Diyalektik – Sokratik Yöntem Bir Diyalog

Platon’un Menon’undaki bu sahnede Sokrates ve Menon, Sokrates’in kuma çizmiş olduğu dört ayaklık bir kare şeklini tartışırlar. Görev, karenin boyutunu iki misline çıkarmaktır. Sokrates, doğuştan gelen bilginin- doğru cevabın değil, ama doğru cevaba götürecek bilginin göstermeye niyetlenir. 

SOKRATES (Menon’a): Şimdi benimle araştırmaya devam ederken, hiçbir şey öğretmediğim halde, neler bulacak, göreceksin. Ben onu sorguya çekmekten başka bir şey yapmayacağım. Sen de ona, düşüncesini sorularımla söyletecek yerde ders vermeye kalkışmayayım diye bana göz kulak ol.

(Sokrates kuma çizilmiş daha önceki şekilleri siler ve yine dört ayaklık bir kare çizer)Söyle bakalım çocuğum, önümüzde dört ayaklık bir şekil var, değil mi?

KÖLE: Evet.

SOKRATES: Ona, kendisine eşit olan şu şekli de ekleyebiliriz, değil mi? (Çizer)

KÖLE: Evet.

SOKRATES: Her iki şekle eşit olan bir üçüncüsünü de ekleyebiliriz, değil mi? (Çizer)

KÖLE: Evet.

SOKRATES: Sonra boş kalan şu köşeyi de doldurabiliriz. (Çizer)

KÖLE: Tamamıyla.

SOKRATES: Şimdi elimizde birbirine eşit dört kare var, değil mi?

KÖLE: Evet.

SOKRATES: Bunların hepsi birden ilk şekilden kaç kare büyük oluyor?

KÖLE: Dört kere.

SOKRATES: Ama hatırlarsın, bizim aradığımız, iki kere büyük olan bir şekildi.

KÖLE: Şüphesiz.

SOKRATES: Her karenin bir açısından öteki açısına çizdiğimiz çizgi onu iki eşit bölüm’e ayırmıyor mu? (Çizer)

KÖLE: Ayırıyor.

SOKRATES: İşte yeni bir kareyi çeviren, birbirine eşit dört (diyagonal) çizgi.

KÖLE: Görüyorum.

SOKRATES: Şimdi düşün: bu (merkezdeki) kare ne büyüklüktedir?

KÖLE: Anlamıyorum.

SOKRATES: Çizdiğimiz doğru çizgilerden her biri, dört karenin her birini içinden ikiye bölmüyor mu?

KÖLE: Evet.

SOKRATES: Ortadaki karede bu yarımlardan kaç tane var?

KÖLE: Dört

SOKRATES: Peki, ya köşedekinde?

KÖLE: İki.

SOKRATES: Dört ikinin nesidir?

KÖLE: İki mislidir.

SOKRATES: Öyleyse bu kare kaç ayaklıktır?

KÖLE: Sekiz.

SOKRATES: Hangi çizgi üzerine kurulmuş?

KÖLE: Şunun üzerine. (Diyagonal çizgilerden birini gösterir.)

SOKRATES: Dört ayaklık karede bir açıdan ötekine giden çizgi üzerine değil mi?

KÖLE: Evet.

SOKRATES: İşte bu çizginin teknik adı köşegendir. Ona bu adı verirsek, ilk karenin diyagonaline dayanan karenin, onun iki misli bir alana sahip olduğunu mu düşünüyorsun?

KÖLE: Evet öyle, Sokrates.

SOKRATES: Ne dersin, Menon, kendisine ait olmayan bir kanı ile mi cevap verdi?

MENON: Hayır, hepsi kendi kanılarıydı.

SOKRATES: Ama, demin de dediğimiz gibi, bunları bilmiyordu, değil mi?

MENON: Evet, doğru.

SOKRATES: Öyleyse bu kanılar onda bir yerlerde bulunuyordu, öyle değil mi?

MENON: Evet.

SOKRATES: Şu halde, bilmeyen bir kimsede, bilmediği şeyler hakkında doğru kanılar bulunabiliyor, öyle değil mi?

MENON: Öyle gibi görünüyor.

SOKRATES: Şimdi bu doğru kanılar ona bir rüyada imiş gibi belirdiler. Ama o aynı şeyler üzerinde sık sık ve türlü türlü sorguya çekilirse, şüphe yok ki bunlara dairen kesin bilgiyi elde edecektir.

MENON: Olabilir.

SOKRATES: Bu bilgi, öğretimden değil sorgulayıştan doğacak. O, bilgiyi yeniden, kendiliğinden elde edecek.

MENON: Evet.

SOKRATES: Peki ama bilgiyi kendiliğinden bulmak, onu yeniden anımsamak değil midir?

MENON: Şüphesiz.

SOKRATES: Onun bu şimdiki bilgisi ya her zaman kendinde bulunmuştur, yahut o bu bilgiyi herhangi bir zaman elde etmiştir. Ama bu bilgi her zaman kendinde bulunmuşsa o hep bilgiliydi demektir. Eğer herhangi bir zaman elde etmişse, bu her halde şimdiki hayatında olmamıştır. Biri ona geometri dersi vermiş olmasın? Çünkü bütün geometriye hatta bütün öteki bilgilere bu yoldan erebilir. Acaba ona her şeyi öğreten biri olmuş mudur? Senin evinde doğup büyüdüğüne göre bunu herhalde bilirsin.

MENON: Hiç kimseden ders almadığını biliyorum.

SOKRATES: Ama bu kanılar onda var!

MENON: Böyle olduğu açıkça görülüyor, Sokrates.

SOKRATES: Bu kanıları şimdiki hayatında elde etmediğine göre başka bir zaman elde etmiş olması gerektiği açık değil midir?

MENON: Öyle görünüyor.

SOKRATES: Bu zaman, onun henüz insan şeklinde olmadığı zaman değil midir?

MENON: Evet.

Modern bir avukat büyük olasılıkla Sokrates’in “şahidi yönlendirdiği” gerekçesiyle itiraz ederdi. Ancak Platon, çocuğun daha önceki bir yaşamında şahit olduğu veya kendisine öğretilen bir olayın tarihi ya da bir yolun uzunluğu gibi, değişken dünyaya ait bilgiyi zihninde bir yerde saklamış olduğunu kastetmiyordu. Platon’un kastettiği şey, değişmeyen hakikatlere dair doğuştan sahip olunan bilgiydi: İdeaların evrensel ve değişmez hakikatleri, bu durumda da geometrinin hakikatleri. Platon’un ders sahnesindeki önemli nokta, her sorgulayış aşamasında çocuğun, Sokrates’in ima ettiği şeyin doğru olup olmadığını bilişiydi. “Ebedi ideaları” bu şekilde hatırlamak, önceki yaşamlardan değil, ruhun bedensizken sahip olduğu deneyimlerden geliyordu.

&

Bu sahneden sonra insan elinde olmadan Sokrates’e hayranlık duymaktadır. Ve bu yöntemin işlerliğiyle alakalı farkında olmadan yanlış fikirler de edinebilmektedir. Bunun önüne geçmek adına burada bazı sorgulamalar yapmak yerinde olacaktır. Zira konuya tam hakim olamayan biri bu yöntemle her şeyin öğrenilebileceği ya da her şeyin öğretilebileceği hissine kapılabilir ki bu da son derece yanlıştır.

Tarihte bir çok kişi haklı olarak diyalog yöntemiyle kuramlarını açıklamaya çalışmış, öğretilerini halka kabul ettirmek için bu yöntemin avantajlarından faydalanmıştır. Öyle ki empirik bilimlerde bile (doğasına pek de uygun olmamakla birlikte) bunu görmekteyiz. Nitekim Galileo İki Yeni Bilim Üzerine Diyaloglar adlı kitabında (kitabın isminde bile bu geçmekte) bu yöntemi tercih etmiştir. Bu yöntem empirik bilimler için uygun değildi ise Galileo bunu neden tercih etmiş olabilir?

Bertrand Russell’ın bu konudaki düşünceleri bu mevzuyu netleştirmektedir.

“Galileo’nun teorilerini savunmak için diyalogları kullandığı doğrudur; ama bu, yalnızca önyargının üstesinden gelmek içindi; keşiflerinin pozitif temelleri, büyük bir yapaylık olmadan bir diyaloğun içine yerleştirilemez.”

O dönem koşullarında Avrupa’da kilise baskın bir rol üstlenmekteydi. Kiliseye rağmen yeni bir şeyler söylemek büyük cesaret isterdi. Bu cesareti gösterip kiliseyle karşı karşıya gelenlerin bir kısmı maalesef ki yaşamlarını yitirmişlerdir. Bazıları da kilisenin gazabına uğramadan bu gerçekleri nasıl açıklarımın derdine düşmüşlerdir. Bu da Galileo’nun neden bu yönteme başvurduğu noktasında haklı gerekçelerinin olduğunu bizlere göstermektedir.

Buluşlarını halka anlatmanın ve insanlarda bu ana kadar sorgulanmadan kabul edilmiş olan bir takım bilgilerin (inançların) yanlış olduklarını aktarmanın öyle kolay bir şey olmadığı ve bir anda bu yanlıştır diyerek doğrusu şu demenin çok da akıllıca olmadığı aşikardır. O zaman insanların bu fikirlere açık olabilmeleri için bir ortam oluşturmak gerekmektedir. İşte bu noktada diyalog yöntemi işe yaramaktadır. Çünkü diyalogdaki karakterlerden biri kendileridir ve de karşılarında kendisini ikna edecek birileri vardır. Bu sayede gerekli ortam hazırlanmış olur ve kişinin öne sürdüğü kendi savı doğruysa bir şekilde büyük halk kitleleri bunu görmezden gelemeyeceklerdir. Böylece kişi, amacına ulaşmış olup artık düşüncesini açık bir şekilde dile getirme olanağına sahip olacaktır. Nihayetinde insanların genelinde bu algıyı oluşturduğu için de bundan sonra bazı şeylerin izahı çok daha kolay olacaktır. 

Sokratik Yöntemin empirik bilimlerdeki uygulama amacının farklı olduğundan bahsettik. Peki Sokratik Yöntemi ne gibi durumlarda hangi konularda kullanabiliriz?

Russell yine bize bu konuda yardımcı olacaktır:

Bu yöntemle ele alınmaya uygun konular, doğru bir sonuca ulaşmaya yetecek bilgiye zaten sahip olduğumuz, ama kafa karışıklığından ya da çözümleme yoksunluğundan ötürü bildiklerimizi mantıksal olarak en iyi şekilde kullanamadığımız şeylerle ilgili konulardır.  

Özetle bir ebenin yaptığı iş her ne ise Sokrates’in yaptığı da ondan farklı değildir. Nitekim hedef, bir ebe için zaten var olan çocuğun doğması ise Sokrates için de diyaloga girdiği kişilerde var olduğuna inandığı bilgiyi açığa çıkarmaktır.  

Kaynakça:

  1. BARKER Stephen F., Matematik Felsefesi (çev: Yücel DURSUN) İmge kitabevi 2003
  2. RUSSELL Bertrand, Batı Felsefesi Tarihi (çev: Ahmet FETHİ) Alfa 2017
  3. FERGUSON Kitty, Kadim Pythagoras Kardeşliği (çev: Sayat ARSLANLIOĞLU) Ayna yayınevi 2012

Matematiksel

Yazıyı Hazırlayan: Aykut Çelikel

İzmir Anadolu Öğretmen Lisesi 2007, Dokuz Eylül Üniversitesi Matematik Öğretmenliği Bölümü 2012 mezunuyum. MEB'de görev yapmaktayım. Matematik yapmaktan ve de hakkında yazmaktan keyif alan bu adamın bir hayali de öğrencileriyle birlikte Euclid'in muhteşem eseri olan Stoikheia(Elemanlar)'ı tartışma zemininde okumak.

Bunlara da Göz Atın

Malthus Kapanı: Kıyamet Ne Zaman Kopacak?

Biyoloji derslerinden, mikroskobik hücrelerin çoğalması görüntülerine alışıksınızdır. Önce bir çift hücreyle başlarsınız; her biri bölünerek başka bir …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

ga('send', 'pageview');