SOSYAL BİLİMLER

Cam Tavan Sendromu: Kadınlar Üzerinde Görülmeyen Engel

Kadının iş yaşamına aktif olarak katılmasının üzerinden yıllar geçmiş olmasına rağmen istihdamda ve terfide kadınlar halen ayrımcılığa maruz kalmaktadırlar. Eğitim hakkının verilmesi ve fırsat eşitliğinin dile getirildiği yasal düzenlemelerin yapılması ile kadınların iş dünyasında ve üst pozisyonlarda daha fazla yer alması beklenmektedir.

Uygulamalara bakıldığında durumun pek de öyle olmamasın nedenleri altında başka sorunlar yer almaktadır. Bu sorunlardan kesin olarak gözle görünür olmayan engelleri tanımlamak için cam tavan sendromu kullanılmaktadır.

Cam tavan sendromu, 1970’li yıllarda ABD’de ortaya çıkmış bir kavramdır. Kavram işletme, hükümet, eğitim ve kâr amacı gütmeyen organizasyonlarda, üst kademe pozisyonlara ulaşmak için çabalayan kadınların karşılaştığı, örgütsel önyargılar ve kalıplar ile oluşturulan, görünmez, yapay engeller olarak tanımlanmaktadır.

Kavramı bir kadının, yönetici olarak belirli bir noktaya kadar yükselmesinden sonra, önemli bir terfi beklediği anda, adını tam olarak ortaya koyamadığı nedenlerden kaynaklı, istediği terfiyi bir türlü alamaması durumu olarak da açıklayabiliriz.

Cam tavan sendromu ile anlatılmak istenen, karşılaşılan sorunların belirsizliği ya da görülmeyen bir engelin varlığıdır. Kavram ilk ortaya çıktığı zamanlarda, öncelikle kadınlar üzerindeki görülmeyen engelleri tanımlamak amacıyla ele alınmış olsa da zaman zaman erkekler için zaman zaman ırksal ve etniksel varoluştan yana yaşanan engellenmeler için de kullanılmaktadır.

Literatürde cam tavan sendromunun esas nedeni cinsiyet temelli engeller olarak düşünülmektedir. Cinsiyet temelli engellerin dayanağı ise toplumsal cinsiyet rolleri olup, bu rollerin iş yaşamına yansıması mesleki cinsiyet ayırımını oluşturmaktadır.

Toplumsal Cinsiyet Rolleri

Kadınların kariyer yaşamlarına etki eden unsurlardan birisi toplum içerisinde benimsemiş oldukları cinsiyet rolleridir. Cinsiyet rolleri, toplumun bireyden cinsiyetine uygun olarak beklediği davranış, tavır ve özelliklerin birey tarafından kabul edilip sergilenmesi durumudur.

İş hayatı da toplumsal cinsiyet rollerinden etkilenmektedir. İş hayatının toplumsal düzenin getirdiği cinsiyet rollerinden etkilenmesi sonucunda mesleki cinsiyet ayrımı ortaya çıkmıştır.

Mesleki Cinsiyet Ayrımı

Kadın ve erkeğe ait hangi işin daha uygun olduğuna yönelik kültürel ve sosyal tutumlar ile eğitimde cinsiyet eşitsizliği, kadın ve erkek işgücünün farklı mesleklere yönelmesine yol açmış, ülkeden ülkeye, işten işe değişen mesleki cinsiyet ayrımı algısı oluşmuştur.

Toplumsallaşma süreci kadınları, yönetmeye dönük işlerdense (yöneticilik, başkanlık, idarecilik, müdürlük) uzmanlık gerektiren işlere (doktorluk, hemşirelik, öğretmenlik) yönlendirmektedir. Dolayısıyla toplumun cinsiyet rolüne ilişkin önyargıları pekişmektedir.

Bu önyargıların olduğu ortamda büyüyen kadın, örnek alabileceği rol modellerin olmaması, ileri bir kariyerin aile hayatını olumsuz etkileyeceği düşüncesi, toplumsallaşma sürecinde öğrenmiş olduğu roller ile iş yaşamının beklentileri arasında rol çatışmaları (anne-eş rolü ile işkadını rolü arasında kalması) yaşaması kadının iş hayatına yönelik isteklerini şekillendirmektedir.

Kadın çalışanların kariyer gelişimindeki engelleri;

  • Kadınların liderlik ve yöneticilik becerilerinin sınırlı olduğu görüşü
  • Toplumsal cinsiyet rolleri çerçevesinde kadının ailevi sorumlulukların fazla olmasından kaynaklı, kadının iş yaşamında yöneticilik pozisyonundaki yoğun çalışma temposuna ayak uydurmakta zorlanacağı görüşü (örneğin kadının doğum yaptığı dönemde iş yaşamından uzaklaşması)
  • Kadın yöneticilerin, kendilerinden daha alt konumdaki başka kadın çalışanların üst düzey yönetici pozisyonlarına gelmelerini istememesi (bu durum literatüre kraliçe arı sendromu olarak geçmiştir. Kraliçe arı sendromu, “kadın yöneticilerin zamanla iş ortamındaki davranışlarını değiştirerek erkek yöneticilerin davranış kalıplarına yaklaşması ve diğer kadın çalışanlara erkek yöneticilerinkine benzer tepkiler göstermesi” durumudur).
  • Kadınların toplumsal cinsiyet rollerinden kaynaklı uzun seyahatlere gidememesi ve eğitimlere katılamaması, uzayan toplantılar, şirket yemekleri şeklinde özetleyebiliriz.

İlknur Çetinkaya

Okuma Önerisi: Hesaplanma Yöntemleriyle Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliği

Kaynakça

Öğüt, A. (2006). Türkiye’de Kadın Girişimciliğin ve Yöneticiliğin Önündeki Güçlükler: Cam Tavan Sendromu, Girişimcilik ve Kalkınma Dergisi, Cilt 1, Sayı 1, Çanakkale On Sekiz Mart Üniversitesi.

Örücü, E. & Kılıç R. & Kılıç T. (2007). Cam Tavan Sendromu ve Kadınların Üst Düzey Yönetici Pozisyonuna Yükselmelerindeki Engeller, Yönetim ve Ekonomi, Cilt:14   Sayı:2 .

Kapak görseli: https://medium.com/t%C3%BCrkiye/cam-tavan-sendromu-ve-kad%C4%B1nlar-%C3%BCzerindeki-etkisi-7bc7de2ac075

Matematiksel

İlknur Çetinkaya

Nelson Mandela'nın sözleri ile ‘’Bir toplum, kendini en belirgin biçimde çocuklarına nasıl davrandığıyla ortaya koyar. Başarımız, her toplumun en kırılgan fertleri ve aynı zamanda en büyük zenginliği olan çocuklarımızın mutluluğu ve sağlığıyla ölçülmelidir’’. Çocuklarımızın yaşamdan, öğrenmekten keyif aldığı, öğrenmenin sınıfların dört duvarı arasına hapsedilmediği, çocuklarımızın özgür hissettiği, oyun oynayabildiği, çocukluklarını yaşayabildikleri, başarılarının sınavla ölçülmediği, her birinin başarıyı yetenekleri ve ilgi alanlarında tattığı, yüzlerinden gülümsemenin eksik olmadığı güzel yarınlara

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu