SORGULAYAN YAZILAR

Black Mirror Dizisinin Yansımaları: Giderek Küçülen Bir Dünyada Yaşamak

Günlerdir yaşadığımız gezegenin ne kadar da küçük olduğunu düşünüyorum. Hiç tanımadığım insanlarla ve hiç gitmediğim yerlerde bir şekilde öldürücü bir virüs yayılmaya başlıyor ve çok geçmeden yaşadığım şehirde işime gitmek, her zamanki rutinlerimi yapmak neredeyse imkânsız hale geliyor. Adeta ‘Black Mirror’ dizisi gibi…

Covid-19 salgınını ekonomiden sosyolojiye kadar birçok bilimde incelemeye devam edeceğiz. Şimdilik anlamaya ve nasıl başa çıkacağımıza odaklanıyoruz. Ama ben şimdiden gezegenimizin küçüklüğüne kafayı takmış durumdayım. 

Hepimiz robotlar gibi birbirimize günden güne daha çok bağlanıyoruz. Aynı şeyleri yapıyoruz. Aynı şeylerden ve aynı kişilerden etkilenebiliyoruz. 

Mesela biri çıkıp ‘Gangnam Style’ diye bir şarkı yapıyor ve çok kısa bir zamanda tüm dünya onu izliyor. Bazen de bu, küçük bir fotoğraf oluyor. Elbiseye bakanların bazıları elbiseyi mavi görüyor bazıları ise sarı görüyor diyorlar. Bütün dünya oturup haber bültenlerinde bile bu elbiseyi, bu fotoğrafı konuşuyor.

Black Mirror gerçek oluyor gibi!

Bunlara bakarak da gezegenimizin ne kadar küçük olduğunu düşünebiliriz belki ama Covid-19 ile bu gerçek sanki hiç farkında değilmişiz gibi suratımıza çarptı. Şimdi bu küçük gezegende bir şeye dikkatinizi çekmek istiyorum.

Meğer gezegen ne kadar küçükmüş

‘Black Mirror’ adlı dizide gelecekte dünyamızın nasıl olabileceğine dair bazı fütürist bölümlere rastlayabilirsiniz. Bunlardan bir tanesinde teknolojinin hayatımıza olan hükmetmesini ele alan senaristler sosyal bir ağ aracılığıyla herkesin birbirine sosyal puanlar verdiği bir sistemi anlatıyorlar.

Aslında günümüzde sosyal ağlarla birbirimize beğeni veya yorumlarla veya da takip etme yoluyla bir nevi puanlar veriyoruz zaten. Dizinin günümüzden ayrılan noktası ise alınan bu puanların insan yaşamında büyük bir öneme sahip olması. 

Yani eğer düşük bir puanınız varsa kullanabileceğiniz arabadan oturacağınız eve kadar her şey çok daha kötü oluyor. Başka bir deyişle insanlar birbirlerini değerlendirerek ödül ve ceza veriyorlar. Belki de gelecekte bu gerçek olabilir diyebilirsiniz.

Ama Çin bu sistemi çoktan denedi bile. Tek bir farkla, Çin puanları sadece kendisi veriyordu ve insanlar bu puanlara göre değerlendiriliyorlardı. Derken Covid-19 salgını başladı…

Açıkçası eminim benim gibi birçok kişinin aklına yine ‘Black Mirror’ dizisinin geldiğine. Çünkü dizinin başka bir bölümünde de hasta, sakat veya güçsüz insanlar toplumdan dışlanıyor ve bazı askerlere bu insanları böcek olarak görmelerini sağlayacak çipler takılıyor.

Bu askerlerde hasta, sağlıksız veya güçsüz bu insanları öldürerek insan ırkının günden güne daha sağlam genlerle yaşamaya devam etmesini sağlıyorlar.

Covid-19 ile de özellikle yaşlı ve kronik hastalığı olan insanların etkilenmesi aklıma hep bu diziyi getiriyor. Düşünüyorum, acaba Çin yine bir şeyler mi deniyor? 

Gezegenimiz bu kadar küçük olmasa bana dokunmayan yılan bin yaşasın diyeceğim ama kazın ayağı öyle değilmiş. Çin o kadar da uzakta değilmiş. Meğer bu gezegen ne kadar küçükmüş…

Salgın başlangıcındaki ve sonrasındaki şüpheci tavırları akla “Çin’e ne kadar güvenebiliriz?” sorusunu da getirtiyor. Virüs ile bu tarz bir amacın hedeflenmediğine gerçekten ikna olabilir miyiz?

Kendimi küçük bir ilkokul sınıfında hayal ediyorum. Devletler birer öğrenciymişler gibi. Ve Çin, sınıfın yaramaz ve tombul çocuğu, sanki bir suç işlemiş de saklıyor gibi şüpheli davranıyor. 

Benimki sadece kendi kendine düşünmek. Belki de gerçek çok farklıdır. Birçok komple teorisi sosyal medyada tartışılıyor. Ancak gerçekleri belki de tarih yıllar sonra yazacak. Eğer ömrümüz yeterse bekleyip göreceğiz…

Matematiksel

Selami Öktem

Pahom'uyum Tolstoy'un, az biraz diye diye, Güneşine yaklaştıkça ışığını kaybeden yıldızıyım...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu