FELSEFE

Bir Harf Farkı, Sonsuz Anlam Farkı: Stokastik ve Skolastik

Harfler kelimeleri yaratır. Kelimeler de zihinde damıtılabildiği ve kalpte hissedilebildiği kadar gücünü ve anlamını yansıtır.

Bazen çok yakın hatta neredeyse aynı gibi göze çarpan kelimelere rastlarız. Benzer harflerden oluşurlar. Ama anlamları siyah ve beyaz kadar farklıdır.

Başlıktaki ikili de bu türler arasında gözüküyor..

STOKASTİK NEDİR?

Bilimsel alanlarda çalışan veya ilgi duyup araştırma yapan pek çok kişi stokastik kelimesine sık sık rastlamıştır.

Öyle ki, kendisi fizikten, istatistiğe, borsadan, mühendisliğe, ekonomiden, ekonometriye ve biyolojiye kadar daha pek çok alanda kullanılan bir kelime.

Ben çok kısaca borsadaki anlamına değineceğim..

Borsada yaygın olarak stokastik osilatörler adıyla kullanılıyor. Osilatörler; fizikte, elektrik-elektronik alanında da kullanılıyor ama borsadaki anlamı daha farklı.

İndikatörler, osilatörleri kapsasa da aralarında farklılık vardır. İndikatör, teknik analizde fiyatın yönü veya trend (yani fiyatının yükseliş-düşüş-durağanlık seyirleri) devamıyla hakkında analiz yapılmasını sağlayan matematiksel modellerdir. 

 Trend oluşmamış piyasalarda fiyatlar yatay bir bantta hareket ederken trendin içinde düzeltme seviyelerini tespit eden indikatörler osilatördür.

Borsadaki kapanış fiyatının seçilen dönem aralığı içindeki kapanış fiyatının en yüksek ve düşük değerlerini belirleyen stokastik kavramı, piyasadaki dalgalanmaların gücünü de ölçer.

Stokastik, 1950’lerde George Lane tarafından geliştirilen, belirli bir periyotta yüksek ve düşük değerlerin mevcut fiyata olan yakınlığını göstermektedir.

Stokastik indikatörü hacim ve fiyatı değil, fiyatın hızını ölçer.

Stokastikte, boğa veya ayı piyasası dönüşleri de daha kolay tespit edilir ve aşırı alım veya aşırı satım seviyeleri de izlenebilir.

STOKASTİK İNDİKATÖRÜ NASIL HESAPLANIR?

%K ve %D değerleriyle gösterilir ve mesela beş günlük bir hesaplama için şöyle hesaplanır:

%K = 100 x (Kapanış – Düşük 5) / (Yüksek 5 – Düşük 5)

%D = %K ‘nın 3 günlük basit hareketli ortalamasıdır.

Bu oranları, teknik analiz araçlarını kullanırken de görebilirsiniz.

Ben aşağıda, tradinview’den seçtiğim mevcut kur üzerinde (başka kurlara da bakabilirsiniz) stokastik, stokastik RSI ve Bollinger Bantları ile inceleme yaptım.

Mum grafiğin alt bölümündeki eğrisel grafikte, 80-100 arası bölge aşırı alım, 0-20 arası bölge ise aşırı satım bölgesidir. %K eğrisinin %D eğrisini aşağı yönlü kesmesi durumunda satış sinyali, yukarı yönlü kesmesi durumunda alış sinyali vermektedir.

Mesela Dolar/TL kuru üzerinden piyasa işlemlerinin gösterildiği bu mum grafiğin altındaki eğrilere, tradingview’e girip grafikler bölümünü seçtiğinizde, grafiğin üstünde fx sembolünü tıklayarak Stokastik yazıp tıklarsanız hemen altta erişebilirsiniz.

Stokastik RSI:

Aynı işlemi Stokastik RSI için de yapabilirsiniz. Neredeyse aynı gibi görünüyor grafikleri.

Ancak aralarında nüans var.

StochRSI, değer 20’nin altına düştüğü zaman aşırı satım koşuluna işaret eder ve finansal varlığın kısa vadede yükselme eğiliminin artabileceğine işaret eder. Yani alım-satım anlamında ikisi de aynı aralıklarda izlense de Stokastik RSI daha fazla volatilite, yani risk içerir.

Aynı grafiğe son olarak Bollinger Bandıyla bakalım:

Bollinger Bantları (BB), 1980’lerin başında John Bollinger tarafından oluşturulan yaygın bir teknik analiz aracıdır. Bollinger Bantları, güvenlik fiyatlarına göre çizilen üç satırlık bir banttan oluşur. Ortadaki çizgi, basit hareketli ortalamadır (SMA).

SMA, Bantlar ve fiyat arasındaki ilişkiyi gözlemleyerek oynaklığı ölçmenin bir yolu olarak kullanılan Üst ve Alt Bantlar için bir temel görev görür.

İsterseniz konuyu bir video ile de takip edebilirsiniz:

Bu kadar borsa ve stokastik yeter dediyseniz, aynı şeyi söyledik demektir. 🙂

***

Şimdi skolastik neydi onu hatırlayalım..

SKOLASTİK ÇAĞ

Skolastik kelimesi ise bambaşka bir noktaya taşıyor bizleri.

Ne yazık ki kelimelere biraz takıntılıyım. Benzer harfler içeren kelimeler dikkatimi çekiyor. Kabus gibi bir şey aslında. Mesele rektör ve vektör kelimeleri de çok benzer ama anlamları çok farklı. Belki tek ortak noktaları, belirlenen noktaya göre yön verilebilir olmalarıdır.

Pozitif bilimsel bir çalışma yaparken, skolastik kelimesini yanlışlıkla stokastik yerine kullanıyor olsanız, sosyal bilimlere atıf yapmış oluyorsunuz.

Skolastik kelimesi, felsefe alanında sayısız makalenin ve içeriğin konusu olan bir düşünce biçimini, hatta düşünce dönemini betimliyor.

Kökeni önce bir başka düşünce biçimine dayanarak beliriyor.

Bu da Patristik Düşünce, yani teoloji ve felsefenin aynı kaba damıtıldığı bir düşünce dönemi. Yani Platon önderliğinde, Milattan Sonra 700’lü yıllara dek hakim olmuş bir felsefenin ardından geliyor skolastik dönem.

Skolastik dönemin özellikleri de Orta Çağ ile bir tutuluyor genelde. Çünkü, zaman çizelgesi bakımından aynı dönemi temsil ediyorlar. Elbette buna karşı olan pek çok çalışma da var. Ancak bunu diyalektik olarak detaylandırmak başka bir yazımızın konusu olsun.

Çizelge ise şöyle:

Vikipedi

Orta Çağ’ı gördüğümüz bu çizelgede, skolastik düşüncenin üç ana dönemini de görürüz. Şöyle ki:

  • Erken Dönem Skolastik (800-1200’lü yıllar)
  • Yükseliş Döneminde Skolastik (1200-1300’lü yıllar)
  • Geç Dönem Skolastik (1300-1500’lü yıllar)

Orta Çağ’ın da Batı Roma İmparatorluğu’nun çöküş tarihi olan MS 476 ile başladığı düşünülüyor. Skolastik düşünce de Orta Çağ’da hakim olmuş oluyor. Çünkü Platoncu düşüncenin yerini 800’lü yıllarda Aristotelesçi düşünce almaya başlıyor. Ancak Platon aynı zamanda Aristoteles’in hocası idi.

Dönemin en önemli özelliklerinden biri, teolojik çıkarımların daha fazla kabul görmesidir.

Skolastik dönemde felsefenin, dini ve inançsal öğretilerle bezendiği görülür.
İnanca, akıl temelli getirilen itirazlar aşılmaya çalışılmıştır.

Öyle ki, dönemin düşüncesi Augustinus’un şu özlü sözüdür:
“Anlamak için inanıyorum.”

Elbette böyle bir dönem içinde de problemler kaçınılmaz olacaktır.

Çünkü sorun, uç noktalara olan zafiyetten gelir, ki bu kolaydır da..

Halbuki, salt göz retinası ile bakınca bile yeterince açık şekilde görülen bir renklilik ve farklılık hakim iken dünyaya, beyin retinasını kapatmak yorucu olmayan bir yaşamı tercih edenler için daha mantıklı oluyor.

Böyle olunca da güneş kadar net gerçekleri ısrarla reddedebilen yeni bir göz yaratmış oluyoruz.

Dolayısıyla bu dönemde de her dönemde olduğu gibi bir problem vardı. Buna da Tümeller Problemi deniyordu.

Felsefe.Gen

Tümeller problemi, kavramların varlığını irdeleyen bir tartışmayı ele alıyor. Kullandığımız kavramlar, gerçek yaşamda da aynı kavramlar olabilir mi?

Yani bir kırmızı bir de siyah arabayı, ”ARABA” başlığında birleştirsek de pek çok genel işlev bakımından türdeş oldukları kadar, detaylı özelliklerinde kesinlikle türdeş değillerdir.

Yukarıdaki grafikte gördüğünüz açıklamalar da, skolastik dönemin tümeller problemleri için farklı görüşlerin açıklamalarıdır aslında.

Yani, genel kabuller hiçbir zaman kendini yüzde yüz gerçekleştiremiyor -daha doğrusu tam kapasitede kabul ettiremiyor ve ettiremeyecek gibi- görünüşe göre..

Skolastik dönemde bile..

***

Şimdilik konuyu devam ettirmek üzere burada bitirelim..

Kelime ve harf oyunları, benzerlikleri, farklılıklerı önerilerinizi bekleriz bu arada.. 🙂

Kaynaklar

Integral Forex

https://www.qnbfi.com/forex/forex-terimler-sozlugu/stokastik-nedir

https://tr.tradingview.com/ideas/bollingerbands/

https://kriptoparaanaliz.com/stokastik-rsi-nedir-teknik-analizde-nasil-kullanilir/

https://avys.omu.edu.tr/storage/app/public/hasan.atsiz/65079/ilt310_unite_08.pdf

Matematiksel

Ceren Demir

Kendini, insanları, dünyayı tanıma ve anlama çabasında, belki de kaosta olan; filmin oyuncularından, dünya üzerindeki küçücük noktalardan biriyim.. Dokuz Eylül Üniversitesi'nde Ekonomi bölümünde yüksek lisansa devam ediyorum. Spora, sanata (özellikle resim sanatı), müziğe, doğaya, doğa sporlarına, felsefeye, psikolojiye, kitaplara, filmlere düşkünüm.. Okumayı, yazmayı, öğrenmeye çabalamayı çok seviyorum. Küçük yaşlardan itibaren birikmiş 9 adet günlüğüm var. Amaçlı ve amaçsız yaşamanın çeşitli noktalardan artı ve eksileri olduğunu düşünsem dünyadaki her şeyin gelip geçici olduğuna inanıyorum. Yine de -her şeye rağmen- ben uzun süredir amacı olanlardanım.. Buradan enerji sağlayabiliyorum.. Çoğunlukla enerjik, dışa dönük olsam da yeri geldikçe oldukça içe kapanmaya ve yalnızlığa susayabiliyorum. İkisi de keyifli ve öğretici.. Matematiksel sitesinin öncelikle hayranı olan bir okuruyum sonra Matematiksel’e katkı sağlamaya çalışan enfes ekibin bir parçasıyım. Özetle bu dünyayı bir rüyaymış gibi (Is this the real life? Is this just fantasy?) hissedip iyi bir insan olarak '‘kalmaya'’ çabalayan, sonsuzmuş gibi üretmeye çalışan insanlardan olarak; bahsettiğim 'bencil' bilgilerimi önemsiz sayıyorum. Sadece denizdeki kum tanelerinden biri olduğumun farkındayım. Ancak okyanusları merak etmekten vazgeçemiyorum. Yaşam keşifle canlanıyor..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu