dan görülebilen insan yapımı bir nesneyse yok. Ay’a giden astronotlar, Çin Seddi de dahil olmak üzere Ay’dan Dünya’ya bakılınca hiçbir insan yapımı nesne göremediklerini belirtmişler.

Dünyanın Yuvarlak Olduğu Macellan’dan Önce Bilinmiyordu.

İlk çağlarda insanlar fazla gözlem yapmadan Dünya’nın düz olduğu fikrine kapılmışlar. Dünya’nın yu­varlak olduğuna ilişkin ilk bulgular bir rivayete göre Babil’li gökbilimciler tarafından elde edilmişti. Bunun yanında kabul edilen, ünlü matematikçi ve düşünür Pisagorun MÖ 500’lü yıllarda Dünya’nın yuvarlak ol­duğunu bildiği ve öğrencilerine öğrettiği. Ay tutulma­sı sırasında Dünya’nın Ay’a vuran gölgesinin dairesel olması ya da denizde uzaklaşan bir geminin ufuk çiz­gisinde yavaş yavaş kaybolması bu düşüncenin geliş­tirilmesinde etkili olmuş. Pisagor’dan yüzyıllar sonra Libya’daki Kyrene kentinde yaşayan Eratosthenes de bu konuda adı anılması gereken kişilerden. İskenderi­ye’nin 800 km güneydoğusundaki Syene’de yaz gün-dönümünde Güneş ışınlarının öğleyin dikey olarak düştüğünü bilen Eratosthenes, İskenderiye’de aynı ta­rih ve saatte Güneş ışınlarının dikeyden saptığını göz­lemlemiş. Dünya’nın yuvarlak olduğu düşüncesine bir kanıt olarak düşünebileceğimiz bu görüşten yola çıkarak yerkürenin çevresini de hesaplamış.

Mevsimlerin Hepsi Eşit Uzunluktadır

Okulda hepimizin öğrendiği bir şey var. Yılı dört mev­sime ayırıyoruz ve üç aylık süreler o mevsimi belirliyor.  Oy­sa bu ayrım yalnızca Dünya’nın ortasındaki paraleller­de geçerli olan iklim koşullarına uyuyor. Kutuplarda ve kutuplara yakın paralellerdeyse mevsimler kış ve yaz olarak ikiye ayrılıyor. Mev­simler, Dünya’nın ekseninin Güneş çevresinde dolan­dığı yörüngeye dik olmamasından kaynaklanıyor. Böylece yılın farklı zamanlarında Güneş ışınları farklı bir enleme dik düştüğü; o bölgedeki mevsim koşulla­rı da diğer bölgelerdekinden farlı olduğu için mevsim­ler yaşanır. “Kuzey-kışı” döneminde Dünya’nın Gü­ney Yarımküresi Güneş’e doğru yöneliktir ve Kuzey Yarımküresi daha az Güneş ışığı alır. “Güney-kışı” dönemindeyse Kuzey Yarımküre Güneş’e yöneliktir ve kuzeyde sıcak mevsimler başlar. Yani Kuzey Yarımküre’de yaz başladığı zaman Güney Yarımküre’de (ör­neğin Güney Afrika ya da Avustralya’da) kış başlar.

Bütün bunların yanı sıra orta iklim kuşağında bile mev­simlerin üç aylık dönemlerden farklı sürelerde seyrettiği oluyor. Kimi zaman uzun süren kışlarla, kimi zaman kı­sacık baharlarla karşılaşabiliyoruz. Bunlar da yine çevre­sel koşulların değişik seyretmesinden kaynaklanıyor.

Deniz Candaş – Gökhan Tok

Ağustos 2007  –  BİLİMveTEKNİK

Matematiksel

Yazıyı Hazırlayan: Matematiksel

Bu yazı gönüllü yazarlarımız tarafından hazırlanmış veya sitemiz editörleri tarafından belirtilen kaynaktan aslına uygun kalınarak eklenmiştir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.