YAŞAM

Bir Tesadüf Sonucu Bulunan Alkolün Keşfi

Her buluş bir tesadüf ile başlar…

Hiç kimse oturup da hadi bir yoğurt yapayım diye düşünmedi. Ya da şu tası suda yüzdüreyim de suyun kaldırma kuvvetini ispatlayayım demedi. Ah! Kafama bir elma düşse de…

Aynı durum alkol, fermentasyon ve damıtma için de geçerli.

İnsanların ne zaman fermente içecekler üretmeye başladığını kimse bilmiyor.

Bilinen en eski kanıt, Çin’de MÖ 7000‘den geliyor. Yapılan çalışmalarda burada kil kaplarındaki kalıntılardan, insanların pirinç, darı, üzüm ve baldan fermente yapılarak alkollü bir içecek yaptığını ortaya çıkardı.

Peki, küresel ticareti ve araştırmayı geliştirmesi için alkol nasıl değerlendirildi?

Bir şempanzemiz olsun. Bu şempanze ormanda dolaşırken olgunlaşmış eriklerden oluşan bir meyve topluluğuna denk gelsin. Bu olgunlaşmış meyvelerin yaydığı koku şempanzenin ilgisini çekiyor, şempanze meyvelerin yayına gidiyor ve hızını alamayıp çok miktarda bu olgunlaşmış eriklerden yiyor.

Bu sarhoş edici kokulu meyve bir süre sonra şempazenin vücudunda bazı garip etkiler oluşturmaya başlıyor. Acaba neler oluyor?

Vücudunda neler meydana geldiğinin farkında olmayan şempanzemiz bir köşede hafif baygınlık geçiredursun, insanların sonunda bira, şarap ve diğer alkollü içecekler üretmek için kullanacağı bir süreci yaşamakta olduğunun elbette ki farkında değil.

Olgunlaşmış meyve içindeki şeker maya olarak bilinen mikroskobik organizmaları çeker. Mayalar, meyve şekerleri ile kendilerini beslerken, alkollü içeceklerin alkollü olmasını sağlayan etanol adı verilen bir bileşik üretir. Bu üretim işlemine fermantasyon denir.

Mayalar temel olarak herhangi bir bitki şekerini fermente edeceğinden, eski insanlar yaşadıkları yerde yetişen herhangi bir ürün ve bitkiden alkol elde edebiliyordular.

İnsanların ne zaman fermente içecekler üretmeye başladığını ise kimse bilmiyor.

Bilinen en eski kanıtlar kil kaplardaki kalıntılarından; fermente pirinç, darı, üzüm ve baldan alkollü bir içecek yapıldığının ortaya çıktığı Çin’de MÖ 7000’den gelmektedir.

MÖ 7000 ardından gelen birkaç bin yıl içinde, dünyadaki tüm kültürler kendi içeceklerini fermente edebiliyorlardı.

Dünyanın neredeyse her bölgesinin kendi fermente içecekleri var.

Eski Mezopotamyalılar ve Mısırlılar, depolanan tahıl tanelerinden yıl boyunca bira yapabiliyorlardı. Bu bira tüm sosyal sınıflara satılıyordu. İşçiler bile günlük mesailerinde bu biradan içebiliyorlardı. Eski Mısırlılar ayrıca şarap da yaptılar, ancak iklim üzüm yetiştirmek için ideal olmadığı için, nadir ve pahalı bir lezzet olan şarap üst sınıfların içeceği olarak kaldı.

Mısır coğrafyasının aksine üzümlerin daha kolay yetiştiği Yunanistan ve Roma’da şarap kolayca elde ediliyordu.

Güney Amerika’da insanlar tahıllardan chicha yaptılar, bazen bu içkiye halüsinojenik (halüsinasyona yol açabilicek güçte olan ilaç, bitki ) otlar eklediler.

Şu anda Meksika’da kaktüs özünden yapılan pulk adlı içecek yapılıyorken, Doğu Afrikalılar muz ve hurmadan bira yapıyorlar. Japonya’da insanlar pirinçten sake yapıyorlar.

Yani kısaca hangi coğrafyada ne kolay ve fazla yetişiyorsa, o coğrafyanın insanı kendisi için o bitkiden alkollü içecek üretiyor.

Alkol tüketimi günlük yaşamın bir parçası haline geldikçe bazı yetkililer özellikle pozitif ilimlerle uğraşan Yunan hekimler, şarabın sağlık için iyi olabileceğini düşünmüşler ve hastalıkların tedavisinde kullanılmasını önermişlerdir.

Avrupa’daki ilk Yahudi ve Hıristiyan yazarlar ise şarabı dini ritüellere entegre ettiler, ancak aşırı tüketimini bir günah olarak saydılar.

Ortadoğu, Afrika ve İspanya gibi İslamiyet’in yaşandığı bölgelerde, sarhoşken dua etmeye karşı İslami bir kural yavaş yavaş genel bir alkol yasağına doğru evrildi.

En eski usullerle fermente edilmiş içecekler nispeten düşük alkol içeriğine sahiptir. Yaklaşık %13 olan alkol oranın artması fermantasyon sırasında üretilen yan ürün olan bazı maya türlerinin toksik hale gelmesine ve onları öldürmesine sebep olur. Mayalar öldüğünde fermantasyon durur ve alkol içeriği azalır.

Fermentasyon yöntemi ile alkol üretimi sonucunda binlerce yıldır alkol içeriği sınırlı kalmıştı.

Ta ki damıtma işlemi keşfedilene dek…

9. yüzyıl Arapça kimya yazma eserleri, içindeki alkolü buharlaştırmak için kaynayan fermente sıvıları tarif eder. Alkol sudan daha düşük bir sıcaklıkta kaynar, bu nedenle daha önce buharlaşır. Bu buhar cam bir balonda depolanır, soğutulur. Soğuyan buhar yoğuşarak tekrar sıvı haline gelir.

Bu işlem ardından geriye kalan sıvı alkoldür. Bu yöntemle elde edilen alkol, fermente edilmiş içeceklerden çok daha fazla konsantredir.

İlk başta, bu yöntemle elde edilen alkol yalnızca tıbbi amaçlar için kullanıldı. Daha sonra önemli bir ticari mal haline geldi çünkü bira ve şarabın aksine dayanıklıydı ve uzun süre bozunmuyordu.

Karayipler’deki Avrupa kolonilerinde hasat edilen şekerden yapılan rum, denizciler için bir temel içecek haline gelmiş ve Kuzey Amerika’ya ticareti yapılmaya başlanmıştı.

Avrupalılar Afrika’ya brendi ve cin getirdiler. Getirdikleri içkileri yerel halkla; topraklar, palmiye yağı ve kauçuk gibi ürünler karşılığında takas ettiler. Damıtılarak elde edilen alkollü sıvı bu bölgelerde bir takas aracı haline geldi.

Coğrafi keşif çağında, damıtılmış alkol uzun mesafeli deniz yolculuklarında önemli bir rol oynadı. Avrupa’dan Doğu Asya’ya ve Amerika’ya gitmek aylar alıyordu ve mürettebat için içme suyunu taze ve temiz tutmak zor bir işti. Bir su variline bir kova brendi (bir tür alkollü içki) eklemek suyu daha uzun süre taze tutuyordu, çünkü alkol zararlı mikropları öldüren bir koruyucudur.

1600’lü yıllara gelindiğinde alkol, tüm küresel ticaret ve keşifleri hızlandırmıştı. Zaman geçtikçe insan toplumundaki rolü gittikçe önem kazandı.

Alkolün keşfi hakkında kısa bir animasyon video izlemek için…

Kaynak: https://ed.ted.com/lessons/a-brief-history-of-alcohol-rod-phillips

Başa dön tuşu