İLHAM VERENLER

Bir Hakaret Kaynağı Değil, Örnek Bir Lider: Oturan Boğa

''Oturan Boğa'' aslında bir insandır..

Evet, muhtemelen pek çok kişi Oturan Boğa’yı tanıyordur. Bilmeyenler için kısaca tanıtalım..

Küçükken de kilolu insanlarla alay etmek için ”oturan boğa” diyenlere rastlamıştım. Ama yıllar sonra, geçtiğimiz günlerde tekrar ”oturan boğa” diyerek birine hakaret etmek isteyen bir kullanıcı yorumu gördüm internette.

Kullandığımız kelimelere/cümlelere, bir de alay malzemesi ediyorsak, dikkat etmek gerekli..

Oturan Boğa derken hakaret ettiğini sanan kişiler, tarihin en güçlü figürlerinden olan ve beyaz adamın zulmüne direnen bir savaşçıdan bahsettiklerini bilmiyorlar sanırım.

Oturan Boğa, ABD sömürge ordusuna karşı savaşan son Kızılderili Şefi Tatanka Iyotake’nin (1831-1890) ta kendisidir..

Tatanka Iyotake Kimdir?

Oturan Boğa, 1831 civarında Dakota Bölgesi’nde, Dakota ve Lakota dilleri temelindeki Sioux kabilesine (Ayrıca Kuzey Amerika’nın ilk ulusları) doğmuştu. Doğduktan sonra ailesi tarafından önce Jumping Badger olarak isimlendirilse de gençliğinde ”Sitting Bull” yani o meşhur ”Oturan Boğa” adını aldı.

Yetenekli ve cesurdu.. 14 yaşında Lakota Savaşçıları arasına katıldı ve soykırıma susamış ABD Orduları ile savaştı ömrü boyunca. Ayrıca mistik güçleri olduğu ve uğrayacakları bozgunları önceden bildiği de söylenir.

ABD Ordularına karşı savaşan son kızılderili şefi olan Tatanka Iyotake (Oturan Boğa), 1863’te Dakota Savaşı’yla başlayan saldırının ardından 1864’te Amerika Birleşik Devletleri ordusunun Dakota, Nakota ve Lakota uluslarına yapılan yeni saldırısında da ön saflarda karşı durmaya çalıştı.

Yılllar süren direniş sonucunda, 1868’de Abd Hükümetine Sioux Anlaşmasını imzalatabildi. Bu anlaşma, Güney Dakota’da kızılderililere nefes aldıracaktı ancak bu rahatlama çok kısa sürdü.

1870’lerin ortalarında Kara Tepeler’de altın keşfedildi ve beyaz adamlar, yerlilere garanti edilen toprakları işgal ederek anlaşmadaki hükümleri ihlal ettiler.

Oturan Boğa, ABD hükümetinin bu ihaneti karşısında 1876’da General George Armstrong Custer’a karşı Little Bighorn olarak bilinen savaşı başlatıp, Amerikalı generali ve tüm adamlarını yok etti.

Ancak ABD Hükümetinin bu yenilginin ardından intikamı acı oldu ve tüm Kızılderili kabilelerini ele geçirmeyi hedeflediler.

Yerliler, Oturan Boğa’nın önderliğinde cesurca savaştı, ancak beyazların orduları kabilelerini soykırıma sürüklemeye başlamıştı. Giderek daha fazla Sioux insanı, kederden ve açlıktan ölmek üzere olunca ABD yetkililerine teslim oldular.

Ancak 1877 Mayıs’ında Oturan Boğa, ve kabilede yanında kalan azınlık takipçileri sırtlarında küfelerle, yaşlısıyla, çocuğuyla Kanada’ya göç ettiler ve orada toplama kampına alındılar.

Sioux’lar bu toplama kampını çekilir kılmak için bir formül buldular: Hayalet Dansı (Ghost Dance)…

Yüzlerini boyayıp yorgunluktan bayılıncaya dek sessizce dans etmeye, bir anlamda da protestoya başladılar.

Bu sessiz protesto, hızla tüm Kuzey Amerikalı yerli kabileleri arasında yayılmaya başlayınca, ABD hükümeti Oturan Boğa’nın tutuklanmasına karar verdi.

Oturan Boğa, 17 yaşındaki oğlu Karga Ayak’ın (Crow Foot) esir kampına babasını tutuklamak için gelen askerlere direnirken gözlerinin önünde öldürülmesinin şokunu yaşadığı anda, kafasına sıkılan bir başka kurşunla öldürüldü.

Oturan Boğa ve oğlunun katledildiği bu anı acı kılan bir diğer faktör ise Oturan Boğa’yı kurşunlayarak öldürenin, Amerikan Ordusuna teslim olan kendi kabilesinden bir insan olması..

***

Oturan Boğa’nın yaşadıklarının özetini anlattığı aşağıdaki yazıyı okumalısınız (ve bundan sonra adını övgü ile anmayı denemelisiniz) derim:

(…)

Sahip olma isteği onlarda bir hastalık olmuş. Bu insanlar, zenginlerin bozabileceği ama yoksulların bozamayacağı birçok kural koymuşlar. Yönetici olan zenginleri güçlendirmek için yoksullarla güçsüzlerden vergiler alıyorlar. Bizim annemizin, toprağın, kendilerinin olduğunu söylüyor, komşularını çitler yaparak kendilerinden uzaklaştırıyorlar; toprağı binalarıyla ve öteki süprüntüleriyle çirkinleştiriyorlar. Bu millet, baharda yatağından taşarak, yoluna çıkan her şeyi yok eden bir ırmağa benziyor. ”

Kaynaklar:

https://encyclopedia2.thefreedictionary.com/Tatanka+Iyotake

https://www.hurriyet.com.tr/oturan-boga-nin-hazin-oykusu-9568032

https://tr.wikipedia.org/wiki/Oturan_Bo%C4%9Fa

https://www.thefamouspeople.com/profiles/sitting-bull-2870.php

Matematiksel

Ceren Demir

Kendini, insanları, dünyayı tanıma ve anlama çabasında, belki de kaosta olan; filmin oyuncularından, dünya üzerindeki küçücük noktalardan biriyim.. Dokuz Eylül Üniversitesi'nde Ekonomi bölümünde yüksek lisansa devam ediyorum. Spora, sanata (özellikle resim sanatı), müziğe, doğaya, doğa sporlarına, felsefeye, psikolojiye, kitaplara, filmlere düşkünüm.. Okumayı, yazmayı, öğrenmeye çabalamayı çok seviyorum. Küçük yaşlardan itibaren birikmiş 9 adet günlüğüm var. Amaçlı ve amaçsız yaşamanın çeşitli noktalardan artı ve eksileri olduğunu düşünsem dünyadaki her şeyin gelip geçici olduğuna inanıyorum. Yine de -her şeye rağmen- ben uzun süredir amacı olanlardanım.. Buradan enerji sağlayabiliyorum.. Çoğunlukla enerjik, dışa dönük olsam da yeri geldikçe oldukça içe kapanmaya ve yalnızlığa susayabiliyorum. İkisi de keyifli ve öğretici.. Matematiksel sitesinin öncelikle hayranı olan bir okuruyum sonra Matematiksel’e katkı sağlamaya çalışan enfes ekibin bir parçasıyım. Özetle bu dünyayı bir rüyaymış gibi (Is this the real life? Is this just fantasy?) hissedip iyi bir insan olarak '‘kalmaya'’ çabalayan, sonsuzmuş gibi üretmeye çalışan insanlardan olarak; bahsettiğim 'bencil' bilgilerimi önemsiz sayıyorum. Sadece denizdeki kum tanelerinden biri olduğumun farkındayım. Ancak okyanusları merak etmekten vazgeçemiyorum. Yaşam keşifle canlanıyor..

2 Yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu