GÜNDEM

Covid-19 Uyku Düzenini Nasıl Etkiliyor?

Çoğumuz uykusuzluğun günlük işleyiş şeklimiz üzerinde derin bir etkisi olduğunu biliyoruz. Sinirlilik ve artan beceriksizlikten soğuk algınlığına ve kronik hastalıklara daha fazla yatkınlığa kadar, bunu destekleyecek çok sayıda araştırma var.

British Columbia Üniversitesi’nden psikolog Nancy Sin ve ekibinin yaptığı çalışmalar da bunu doğrulamış ve uykusuzluğun gerçekten hayattan neşeyi emebileceğini, insanların günlük yaşamlarındaki olaylara verdikleri tepkileri dahil tüm yaşantımızı etkileyebileceğini göstermiştir.

Peki yaşamımızda bu derece önem taşıyan uyku pandemi sürecinde insanlığı ne boyutta etkilemiştir?

Bunun için yapılan üç çalışmayı incelememiz ilginç sonuçları da görmemizi sağlayacaktır. Öncelikle Türkiye’de COVID-19 enfeksiyonlarını takiben ortaya çıkan kaygı ve uyku bozukluğu üzerine yapılan ilk araştırma analizini inceleyelim.

Çalışma 100 adet yetişkin, gönüllü birey üzerinde uygulanmıştır. Sosyodemografik veriler, uyku performansı, kaygı düzeyleri ve yaşam memnuniyeti ile ilgili on soruluk bir ankete verilen yanıtlar analiz edilerek raporlanmıştır.

Uyku performansı, kaygı düzeyi ve yaşam memnuniyetinin birbirlerini zincirleme etkileyen bir döngü olduğunu unutmamalıyız. Sin’in dediği gibi uykusuzluk, yaşam enerjimizi emen faktörlerden biri olabileceği gibi kişide iyilik halinin zaten düşük olması ve depresif bozukluklar ve endişeli ruh hali de daha az uyumaya veya uyku bozukluklarına sebep olmaktadır.

Devam eden COVID-19 salgını, toplumlarda yaygın kaygıya yol açmakta ve artan alarm seviyeleri ile düzenli önlemler alınırken, insanlar sürecin sağlıkla ilgili, ekonomik ve sosyal sonuçları dikkate alındığında büyük bir psikolojik baskı yaşamaktadırlar.

Kronik sistemik hastalığı olan yüksek riskli popülasyonların yanı sıra, ileri yaş, uzun süreli immünsüpresif ilaç kullanımı, sağlık çalışanları ve hastalıktan kurtulanlar da anksiyete ve akıl sağlığı sorunları için risk altındaki popülasyonlardır. Ek olarak, yetersiz miktarda uyku ve dinlenme bağışıklık sistemini bozar ve COVID-19’un, bozulmuş bağışıklık sistemi olan kişilerde enfeksiyon ve ölüm oranlarını artırdığı bildirilmiştir

Çalışmaya göre, bozulmuş uykunun toplam prevalansı kadın ve erkek popülasyonlarda sırasıyla % 42.3 ve % 39.61 olarak bulundu. Cevap veren katılımcılar arasında her iki grupta da uykuya dalma güçlüğünün en yaygın nedeni “alışkanlık değişikliği” idi. Uykuyu sürdürmede güçlük çekenlerin oranı ise kadınlarda % 34,6 iken erkeklerde bu oran % 22,9 bulundu.

Kadınlarda anksiyete oranının daha yüksek olduğu görüldü, bu da oranlardan da anlaşıldığı gibi beraberinde uyku sorunlarını getirmekteydi.

Anksiyete düzeyleri çalışan ve çalışmayan gruplar arasında da farklıydı ve çalışmayan grupta şiddetli anksiyete görülme sıklığı artmaktaydı. Çalışma grubundaki çalışmayan nüfus, pandemiden önce çalışmayan bireyler, küçük işletme sahipleri ve restoranlarda veya diğer kapalı işletmelerde çalışan kişileri ifade etmektedir.

Ayrıca, çalışmayan gruplar yaşam tarzlarında normalden daha yüksek bir değişim oranı bildirdiler. Bunun sonucunda gün içerisindeki uykuya ihtiyaç ve toplam uyku miktarı çalışmayan grupta daha fazlaydı. Çalışmayan grupta %48,4 ve çalışan grupta %31,6 olarak iki grup arasında farklılık görülmekteydi.

Buna ilaveten uykuyu sürdürmede güçlük ise çalışan nüfusta %36,8 ve çalışmayan nüfusta %24.2 olduğu görülmüştür.

Öte yandan, çalışma grubundaki bireylerin % 50’si salgın sırasında çalışmaya devam eden sağlık çalışanları olup, çalışma saatleri içinde COVID-19 vakalarına ve buna bağlı komplikasyonlara yakından baktıkları bilinen bir gerçektir.

Pandemi sırasında sağlık çalışanları üzerine yapılan son araştırmalardan elde edilen raporlar, aile üyeleri ve temas halindeki kişiler arasında yayılan hastalığın potansiyel rolüne ilişkin endişelerin arttığını belirtmiştir.

Analizimizin bir parçası olarak ikinci çalışma olan Çin’den gelen bir rapor, uzun ve yoğun çalışma saatlerine rağmen COVID-19 salgını sırasında yaklaşık dört sağlık çalışanından birinin uyku sorunları yaşadığını göstermiştir.

Çin’de yapılan çeşitli araştırmalar sağlık çalışanlarının büyük bir kısmının uyku bozuklukları yaşadığını göstermiştir.

COVID-19 salgını sırasında Pittsburgh uyku kalitesi endeksi (PSQI), Zung’un kendi kendini derecelendirme anksiyete ölçeği (SAS) ve kendini derecelendirme depresyon ölçeği (SDS) kullanılarak Çinli sağlık çalışanları arasında yapılan kesitsel bir anket araştırması, uyku bozukluğunun oldukça yüksek olduğunu ortaya koymuştur.

Bu durumun pediatrik sağlık çalışanları arasında da yaygın olduğu görülmüştür. 1563 katılımcıyla yapılan başka bir Çin çalışması, tıp personelinin üçte birinden fazlasının COVID-19 salgını sırasında uykusuzluk semptomları yaşadığını ve ayrıca uykusuzluk semptomlarının lise veya altı eğitim seviyesiyle de ilişkili olduğunu ortaya koymuştur.

Ülkemizde yapılan çalışmada katılımcıların % 33’ü lise ve altı mezunlardı ve akademik dereceye sahip olmamak popülasyonda anksiyete ve uyku bozukluklarının artmasına bir neden olabilir.

Ayrıca, ana akım ve sosyal medya aracılığıyla dağıtılan kontrolsüz bilgiler ve haber ve gazetelerde yer alan gerek pandemi sürecinde yaşanan kaos ve çatışma haberleri gerek endişeyi arttıracak düzeyde olumsuz haberler; sağlıkla ilgili konular ve geleceğe ilişkin artan belirsizlik seviyesi nedeniyle artan endişeye katkıda bulunmaktadır.

Eğitim seviyesi yükseldikçe kişilerin sorgulama, analiz ve her enformasyon ve habere inanmama ve sağlıklı düşünebilme becerilerinin arttığını hesaba katarsak aradaki bağlantıyı anlayabiliriz.

Cinsiyet ve mevcut çalışma durumundan bağımsız olarak popülasyonda yüksek oranda bozulmuş uyku, yaşam tarzı değişikliği, iyilik halinde düşüklük ve artan anksiyete ülkemizde yapılan çalışmanın aşikar sonuçlarıdır.

Unutmamalıyız ki konuyu çok boyutlu görebilmemiz için kültürel önyargıdan arınmalıyız. O yüzden farklı ülkelerden gelen raporları ve çalışmaları incelemek analizimizde bize fayda sağlayacaktır. O halde bir de İtalya’da yapılan benzer bir çalışmayı birlikte incelemeye ne dersiniz?

İtalya’da Pandeminin Uyku Kalitesine Etkisi Nasıl Analiz Edildi? Başka Hangi Sonuçlar Görüldü?

 Journal of Translational Medicine’de yayınlanan bulgular, İtalyanların pandeminin başlangıcından bu yana uyku kalitesinde bir düşüş yaşadığını, uyku verimliliğindeki değişiklikler, uyku başlangıç gecikmesi, uyku bozuklukları ve gündüz işlev bozukluğuyla (gündüz artmış uykululuk) karakterize olduğunu gösteriyor. Bu olumsuz değişiklikler, uzaktan çalışanlarda daha belirgindi.

COVID-19 salgını İtalya’yı vurduğunda, ülke, yoğun bir tecrit altına girdi. Çalışmanın araştırmacı ve yazarları Luigi Barrea ve meslektaşları, bu benzeri görülmemiş karantinanın vatandaşların günlük yaşamlarını nasıl büyük ölçüde değiştirdiğini, market alışveriş alışkanlıklarını nasıl değiştirdiğini, fiziksel aktivite fırsatlarını azalttığını ve birçok vatandaşı evden çalıştırdığını anlatıyor.

Retrospektif bir çalışmada, veriler 18 ile 65 yaşları arasındaki 121 erkek ve kadından elde edildi. Veriler başlangıçta, herhangi bir karantinadan önce ve tecritten 40 gün sonra toplandı. Katılımcıların BMI’si hesaplandı ve uyku kaliteleri Pittsburgh Uyku Kalitesi İndeksi (PSQI) kullanılarak değerlendirildi.

Sonuçlar, genel olarak, katılımcıların 40 günlük karantinadan sonra PSQI skorunda daha kötü uykuyu gösteren oranında, önemli bir artış gerçekleştiğini ortaya koydu. Uykunun belirli yönlerine gelince, katılımcılar artan uyku bozukluğu ve gündüz işlev bozukluğu, daha az verimli uyku ve uykuya dalmaları için geçen sürede artış gösterdi.

Akıllı Çalışma Uyku Kalitesini Olumlu Yönde Etkiledi mi?

İlginç bir şekilde, “akıllı çalışmayı” (evden çalışmak için teknolojiyi kullanmak) bildirenler uyku kalitesinde, uyumayanlara göre daha büyük bir kayıp gösterdi. Bu etki her iki cinsiyette de bulunurken, etki en fazla erkeklerde görüldü.

İtalyan araştırmacılar, akıllı cihazların kullanımının kötü uyku ile güçlü bir şekilde bağlantılı olduğuna dikkat çekiyor. Evden çalışmak, gece geç saatlerde bilgisayar veya televizyon başında geçirilen süre de dahil olmak üzere ekran süresinin artmasına neden olabilir ve bu da uyku kalitesini etkileyebilir.

İtalyan araştırmacılar, salgınla ilgili stresin katılımcıların uykusunu nasıl etkilediğini ve yıkıcı bir döngü yarattığını da ele almıştır. Stres vücutta kortizol salgılar ve hiperkortizolizm kesintiye uğramış uyku, daha az uyku saati ve azalmış yavaş dalga uykusu ile ilişkilendirilmiştir.

Buna karşılık, zayıf uyku hiperkortizolizmi şiddetlendirebilir ve sonsuz bir döngüye katkıda bulunabilir.

Daha önce de belirttiğimiz gibi anksiyete, uyku ve iyilik hali zincirleme üçlü döngüdür. İtalya’daki çalışma da bunu göstermektedir.

Stres Dışında Uyku Kalitesini Başka Ne Etkilemiş Olabilir?

İtalyan araştırmacıların belirttiği gibi, sınırlanan alışveriş gezileri, insanları daha fazla işlenmiş gıda ve daha az taze meyve ve sebze gibi sağlıksız gıda tercihlerine yöneltti.

Yağlardan ve atıştırmalıklardan alınan enerji daha kötü uyku ile bağlantılı olduğundan, bu yiyecek seçimleri katılımcıların uyku kalitesini de etkilemiş olabilir.

Beslenme uyku kalitesini etkileyen önemli faktörlerden biridir.

Şaşırtıcı olmayan bir şekilde, katılımcılar ayrıca tecrit sırasında fiziksel aktivitenin azaldığını da bildirmiştir. Bu nedenle hareketsiz yaşam ve sağlıksız beslenmenin uyku üzerindeki olumsuz etkilerini hatırlatmakta fayda var.

Sonuç olarak Pandemi süresince özellikle artan stres ve genel belirsizlik halinin yarattığı psikolojik baskı ayrıca beslenme ve eğlence faaliyetlerine varıncaya kadar yaşam şeklinde ve alışkanlıklardaki değişiklikler toplumda uyku kalitesinin de düşmesine sebep olmuştur.

Covid-19’un uyku üzerindeki etkileri bağlamında toplumun çeşitli kesimlerini ne şekilde etkilediğini ülkemizde yapılan çalışmayla birlikte salgının ilk başladığı ülke olan Çin’deki raporda ve yüksek oranda etkilenen İtalya’daki çalışmanın sonuçlarını da görerek çok boyutlu incelemiş olduk.

Pandemi sürecinde uyku kalitemizi düzenlemede bizim elimizden ne gelir?

Uzmanların da vurguladığı gibi çeşitli hobiler edinerek, bu dönemde yetenek geliştirerek, olumsuzlukların bir şekilde çözülebileceğini düşünerek pozitif düşünürsek stresimiz azalacaktır.

Buna ilaveten beslenmemize dikkat ederek evde hareketli yaşamı benimsememizin uyku düzenimizi etkileyen diğer önemli faktörler olduğu İtalya ‘da yapılan çalışmada ortaya konmuştu. Biz de buna dikkat etmeliyiz.

Bunun yanı sıra eğer evde bilgisayara dayalı çalışıyorsak ekrana dayalı aktivitelerin dışında kitap okumamız, bahçe işleri ile uğraşmamız, el işi yapmak veya puzzle, bulmaca çözmek gibi aktivitelere yönelmemiz uyku kalitemizi olumlu yönde etkileyecektir.

En önemlisi de tüm bunlar bu zorlu süreci daha az hasarla atlatabilmemizi sağlayacaktır.

Hepinize sağlıklı günler..

Kaynaklar ve İleri Okumalar:

https://www.sciencealert.com/no-you-re-not-imagining-it-lack-of-sleep-sucks-the-joy-out-of-even-your-favourite-things

COVID-19 pandemisinin uyku durumu üzerine etkisi Türkiye Örneği https://www.dergipark.org.tr/tr/pub/josam/issue/54145/737088

COVID-19 pandemisinin uyku durumu üzerine etkisi Türkiye Örneği https://www.researchgate.net/publication/341603940_The_effect_of_COVID-19_pandemic_on_sleeping_status

https://covid19.tabipacademy.com/2020/09/04/sleep-quality-has-declined-since-covid-19-lockdown-particularly-among-those-working-from-home/

Wang S, Xie L, Xu Y, Yu S, Yao B, Xiang D. Sleep disturbances among medical workers during the outbreak of COVID-2019. Occup Med (Lond). 2020 May 6. pii: kqaa074. doi: 10.1093/occmed/kqaa074.

Matematiksel

Nil Gürel

Engin bilgi okyanusunun içerisinde dolaşmak ve bu gizemli dünyada keşfettiklerimi insanlıkla paylaşmak benim için hayatta en mutluluk verici şey. Sürekli araştırmak, okumak, öğrenmek, öğretmek, sorgulamak ve analiz etmek benim hayat felsefimi tanımlar. Hastanede Eğitim ve İdari İşler Görevlisi olarak çalışırken Bağımsız Araştırmacı ve Akademik Çalışmacı kimliğimle insanlığa ışık tutmaya devam ediyorum. Sosyal Bilimler Enstitüsü Tezli Yüksek Lisans mezunuyum. Akademik faaliyetlerime devam ediyorum. Psikoloji, Sosyoloji, Sosyal Psikoloji, Sağlık Sosyolojisi, Sağlık İletişimi, Sağlık Yönetimi, Toplumsal Cinsiyet Sosyolojisi ve Kadın Çalışmaları, Medya ve Kültür, İletişim Bilimleri başlıca akademik çalışma alanlarım. Ayrıca Bilim Tarihinin bilgi yüklü sayfalarında dolaşmayı da seviyorum. Çeşitli yabancı dilleri öğrenmek, klasik müzik dinlemek, farklı kültürleri tanımak ve farklı bilgi keşifleri yapmaktan haz alıyorum. En önemlisi de Matematiksel.org hayranlıkla takip ettiğim ve sizlerle birlikte bilgi okyanusunda dolaşabileceğim harika bir tılsım görevi görüyor. Yazmak benim için vazgeçilmez bir tutku ve sizlerle Matematiksel.org’da buluşmak harika bir duygu.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu