Bir Yüzyıl Projesi: Açık Bilim

“Library Genesis’in bilime yaptığı katkıyı hiçbir platform yapmamıştır” sözü küresel bilim camiasında gizli saklı bir espri olarak döner durur. 

Library Genesis, şakası bir yana, hukuken fikri mülkiyet hukukunu delen bir “korsan bilimsel kaynak” platformu. Kazakistan’dan faaliyet gösteriyor, sık sık ayna sunucuları kapanıyor, yenileri açılıyor. Yine de, Sci-Hub ile beraber, günümüzde bilim insanlarının en çok kullandığı sitelerin başında geliyor.

Nedeni şu: Bilim insanları bilgiye ulaşmakta zorlanıyor. 

Bilgi, çoğu zaman “paywall” denilen, paralı duvarların arkasında. Elsevier, Oxford, Springer, Wiley-Blackwell gibi dev yayınevleri bilgiyi cüzi bedellere satın alıp paketler halinde kütüphanelere, üniversitelere, kurumlara, şirketlere ve bireylere büyük bedellere satıyor. Küresel pazarın yıllık kârının 60 milyar USD düzeyinde olduğu varsayılıyor.

Bunlar muazzam miktarlar. Bilim insanlarına paylarını veriyor olsalardı “Allah arttırsın” diyebilirdik. Fakat tüm medya ve basım sektörü çökerken bilimsel yayımcıların kâr marjları Google ile yarışıyor çünkü bilim insanlarına eserleri için çok cüzi miktarlar ödeniyor. Bazen para bile ödenmiyor, eserden 20–30 kopya hediye ediliyor (Türk yayıncılarının da pratiğidir bu).

Avrupa Komisyonu’na göre bu yayıncıların kâr marjları “adil” olsaydı sadece AB üyesi ülkeler yıllık 10 milyar Euro az ödeme yapacaktı.

Sorun şurada başlıyor: Türkiye gibi yoksul ülkelerde kurumların çoğu zaman bu yayınevlerinin arşivlerine erişimi olmuyor, dolayısı ile korsana mecbur kalıyoruz. Zengin ülkelerde bile üniversiteler üyeliklerini sürdürmekte zorlanıyor. Yıllık üyelik sona erdiğinde bilgiye erişemez hale geliyorsunuz.

Bilgiyi üreten girdiler de tartışma konusu. Üretilen bilginin çoğunluğu kamu kaynakları ile üretiliyor. Üniversitelerin ödedikleri maaşlar, üniversitelerce ödenen laboratuvar giderleri, hatta bilim insanına kreşten post-doc düzeyine kadar yapılan kamusal yatırım…

AB örneğinde bilimsel enstitülerin çoğu kamuya ait. ABD örneğinde özel enstitüler ağırlık kazanıyor ama onlar da bu “yayın karteli”nin mağduru, üretilen bilgiden aldıkları pay düşük. Nihayetinde, büyük yayıncılar çok küçük bedellerle muazzam kârlara erişiyorlar.

Üstelik, çoğu ülkede akademik yükselme ve atama için belli endekslerde (Örneğin: WOS) yayın yapma şartı aranıyor, fakat o endeksleri de yine yayın karteli kontrol ediyor. Yani üniversiteler bu zinciri kıracaklarına, adeta güçlendiriyorlar. 

Yeni yeni bazı ülkeler açık bilim endekslerini (Örneğin: DOAJ) de şartlarına dahil ediyor, Elsevier gibi kartel yayıncılara üyeliklerini iptal ediyorlar (Link).

Türkiye’de de YÖK açık bilim lehine tavır takınmış durumda. Bu çok olumlu bir gelişme ve Türk bilim insanları bu tavrın takipçisi olmalı.

YÖK’ün andığı “açık erişim arşivi kurulması” projesi, Türk bilim dünyasının faydasına olacaktır, fakat arşivi kurmak yetmez. ULAKBİM üzerinden hakemlik sisteminin merkezileştirilmesi sağlanmalı ve dergi bazlı yayın yerine açık erişim arşivinde yayın tercih edilmeli.

Ulusal Açık Erişim Arşivimizde veya yabancı açık dergilerde yapılan yayınlar daha yüksek puanlanmalı, hatta en azından belli düzeyde açık yayın atama-yükselme şartı olmalı. Paralı ve erişime kapalı dergilerde yapılan yayınların (yağmacı dergiler olmasalar bile) puanı düşürülmeli yahut puan verilmemeli.

Ulusal Tez Merkezi’ndeki tezlerin tamamı erişime açılarak Açık Erişim Arşivi’ne dahil edilmeli. Bu adım, sahte tezlere karşı da iyi bir önlemdir. “Patentlenebilir verilerimiz gider” derdi olan varsa, bundan sonra patentlenebilir veri ile tez yazmamalı yahut patentini ivedilikle almalı.

Bu tür adımlar Türk yayıncılardan da tepki çekecektir. Fakat, önceliğimiz nedir? Yayınevlerinin kâr marjı mı, bilim mi?

Onur Çağdaş Artantaş

Kaynak: https://duzensiz.org/

Matematiksel

Paylaşmak Güzeldir

Yazıyı Hazırlayan: Matematiksel

Avatar
Bu yazı gönüllü yazarlarımız tarafından hazırlanmış veya sitemiz editörleri tarafından belirtilen kaynaktan aslına uygun kalınarak eklenmiştir.

Bunlara da Göz Atın!

Sosyal Medyayı İkiye Ayıran Matematik Sorusu

Sosyal medyadaki pek çok kişi şu aralar ikiye ayrılmış durumda. Hem de bu ayrışmaya bu …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.