Kopernik Devrimi ve Galileo Galilei

1990’lı yıllarda günlük gazetelerde, “Kilise Galile’yi affetti: Dünya dönüyor”, “Galile 359 yıl sonra beraat etti”şeklinde haberler vardı! Bu haberlerin kaynağı, 16. yüzyıl ortalarında başlayan ve günümüzde de sürmekte olan düşünsel devrimin en önemli ürünlerinden birisi olan, Galileo’nun Dialogue Concerning the Two Chief World Systems (Dünyanın İki Büyük Sistemi Üzerine Diyalog) adlı yapıtı idi.

Konuyu anlatmaya baştan başlayalım…

Kopernik, 1543 yılında yayımlattığı De Revolutionibus Orbium Caelestium (Göksel Kürelerin Dolanımı) adlı yapıtında gezegen devinimlerinde gözlenen bir dizi “anormallikleri” açıklamada yetersiz kalan Batlamyus (Ptolemy) evren modeline bir seçenek oluşturmuştu.Yer merkezli evren modeli yerine güneş merkezli evren modeliydi onun tanımladığı model. Bu modelle birlikte gezegenimiz özgün konumunu yitiriyor ve diğer gezegenler gibi “ayrıcalıksız” konumuna çekiliyordu.

Onun bu bilimsel devrimi aslında insanlık tarihi açısından çok daha büyük bir öneme sahipti. Bu devrim, Ortaçağdan çağdaş Batı toplumuna geçişte önemli bir görevi başaracaktı. Bu kuram, insanın evren ve Tanrıyla olan ilişkilerini kökten etkileyecek ve zamanla din, felsefe ve toplumsal kuram alanlarında ortaya çıkan büyük tartışmaların odak noktasını oluşturacaktı.

Bu nedenle Kopernik Devrimi, Batı insanının değer yargılarındaki değişimin büyük bir bölümünü oluşturuyordu. Yaşamı boyunca Kopernik karşıtı olmasına karşın, Tycho Brahe’nin, son derece güvenilir ve doğru gözlemleri, daha sonra Kepler’in gözlemlerinden türettiği eliptik yörüngeler ve gezegen devinimlerinin çözümü, Kopernik öğretisinin gücünü kanıtlıyordu.

Ancak bunlardan hiçbiri Galileo’nun teleskop gözlemlerinin yaptığı etkiyi yapamamıştı. Teleskop, gökbilimi yaygınlaştırmıştı; yaygınlaştırdığı da Kopernik gökbilimiydi!

Galileo’nun teleskop gözlemlerine gelen ilk tepkiler oldukça büyüktü. Teleskopla birlikte Kopernikçi evren görüşü yalnızca dar bir gökbilimciler grubunun düşünsel doyum alanı olmaktan çıkmıştı. Bu nedenle yarattığı tedirginlik ve bazılarına göre çekince, daha büyük boyutlara sıçramıştı. Teleskop gözlemleri, kısa bir süre sonra, resmi Katolik muhalefetin Kopernikçi evren görüşüne karşı devinime geçmesi için gerekli dürtüyü vermişti.

Teleskop bulguları, çekinceye giren İncil evreninin geçersizliğini, sayfalar dolusu matematikten daha çabuk ve daha açık biçimde sergilemişti. Galileo teleskobunun, Kopernik evreni yararına sağladığı kanıtlar güçlü olduğu denli tuhaftı! Bu gözlemlerin hiçbiri, Venüs gezegeninin evrelerini sergileyen gözlemler dışında, Kopernik kuramının başlıca savına -Güneş’in özeksel konumda olup, gezegenlerin onun çevresinde dolandığı- kanıt oluşturamıyordu. Bu açıdan bakıldığında teleskop Kopernik’in kuramsal modelinin geçerliliğini kanıtlayamadı.

Ancak aynı teleskop, Batlamyus evrenine karşı sürdürülen “savaş”ta son derece etkin bir silah oluşturmuştu: Kanıt değil ama propaganda aracıydı!

Engizisyon İncil’deki evrenbilim öğretisiyle çelişen, bu öğretiyi yadsıyan Kopernikçi görüşler, Katolik Kilisesi’nin 1616 yılında yayımladığı bir kararla “yasak yayınlar indeksi”ne girdi! Ancak Galileo, Kopernik evren görüşünü yaygınlaştırma çabalarını sürdürdü. Bu çabaları, 1632 yılında yayımlattığı, bir Kopernik evren görüşü savunusu olan Dialogue Concerning the Two Chief World Systems adlı yapıtında doruk noktasına ulaştı.

Bu çabaya Katolik Kilisesi’nin yanıtı hemen geldi. Bruno’dan istendiği gibi, Galileo’dan da görüşlerinden hemen vazgeçmesi istendi ve evinde göz hapsine alındı.

Dünyanın döndüğü düşüncesini ortaya atan kişi ne Kopernik ne de Galileo’dur. Dünyanın döndüğünü savunan ilk astronomi bilgini MÖ. III. yüzyılda yaşayan Samos’lu Âristharkos’tar. Galileo gibi o da dine karşı saygısızlıkla suçlanmıştır.

Peki, Kilise Galileo’yu niçin ve neyle suçlamıştı?

Kilise adamları Galileo’nun dünyanın güneş çevresinde döndüğü iddiasının Kutsal Kitap’da yer alan Yeşu’nun Güneşe hareketsiz durma emri yolundaki beyanlara ters düştüğüne dikkat çektiler. Engizisyon toplandı ve aldığı karar bilim tarihinde çok önemli bir belgedir.

  1. Güneşin evrenin merkezi olduğu ve yerinden hareket edemeyeceği düşüncesi saçmadır, felsefe bakımından asılsız, dine ve Kutsal Kitapça da açıkça aykırıdır.
  2. Dünyanın evrenin merkezi olmadığı, günlük hareketle döndüğü saçmadır, felsefe bakımından asılsızdır, teoloji bakımından da imanda yanlış ve temelsizdir.

Galileo 26 Şubat 1616 günü yargıçların buyruğunu yerine getirdi. Kopernik görüşlerini benimsemeyeceği, sözle ya da yazıyla öğretmeye kalkışmayacağı konusunda ant içerek söz verdi.

Giardino Bruno’nun diri diri yakılmasının üzerinden 16 yıl geçmişti. Papanın buyruğu üzerine, yerin döndüğünü söyleyen bütün kitaplar yasak edildi. Yer’in döndüğünü öğretmek 1835 yılına değin baş yasaklardan sayıldı.

Galilei,1642’de öldü.

Galileo’nun uzmanlık alanı bilimdir, ancak daha genel açıdan bakarsak, çalışmalarını, insanın temel dürtülerinden biri olan “gerçeği araştırma”ya örnek olarak gösterebiliriz

Kaynaklar:

1.Galileo Galilei – Prof. Dr. Rennan Pekünlü, Bilim ve Gelecek dergisi

2. Bilim ile Din Arasındaki Bitmeyen Kavga – Prof. Dr. Atık Bulu

Matematiksel

Sibel Çağlar

Kadıköy Anadolu Lisesi, Marmara Üniversitesi, ardından uzun süre özel sektörde matematik öğretmenliği, eğitim koordinatörlüğü diye uzar gider özgeçmişim…Önemli olan katedilen değil, biriktirdiklerimiz ve aktarabildiklerimizdir bizden sonra gelenlere...Eğitim sisteminin içinde bulunduğu çıkmazı yıllarca iliklerimde hissettikten sonra, peki ama ne yapabilirim düşüncesiyle bu web sitesini kurmaya karar verdim.Amacım bilime ilgiyi arttırmak, bilimin özellikle matematiğin zihin açıcı yönünü açığa koymaktı.Yolumuz daha uzun ve zorlu ancak en azından deniyoruz.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Başa dön tuşu
Kapalı