Çocuklar Okulu Neden Sevmez?

Neden öğrencilerin çoğu okulu sevmez? Elbette bir öğrencinin okulu sevmesi ya da sevmemesi için sayısız sebep vardır. Ancak bilişsel bir açıdan bakarsak, önemli bir etken, öğrencinin problem çözmenin heyecanlı ve keyifli telaşını yaşamamasıdır.

Peki, öğretmenler her öğrencinin bu keyfi yaşamasını sağlamak için ne yapabilir?

Problemlerin Çözülebilir Olmasını Sağlayın

Problem demek, illa ki öğretmenin sınıfa yönelttiği bir soru ya da bir matematik bulmacası demek değildir. Bir şiiri anlamak ya da geri dönüşümlü malzemelerin farklı kullanımlarını düşünmek gibi eylemler de problem kapsamına girer. Öğrencilerimizin düşünmesini isteriz. Ne var ki biraz dikkat gösterilmediğinde, ders planı öğrencilerin problem çözmeye pek fırsat bulamadığı, öğretmenin yaptığı açıklamaların birbirini takip ettiği bir zincire dönebilir. Bu yüzden, her ders planını, öğrencilerin yapacağı bilişsel alıştırmaları hesaba katarak gözden geçirilmelidir.

Öğrencilerin Bilişsel Sınırlarını Dikkate Alın

Öğrencilerinizi zihinsel olarak etkili bir şekilde zorlamaya çalışırken, bilişsel sınırlamaları aklınızda tutun. Uygun arka plan bilgilerine sahip değillerse, sorduğunuz sorunun hemen “sıkıcı” olduğuna hükmedilecektir. Öğrenciler bir problemle uğraşabilmek için gereken arka plan bilgisine sahip değilse, soruyu söz konusu bilgiye sahip oldukları başka bir zamana saklayın.

Eşit derecede önem taşıyan bir başka etken de çalışan hafızanın sınırıdır. İnsanlar zihinlerinde aynı anda yalnızca belirli bir miktar bilgi tutabilir. Birden fazla adım içeren talimatlar, bağlantısız olguların sıralandığı listeler, iki ya da üç adımdan uzun mantık zincirleri ve yeni öğrenilmiş bir kavramın yeni materyale uygulanması (kavram oldukça basit olmadığı sürece) gibi şeyler, çalışan hafızaya aşırı yüklenilmesine sebep olur. Çalışan hafıza üzerindeki aşırı yüklemenin çözümü basittir: Hızı azaltın ve öğrencileri çalışan hafızalarında çok fazla bilgi tutmaktan alıkoyacak şekilde, tahtaya yazmak gibi hafızaya yönelik yardımlar kullanın.

Çözülecek Probleme Açıklık Kazandırma

Problemi nasıl ilgi çekici hale getirebilirsiniz? Yaygın bir strateji, konuyu öğrenciler için “alakalı” kılmaya çalışmaktır. Bu strateji kimi zamanlar işe yarar ancak kimi zaman kullanımı zordur. Tarih dersinde ünlü bir şarkıcıdan bahsetmek sınıfın biraz kıkırdamasına sebep olabilir ama bundan fazlasına yaramaz. O zaman öğrencilerin dikkatini çekecek ve cevabı bilmek istemelerini sağlayacak soru hangisidir?

Öğretmenler yanıtlara ulaşmaya öyle heves duyarlar ki, soruyu geliştirmeye yeterli vakit ayırmazlar. Oysa ki, insanların ilgisini çeken şey, sorunun kendisidir. Size yanıtın söylenmesi işinize yaramaz.

Ders planı yaparken, öğrencilerin dersin sonunda bilmelerini istediğiniz bilgilerle işe başlarsınız. Bir sonraki adım olarak, söz konusu dersin anahtar sorusunun ne olabileceğini ve soruyu öğrencilerinizin ilgisini çekecek doğru zorluk seviyesinde olması için nasıl şekillendirebileceğinizi değerlendirin; böylece öğrencilerinizin bilişsel sınırlamalarını dikkate almış olursunuz.

Öğrencileri Ne Zaman Şaşırtacağınızı Yeniden Düşünün

Öğretmenlerin öğrencileri derse çekmek için sıklıkla başvurduğu yollar, öğrencilerin dikkatini çekeceğine inandığımız bir problem yöneltmek ya da öğrencilerin şaşırtıcı bulacağı bir gösteri yapmak veya bu tür bir olgudan bahsetmektir. Her iki durumda da, amaç öğrencileri şaşırtmak, meraklandırmaktır. Bu, işe yarayan bir tekniktir ama bu stratejilerin yalnızca dersin başında mı, yoksa hem ders başında hem de temel kavramlar öğrenildikten sonra mı kullanılacağı düşünmeye değer bir konudur.

Mesela, bir süt şişesinin içine bir parça yanan kağıt atıp ardından şişenin ağzına haşlanmış yumurta koyarak klasik bir fen gösterisi yapılabilir. Kağıt yandıktan sonra yumurta emilerek şişenin içine çekilir. Öğrenciler kuşkusuz şaşkınlıkla afallayacaklardır, fakat durumun arkasındaki prensibi bilmiyorlarsa, gösteri sihirbazlık numarası gibidir; anlık bir heyecan olacak, ama olayı anlamak için duydukları merak uzun sürmeyecektir.

Bir başka strateji de bu gösteriyi, öğrenciler ısınan havanın genleştiğini, soğuk havanınsa büzüştüğünü, böylece de vakum gücü oluşturabileceğini öğrendikten sonra yapmaktır. Doğru arka plan bilgisine sahip olmalarından önce karşılarına çıkan, şaşırtacak her tür olgu ya da gösteri, öğrencilerde problem çözme keyfini doğurma potansiyeli taşır.

Öğrencilerin Hazırlık Düzeylerindeki Farklılıkları Kabul Edin ve Buna Göre Hareket Edin

Öğrenciler farklı hazırlık düzeylerine sahiptir, ayrıca evlerinde de farklı düzeylerde destek görürler, bu sebeple yetenekleri de farklılık gösterir. Bu nedenle, tüm öğrencilerinize aynı çalışmaları yaptırmak kendi kendini baltalayan bir davranış olur. Daha düşük kapasiteye sahip öğrenciler fazla zorlanır ve beyinlerinin, okulda yapılan alıştırmalardan zihinsel olarak kaçma eğilimine karşı mücadele ederler.

Bu nedenle elden geldiğince, tek tek öğrencilere ya da öğrenci gruplarına mevcut yeterlilik düzeylerine uygun alıştırmalar vermek akıllıca bir davranıştır.

Hızı Değiştirin

Öğrencilerin bir şekilde kafası karıştığında dikkatlerinin dağılması ihtimali yüksektir. Zihinsel olarak geri çekilirler. Neyse ki, onları geri çağırmak nispeten kolaydır. Değişiklik ilgiyi yakalar. Sınıfın dışından bir çarpma sesi geldiğinde tüm kafalar pencerelere döner. Konu değiştirdiğinizde, yeni bir aktiviteye başladığınızda ya da bir şekilde vites değiştirdiğinizi belli ettiğinizde, neredeyse her öğrencinin dikkati yeniden size döner, siz de onları derse dahil etmek için yeni bir şans elde edersiniz.

Bu sebeple, değişiklikler planlayın ve bu değişiklikleri daha sık mı yoksa daha nadiren mi yapmanız gerektiğini anlayabilmek için sınıfın gösterdiği dikkati izleyin.

Günlük Tutun

Sınıfta edinilen tecrübeler öğretmenin en iyi kılavuzudur. Ancak, bir ders planının ne derece işe yaradığını ertesi yıl gerçekten de hatırlamayı beklemeyin, bu yüzden yazın. Not kağıdına karalayıvermek şeklinde bile olsa, sınıfa yönelttiğiniz problemlerin zorluk derecesini ayarlamaktaki başarınızı kaydetmeyi alışkanlık haline getirmeye çalışın.

İnsanlar doğuştan meraklıdır fakat bizler doğuştan iyi düşünürler değiliz; Bilişsel koşullar doğru olmadığı sürece düşünmekten kaçınırız. Bu nedenle amaç, öğrencilerin başarılı düşünceden kaynaklanan heyecanı yaşama ihtimalini en üst düzeye çıkarmaktır.

Kaynak: Daniel T. Willingham, Çocuklar Okulu Neden Sevmez?

Matematiksel

Paylaşmak Güzeldir

Yazıyı Hazırlayan: Sibel Çağlar

Avatar
Kadıköy Anadolu Lisesi, Marmara Üniversitesi, ardından uzun süre özel sektörde matematik öğretmenliği, eğitim koordinatörlüğü diye uzar gider özgeçmişim… Önemli olan katedilen değil, biriktirdiklerimiz ve aktarabildiklerimizdir bizden sonra gelenlere... Eğitim sisteminin içinde bulunduğu çıkmazı yıllarca iliklerimde hissettikten sonra, peki ama ne yapabilirim düşüncesiyle bu web sitesini kurmaya karar verdim. Amacım bilime ilgiyi arttırmak, bilimin özellikle matematiğin zihin açıcı yönünü açığa koymaktı. Yolumuz daha uzun ve zorlu ancak en azından deniyoruz.

Bunlara da Göz Atın!

Matematiksel Bozukluklar

Yine mi matematik öğretmeni! “ diye öfkeyle kapıyı çarptı Aslı. Bu eve gelen 5. matematik …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.