Borsa ve Finansta Matematik: Görünüşte Bağımsız, Finansal Olarak Bağımlı Olmak

Yazı serimizin 4.’sünün içeriğinde işin matematiğinden değil, matematiksel sonuçların yarattığı tablolardan bahsedeceğiz bu kez.

***

Sadece ekonomide bahsedebileceğimiz bir durum değil bağımlılık mevzusu. Ekonomiden önce hayatın içine, her yerine, insanlığa gizlenmiş matematiksel bir formül adeta..

Bağımsız değişken, değiştirilen miktarı temsil eden bir değişkendir. Bağımlı değişken, değeri bağımsız değişkenin ne şekilde değiştiğine bağlı olan bir miktarı temsil eder.

Bağımlılık, bağımsızlığa bağlanma durumu gibi gözükse de, daha derin ve karmaşık bir yansımadır.

Bağımlı  ve bağımsız değişkenler meselesi, matematik, ekonomi, ekonometri, istatistik, finans gibi alanlarda emek, zaman harcayan (veya ilgi duyan) kişilerin karşısına bol bol çıkıyor. Ancak, her gün benim ve sizlerin karşısına farklı olaylar ve insanlarla, doğrudan ya da dolaylı şekilde de çıkıyor. Gözlemlediğiniz durumları düşünün.. (‘insan ve psikolojisi’ hakkında da belirttiğimiz bağımlı-bağımsız değişkenler olma halini düşünmüştük geçenlerde)

Birbirine bağlı durumlardan defalarca kez denklemler kurdunuz ( lineer denklemlerden ziyade mecazi denklemlerden bahsetmeye çalışıyorum aslında):

İstediğiniz dil puanını almanız için gitmeniz gerektiğine inandığınız bir kurs. (kurs bağımsız, puan kursa bağımlı bir değişken)

Vereceğiniz kararların sizi çok etkileyen kişi veya kişilerin yorumlarına ve önerilerine bağlı oluşu (kişilerin yorumları bağımsız, verdiğiniz kararlar bu yorumlara bağımlı değişkenler)

Sevmediğiniz bir işe gitmek zorunda oluşunuzun sebebi bağımsız değişken olan maaşınıza bağlı olan yaşamsal ihtiyaçlarınız (yeme-içme-barınma vs)

Yani hayat bağımlı ve bağımsız değişkenler bütünü, bu konuya görebildiğim günlerden birinde daha detaylı değinmeyi diliyorum.

Gelelim ekonomiye..

***

Hayatta her şey para mıdır? Para, tüm faktörleri kendisine bağlamış olan bağımsız bir değişken midir? Eğitim, teknoloji, bilim, sanat..

Peki, mesela Küba, Çin, Amerika, Afrika (veya diğer ülkeler) arasındaki farklılıklar ya da benzerlikler para ile mi oluşmuştur?

Para bağımsız bir değişken olarak birdenbire varlık bulmadı elbette, insanlar vesilesiyle hayata karışmış bir kavram oldu, hatta bir canlıya dönüştü, hatta sürekli evrim geçiriyor..

Peki kendi anlamını kendi mi yaratıyor?

Mesela dolar kendi kendini anlamlı kılamazdı. O yüzden üretim, inovasyon, teknoloji, bilim imdadına yetişti. Politik oyunlara hiç girmiyorum.

Ancak bu alanlarda, ‘üç günlük dünya, koyverelim gitsin’ gibi günübirlik düşüncelerle başarı edinmek zordur. Geleceği hayal etmek gerekir.

İnsanlığın acılarına teslim olup ‘boşver ya’ demesi de, dert edinmemek adına yaşamsal bir çaba olsa da uzun vadede insan olmayı anlamlı hale getiren amaçlar edinmek de acılara merhem olabilir, ayrıca ülkelere de mantık katar, değerini artırır.

Çünkü en büyük problemin burada yattığını fark ediyorum gün geçtikçe.

‘Zaten dünyanın sonu geliyor’, ‘zaten öleceğiz’ diyenler çok fazla. Çok çok haklısınız, ancak bir amaç fonksiyonu yaratmadıkça o sona gelene dek her günü riske atmak doğru olur mu?

Üç günlük dünya ise üç gününe de anlam katalım.

O halde ekonominin ve geleceğin seyrini, ‘Gelecekte nelere ihtiyaç olabilir? Neler değişebilir? Sektörler ve insanlar neleri kaybedebilir? Kaybedilen şeyler neler ile ikame edilir?’ gibi sorularla kendimizi rahatsız ederek öngörebilir miyiz?

Yani geleceğe dair amaçlar edinerek ve hepimiz kendi çapımızda çalışmalar yaparak gün be gün düzeltebilir miyiz?

Ekonomideki bağımlılıklarımızdan kurtulmanın formüllerini aramak zorundayız ki, cesurca söylemlerin yükünü taşıyabilelim. Bu duruma bireysel hayatlarımızda nasıl çareler arıyorsak, ülke olarak da çare aramamız gerekir.

Dış güçler lafını çok sık duyarız. ‘Dış güç’, içerde güçlü olan kimseye dokunamaz, bu durumda bir güç simgesi de olamaz..

Kendi açımızdan bakarsak, Özgür Demirtaş şöyle demiş: Dış güçler bizi sevmiyor o yüzden sürekli bizimle uğraşıyorlar sanılıyor. Dünyanın neresine giderseniz gidin en sevmediğiniz ülke nedir diye sorsanız insanların büyük çoğunluğu Amerika diyecektir. Amerika ile güçlü olduğu için uğraşamıyorlar. Senin ülken de güçlü olsun seninle de uğraşamasınlar.

***

Sadece ülkemizi düşünmeyelim. Ekonomi kızgın bir boğaya dönüştüğü her ülkede çok ama çok can yakıyor, geri dönüşü çok zor olan acılara sebep oluyor..

Enflasyonla boğuşan, enflasyonun ateşinde erimeye başlayan bir diğer ülke Venezuela’da son durum:

Ekonomisi serbest düşüşe geçmiş..

Hiper enflasyon, gıda ve ilaç kıtlığı, elektrik kesintileri, su kesintileri derken milyonlarca Venezuelalının ülkesini terk etmesine yol açtı.

Temmuz ayında yıllık enflasyon yüzde 83 bine ulaşmış, serbest düşüş budur.

Nüfusun %87’si sefalet şartlarında yaşamaya ve ciddi şekilde kilo kaybetmeye başlamış..

Bağımlılık budur..

Venezuela’da bir top tuvalet kağıdı için gereken para (BBC)

***

Dış Borç İle Bağımlı Olmak: Türkiye’nin 31 Mart 2018 itibarıyla brüt dış borcu, 466,7 milyar dolar, net dış borcu 303,2 milyar dolar oldu.

Türkiye’nin borçlu olduğu kurumlar çoğunlukla Amerikalı ve Avrupalı bankalar ve kurumlar.

Hiçbir ev sahibi kiracısının cebine giren paranın kısılmasını istemez. Çünkü o para kısılırsa, ev sahibinin çeşmelerinden biri kısılır.

Diğer yandan, Mahfi Eğilmez’in de belirttiği gibi Amerika ve Avrupa’nın en son isteyecekleri durumlardan biri, Türkiye’nin belli menfaatler için kabul ettiği sığınmacıların, Türkiye ekonomisinin zora düşmesi ile onların kıtalarına göç etmeye başlayacak olmasıdır.

***

Spekülatif ataklar bir masal mı? HAYIR.

Yıllardır, çeşitli yollarla ‘cep doldurma’ ve ‘yönetme’ yöntemi olarak kullanılmışlardır spekülatif ataklar. İçerden de yapılır, dışardan da..

Bunu çevrenizdeki insanlar bile yapar. Fark etmek kolay değildir. Tiyatral bir beceri gerektirir.

Ekonomideki atakları önlemek için önce ekonomiye itibar kazandırmak, bunun için ise maliye ve para politikasını aynı yönde kullanmak, çelişkiler yaratmaktan kaçınmak, dış politikada çok daha barışçı bir yöntem izlemek, söylemlere dikkat etmek, çelişkiler yaratmamak, bilim dışı yaklaşımlardan kaçınmak gerekiyor demiş Mahfi Hoca..

***

CDS NEDİR?

Credit Default Swap’ın kısaltılmış halidir. Swap takas, değiştirme anlamındadır. Bu durumda terimi Türkçe’ye çevirmeye çalışırsak “kredi riskinin devredilmesi” gibi bir anlam çıkmaktadır.

CDS değeri ne kadar yüksekse borçların geri ödenmesi o kadar risklidir daha açık bir ifade ile.

Risk artışı güven azalmasının, risk düşüşü ise güven artışının yansımasıdır. Tükiye’nin temmuzdan sonra CDS değeri sert şekilde yükseldi. Merkez Bankası bağımsızlığındaki derin şüpheler ile daha da tetikleniyor.

Kısa ve güzel bir video izleyelim:

https://www.khanacademy.org/economics-finance-domain/core-finance/derivative-securities/credit-default-swaps-tut/v/credit-default-swaps-cds-intro

 

***

HER BÜYÜME BÜYÜME MİDİR?? HAYIR!

Geleceksiz Büyüme: Yenilenemeyen doğal kaynakların tüketilmesi ile gerçekleşen büyümelerdir. Yani sentetiktir.

Doğanın yok edilmesine yani katledilmesine, her türlü kirliliğe büyüme ve kar maksimizasyonu için seyirci kalınmasına, çevrenin hiçe sayılmasına ve sadece parasal büyümeye odaklanma ile gerçekleşir.

İşsiz Büyüme: Ekonomilerde büyüme sağlanmakla birlikte, yeterli istihdamın sağlanamaması
nedeniyle işsizlikte artışın görülmesidir.

Acımasız Büyüme: Gelir dağılımı düzeltilemediği gibi daha da çarpık hale gelir. Zengin grubun gelirden aldığı pay artarken fakirlik sınırının altına itilen insan sayısı gittikçe artar. (Gelir dağılımındaki adaletsizlik konusunda PARETO 80/20 kuralını da araştırabilirsiniz ek bilgi olarak.)

Sessiz Büyüme: Büyüme sürecinde demokratik bozulma, bireysel hak ve özgürlüklerde kötüleşme sessiz büyüme olarak adlandırılır.

Köksüz Büyüme: Büyüme sürecinde toplumun yozlaşması, kültürel kimlik kaybının yaşanmasına köksüz büyüme denir. Japonya’da son zamanlarda görülmektedir.

***

GİNİ KATSAYISI VE ADALETSİZ BÖLÜŞÜM

Gini katsayısı, bir ülkede milli gelirin ülke vatandaşları arasındaki dağılımını ölçen istatistiksel bir hesaplamadır. Gini katsayısı, “sıfır” ile “bir” arasında değer alır.

Gini katsayısının sıfır olduğu durumda ülkede milli gelir her bir birey tarafından eşit olarak paylaşılıyor, bir olduğunda ise ülkedeki tüm milli geliri sadece bir kişi kazanıyor anlamına gelir.

OECD’nin Gini katsayısı oranları ile hazırladığı rapora göre gelir dağılımının adaletsiz olduğu 10 OECD üyesi ülke:

  • Şili: 0.465
  • Meksika: 0.459
  • Türkiye: 0.397
  • ABD: 0.394
  • İsrail: 0.365
  • Estonya: 0.361
  • Birleşik Krallık: 0.358
  • Letonya: 0.352
  • İspanya: 0.346
  • Yunanistan: 0.343

***

Dostlar, görünüşte bağımsız, finansal olarak bağımlı olmak en hafif haliyle böyle oluyor.

Cennete sahip olduğunuzu sansanız bile, keyfini süren siz olmuyorsunuz. Sefa-cefa meselesi yani..

Mutlu ve gerçekten bağımsız günler dilerim..

(konumuz devam edecek)

Kaynaklar

www.investinganswers.com/financial-dictionary/optionsderivatives/credit-default-swap-cds-1339

www.investopedia.com/terms/c/creditdefaultswap.asp

www.mahfiegilmez.com/2018/09/ds-gucler-bizi-zor-duruma-m-dusurmeye.html

www.mahfiegilmez.com/2018/10/turkiye-ekonomisine-duyulan-guven.html

www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-45285445

www.definans.com/gini-katsayisi-dunya-turkiye//

Matematiksel

Paylaşmak İyidir

Yazıyı Hazırlayan: Ceren Demir

Kendini, insanları, dünyayı tanıma ve anlama çabasında, belki de kaosta olan , filmin oyuncularından, dünya üzerindeki küçücük noktalardan biriyim. Pamukkale Üniversitesi ve AGH University of Science and Technology' de Uluslararası Ticaret ve Finans alanında kendimi eğitmeye çalıştım. Dokuz Eylül Üniversitesi'nde Ekonomi bölümünde yüksek lisansa devam ediyorum. Voleybol sporunda antrenör yardımcılığı yaptım ve lisanslı oynadım. Spora ve sanata düşkünüm. Resim yapmayı çok seviyorum. Klasik müziğe, doğaya, doğa sporlarına, felsefeye, psikolojiye, kitaplara ilgi duyuyorum. Okumayı, yazmayı, öğrenmeye çabalamayı çok seviyorum. Sanıyorum 7. günlüğüme başlayacağım. Satranç ve Rusça'ya merak saldım. Bahsettiğim tüm 'bencil' bilgilerimi önemsiz sayıyorum. Sadece denizdeki kum tanelerinden biri olduğumun farkındayım. Ancak okyanusları merak etmekten vazgeçemiyorum.

Bunlara da Göz Atın

Bobby Fischer: Bir Satranç Efsanesi

Yaratmış olduğu popülarite ile satrancın rockstarı olarak da isimlendirilen, dünyanın en büyük satranç şampiyonlarından biri …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

ga('send', 'pageview');