Tıp ve Sağlık

COVID-19 Sonrası Olası Başka Salgın Hastalıklara Hazır mıyız?

COVID-19 tarih kitaplarına girmeye hazırlanıyor. Yeni bir hastalıkla mücadele etmek zor olsa da, bu salgının kayıplarını yalnızca patojenin yeniliğine bağlamak yanlış olur. Tüm Dünya bu salgına hazırlıksız yakalandı. Bu salgının son küresel salgın olmayacağını biliyoruz. Ancak türümüzün en önemli özelliklerinden biri öğrenme kabiliyeti. Bu nedenle şu an yaşamakta olduğumuz salgının bize vermekte olduğu geçici ve kalıcı zararların yanında öğretebileceği şeyler olduğunu da gözden kaçırmamamız gerekiyor.

ormansızlaşma, salgın
COVID-19 sonrasında olası bir zamanda tekrar ortaya çıkabilecek salgınlara karşı hazırlıklı olabilmemiz için türler, ekosistemler ve toplumsal ilişkilerin en baştan göz önüne alınması gerekecek..

Öncelikle, COVID-19 salgını ile Dünya üzerindeki yaşam türlerinin birbiri ile ilişkili olduğu bir kez daha bize hatırlattı. Bitkiler, hayvanlar ve insanlık birbiri ile sürekli bir etkileşim halindedir. Ve buetkileşim insan aktivitelerinden çokça etkilenebilir. COVID-19 salgınına sebep olan SARS-CoV-2 gibi korona virüsleri aslında yeni değillerdi. Ayrıca, doğada doğrudan veya dolaylı olarak insanlığı tehdit etme olasılığı olan, henüz keşfedilmemiş virüsler de olduğu düşünülüyor. Dünya Sağlık Örgütü insanları etkileyen tüm virüslerin yaklaşık yüzde 60’ının hayvanlardan geldiğini tahmin ediyor. Bu durum zoonoz hastalıklar olarak adlandırılıyor. Bütün bu veriler, bir sonraki salgın için nasıl hazırlık yapılması gerektiği sorusunu akla getiriyor.

Giderek Artan Ormansızlaşma İnsan ve Hayvan Arasındaki Sınırı Ortadan Kaldırıyor

Ormansızlaşma, orman dışında bir şeye alan açmak için ağaçların kalıcı olarak ortadan kaldırılmasıdır. Bu, araziyi tarım veya otlatma için temizlemeyi veya kereste yakıt, inşaat veya imalat için kullanmayı içerebilir. Dünya Yaban Hayatı Fonu’na göre ormanlar, Dünya’nın kara yüzeyinin %30’undan fazlasını kaplıyor.

Öncelikle belirtmek gerekir ki, bu tarz hayvan-insan etkileşimleri sürekli ve neredeyse her yerde olabilir. Bu bakımdan verilebilecek örnekler kuduz, zehirlenmeler, hanta virüs ve kenelerden bulaşan lyme hastalığı. Ancak en büyük risk, iklim değişikliği ve arazi kullanımında yatıyor. Her ikisi de hayvanları yaşam alanlarından koparıyor. Bunun sonucunda da virüs taşıyan hayvanlar ile insanlar arasında daha fazla temas noktası ortaya çıkıyor. Virüs bulaşması, aynı alanı paylaştığımızda veya avlanma ve gıda işleme gibi doğrudan temas ettiğimizde gerçekleşiyor.

Ayrıca, bir yandan vahşi hayvanlardaki bu virüsler birlikte yaşadığımız hayvanlara da bulaşabiliyor; öte yandan, hayvan çiftliklerimiz vahşi hayatın büyük oranda sonunu getiriyor. Ülkelerin büyük bir kısmı çiftlik hayvanları endüstrisi için küresel çapta geçerli sağlık önlemlerini almakta başarısız kalıyor. Büyük ölçekteki kentsel vahşi yaşam tüketimi ise herhangi bir çerçeveye tabi olmadan sağlıksız ve dengesiz bir biçimde genişliyor. Bu durum tüm insanlığı tehlikeye sokuyor.

Tek Gezegen, Tek sağlık, Tek Gelecek

Ekim 2019’da, COVID-19 Çin’de baş göstermeden haftalar önce, Vahşi Hayatı Koruma Topluluğu ve Alman hükümeti birlikte küresel sağlığın geliştirilmesi için birtakım aksiyonlar alınmasına yönelik bir çağrı yapmıştı. Öne sürülen, “Tek Gezegen, Tek Sağlık, Tek Gelecek” için Berlin İlkeleri ile 10 pratik adım atılarak daha sağlıklı bir dünya düzenine geçilmesi önerildi. Bu prensipler ile devletlerin; hayvan ve insan sağlığını çevrenin sağlığıyla birlikte değerlendirmesi gerektiği ve salgın hastalıların engellenebilmesi için sağlıklı ekosistemlerin tekrar kurulması ve devamında da korunması gerektiği vurgulandı.

Harekete geçmek için bir virüs salgınının ortaya çıkmasını beklemek çok geç. COVID-19 şu an gezegenin neredeyse her yerine dağılmış durumda. Uygulanabilir, kapsayıcı ve geleceği düşünen önlemler alarak, bu tarz salgın hastalıkların önceden belirlenebilmesine, kontrol edilebilmesine ve engellenebilmesine yönelik çalışmamız gerekiyor. Bunu yaparken de türler, ekosistemler ve insan topluluğu arasındaki karmaşık ilişkiler ağını süregelen ekonomik motivasyonlarımız karşısında göz önüne almamız lazım.

Hayvanlardan insanlara bulaşacak bir sonraki salgının önüne geçebilmek için ayrıca, vahşi hayvanların alınıp satıldığı pazarların tamamen ve uluslararası ölçekte yasaklanması gerekli. Ayrıca küresel olarak vahşi yaşamın gözetlenmesi yönündeki çalışmaların daha da teşvik edilmesi lazım. Yarattığımız büyük problemin yanında virüsler daha küçük bir tehdit gibi görünüyor.

Kaynak: How Do We Prevent the Next Outbreak? Yyaınlanma tarihi: 25 Mart 2020; Yayınlandığı yer: Scientific America; Bağlantı: https://blogs.scientificamerican.com/

Matematiksel

Deniz Karagöz

Hukuk eğitimi almış olmama rağmen matematik her zaman ilgimi çeken bir bilim olmuştur. Matematiksel.org bana bu ilgimi üretkenliğe çevirme şansı veren kaliteli bir ortam. Bu yüzden gerek çevirilerim gerekse yazılarımla katkıda bulunabilmek benim için oldukça anlamlı. Aynı zamanda buradan beslenerek öğrenmeye de devam ediyorum. İyi okumalar

Bu Yazılarımıza da Bakmanızı Öneririz

Başa dön tuşu