Bağlanma Biçimlerinde Aile Etkisi – Bowlby Kuramları

İnsanlara yaklaşımımız, dış dünyaya olan tavır ve düşüncelerimiz, kendimize olan güvenimiz, ailemize karşı tutumumuz ve daha pek çok konuda kritik rol oynayan bağlanma oluşumu, anne ile çocuk arasındaki iletişim ile başlamaktadır.

Bu yazıda; John Bowlby ve Mary Ainsworth’un çalışmalarına dayanan Bağlanma Kuramları’nın çocuk-anne ilişkisine bağlı gelişimini inceleyeceğiz.

Keyifli okumalar.

***

İlk bağlanma çalışmaları etolog Lorenz’in yumurtalı hayvanlar ile yaptığı basımlama çalışmasıdır. Yumurtalı hayvanlar yumurtadan çıktıktan sonra ilk 20 saniyede önlerinde hareket eden ne varsa onu takip etmektedirler. Lorenz’in kazlarla yaptığı çalışmalarda kazlar yumurtadan çıktıktan sonra önlerinde Lorenz olduğu için yaşam boyu Lorenz’i takip etmişlerdir.

Yavru şempanze ile yapılan bir deneyde, kafeste telden bir anne maketi tel maketin yanında aynı maketin kürkle kaplanmış bir hâli bulunmaktadır. Yavru şempanze kafese konulduğunda kürkle kaplı maketin üstüne çıkmıştır.

Bu durum memeli hayvanlarda bağlanma ilişkisinde dokunmanın ve kucağa almanın önemli olduğunu göstermektedir.

John Bowlby, bağlanma

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) 1950 yılında Bowlby’yi, Londra’da yaşayan evsiz çocukların ruh sağlığı üzerine bir bildiri sunmak üzere çağırdı. Bu çağrı, Bowlby’nin bağlanma kuramını geliştirmesinde bir başlangıç teşkil etmesi açısından önemlidir. Bowlby’nin, erkek çocukların annelerinden erken yaşta ayrılmalarının; ergenlik ve ileri yaşlardaki suçluluk oranını arttırdığını gösteren çalışmasını sunmasının ardından ebeveyn-çocuk iletişimi önemli bir gündem oluşturdu.

 Bowlby 1944’de “Kırk dört çocuk hırsız: kişilikleri ve yaşamları” başlıklı makalesini yayınladı. Bowlby’nin bu çalışması sonucunda yayınlanan Dünya Sağlık Örgütü Raporu (Bowlby 1988) yaşamın ilk üç yılında, anne yoksunluğunun çocukları artan ölçüde fiziksel ve ruhsal hastalık riski altına soktuğuna işaret ediyordu. Etkili olmasına ve kabul görmesine karşın raporun çok önemli bir eksikliği vardı; erken anne yoksunluğunun niçin ve nasıl böylesine kötüleştirici etkilere yol açtığını açıklamamaktaydı.

Dünya Sağlık Örgütü’nün raporu Bowlby’yi yeni bir arayışın eşiğine getirdi. Bu arayışın sonucunda çarpıcı araştırma bulguları elde edildi. Bu araştırma bulguları, yakın ilişkiler kurma yönündeki evrensel insan eğiliminin bebeklikten başladığını ortaya koydu. Bebeklikte kurulan bağlanma tarzı ile yetişkinlikteki duygusal bağlarla gözlenen benzerlik ve farklılıkların açıklanabilmesi çabası günümüzde hâlâ devam etmektedir.

İnsanda bağlanma çocuk ve yetişkin bağlanması olarak ayrılır. Çocuklar 6 aylık olunca ayrılık kaygısı yaşamaya başlarlar, anneleri ile birlikte olmak isterler. Annelerinden ayrılınca tepki vermeye başlarlar, bu durum bağlanma ilişkisinin başladığına işaret eder.

Çocuklarda bağlanma üç farklı şekilde gerçekleşir:

Güvenli Bağlanma: ( + , + )

Güvenli bağlanan çocuk, kendisine de dış dünyaya da güvenmektedir. Çocuk, yalnız kalabileceğine, annesinin onu her zaman koruyup kollayacağına inanır.

Anaokuluna bırakılan bir çocuk için durum açıklanacak olursa:

Çocuk, ilk iki ay huysuzluk yapar, bu normaldir. İki ay sonra anaokuluna girdiğinde akşama kadar rahat ve huzurlu bir gün geçiriyorsa bu çocuk güvenli bağlanıyor demektir. Çocuğun bu şekilde davranıyor olmasının nedeni, kendisine güveniyor oluşudur. Yabancı ortam anaokuludur, kendine güvendiği için diğer çocuklarla oynayarak gününü geçirir. Annesine de güvenmektedir, annesinin onu orada bırakmayacağına, nasıl olsa gelip alacağına inandığı için akşama kadar rahat bir gün geçirir.

Güvensiz – Çelişkili Bağlanma: ( – , + )

Çelişkili bağlanan çocuk, kendine güvenmez, dış dünyaya yani annesine güvenir. Çocuk, dış dünyada yalnız yaşayamayacağını düşünür. Bundan dolayı sürekli annesiyle birlikte olmayı istemektedir. Annesi ortamdan kaybolduğunda çocuk sürekli ağlar. Annesi döndüğünde de annesine vurmak, bağırmak, ısırmak gibi tepkiler sergiler. Bunlar aslında karşıt tepkidir yani sarılmak demektir.

Anaokuluna bırakılan bir çocuk için durum açıklanacak olursa:

Çocuk, annesi dönene kadar durmaz, annesi gelince de anneye saldırgan tepkiler verir.

Güvensiz – Kaçınan Bağlanma: ( – , – )

Güvensiz bağlanan çocuk, kendisine de dış dünyaya da güvenmez. Çocuk, yalnız kalamayacağı, kendi ihtiyaçlarını kendi başına karşılayamayacağı ve annesinin onu her zaman koruyup gözetmeyeceği şeklindedir. Dolayısıyla bu çocuk yalnız kaldığında annesi varken ya da yokken hiç tepki vermez, annesine güvenmediği için annesinin varlığı ya da yokluğu onu ilgilendirmez. Çocukta nedensiz öfke patlamaları görülür, ya nedensiz huysuzluk sergiler ya da hiç tepki vermez.

Anaokuluna bırakılan bir çocuk için durum açıklanacak olursa:

Çocuk, götürülüp bırakıldığında hiç tepki vermez. Anaokulunda diğer çocuklarla oynamaz, bir köşede kendi oyununu oynar. Annesi gittiğinde ya da geri döndüğünde tepki vermez. Çocuk, kendine güvenmediği için yabancı ortamda diğer çocuklarla oynamamakta, onlarla ilişkiye girmemektedir. Çocuk annesine de güvenmediği için annesine de olumlu ya da olumsuz tepki vermemektedir.

Şu durumda:

Bağlanma; şiddete eğilim, kendine zarar verme, madde kötüye kullanımı ve bağımlılık, ihmal ve istismar etme ya da edilme gibi psikopatolojilerle ilişkili olabilmektedir. Bu anlamda erken dönem anne-bebek ve çevre-bebek ilişkisinin değerlendirilmesi, danışmanlık ve destek verilmesi, ilişkisel sorunların erken belirlenmesi ve ele alınması koruyucu ruh sağlığı açısından önemlidir.

KAYNAKÇA:

https://www.journalagent.com/kpd/pdfs/KPD_8_2_88_99.pdf

Gelişim Psikolojisi / Pegem Akademi Yayınları – 2015 / Bağlanma Kuramları

İLERİ OKUMA :

https://dergipark.org.tr/tr/pub/duifad/issue/32178/357173

https://www.researchgate.net/publication/242567086_Bebeklik_Donemindeki_Badlanma_Surecine_Genel_Bir_Bakyth

Gamze Dönmez

Okumayı pek çok eyleme tercih eden, araştırmayı, öğrenmeyi, öğretmeyi ve yeniden öğrenmeyi çok seven, amatör olarak öykü yazarlığı yapan bir ilköğretim matematik öğretmeniyim. Öğrenme psikolojisi, gelişim psikolojisi, olasılık, geometri ve mantık en çok dikkatimi çeken alanlardan. Merak uyandırıp geri çekilmenin merak gidermekten daha faydalı olduğunu düşünüyorum. Bilginin ve bilmenin gücüne sonsuz saygı duyuyorum. Paylaşmak güzeldir!

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Başa dön tuşu
Kapalı