Bilinçaltı Mesajları: Bilinç Altımda Kim Dolaşıyor?

Kişilerde tutum ve davranış değişikliklerine neden olan ancak duyularımızın eşik değerlerinin altında verildikleri için algılayamadığımız psikolojik virüslerdir bilinçaltı mesajları… 

En ilginç örneklerden biri Kuzuların Sessizliği filminin afişidir. Filmin afişinde yer alan, kelebek figüründeki iskelet kafasının içindeki 7 çıplak kadını fark edebilmiş miydiniz örneğin?

bilinçaltı mesajları

Bilinçaltı mesajları, küresel algı savaşının çok önemli bir parçası. İnsanlar neye ikna edilmek isteniyorsa onun için kullanılır. Bir ürünü satın almanız, bir filmi, diziyi izlemeniz, bir hizmeti almanız, hatta belli bir siyasal partiye oy vermeniz gibi.

En önemli unsur, tekrar olgusu. Bilinç düzeyinde de süreç böyle işliyor. Bir fikri, görüşü çok uzun yıllar tekrar ettiğiniz zaman, insanlar o görüşü, düşünceyi benimsemeye başlıyor, kanaat oluşuyor.

Beynimizdeki duygularımızın kontrol merkezi olan limbik sistemin önemli bir parçası amigdala. Bilinçaltı mesajlar, bu bölgeyi etkileyip, uyarır. Beyine gelen bilinçaltı uyaranlar, burada duygusal tepkiyi yoğunlaştırır. Amigdala, doğal sürecin dışında uyarılınca da mutluluk, neşe, sevgi, depresyon, cinsel istek, kıskanma gibi tüm duygularımız farklılaşmaya, bilinç düzeyimizde inanmadığımız, hatta reddettiğimiz ya da otonom davranışlar göstermeye başlarız. Örneğin tatmin duygusunu hissetmek için aynı markayı satın alma ya da aynı diziyi izleme gibi.

Amigdala’daki koku, tat, dokunma ve görsel uyaranlara karşı özelleşmiş hücre gruplarıyla ilişki kurmak, etki altına almak için beş duyu organının tümü de kullanılıyor. Ama en önemlisi göz. Çünkü dış dünyayı, yüzde 1 tat alarak, yüzde 1.5 dokunarak, yüzde 3.5 koklayarak, yüzde 11 işiterek ve yüzde 83 görerek öğreniyoruz.

Görsel uyaranlara yanıt veren nöronlar da en yoğun amigdala’da bulunuyor. Bu nöronların önemli bir kısmı yüz görüntüsüne duyarlı. Duyguları harekete geçiren değişik yüz görüntüleri, bilinçaltı mesajlarda en fazla kullanılan uyaranlar. Elbette bu yüzleri, çoğu zaman göremiyoruz, çünkü görme eşiğimizin altında hazırlanıyorlar. Ama kolayca hareketli ya da sabit görüntülere yerleştirilebiliyor. Sonra etki düzeyine göre işitme ve koklama geliyor.

Gün içerisinde, duyu organlarımız aracılığıyla bize milyonlarca uyaran geliyor. Peki onlara ne oluyor? Elbette kaybolmuyorlar.

Yaşamsal deneyimlerimize ilişkin beynin ana hafıza öbekleriyle uyuşma durumuna göre saklanıyorlar. İşte burada özellikle gözün fovea noktası büyük önem taşıyor. Çünkü bu nokta küçük ayrıntıları, -bilinçaltı mesajlar açısından bakarsak- görüntülerin içerisinde fark edemediğimiz yazı ve şekilleri beyine gönderiyor. ‘Kuzuların Sessizliği’ afişinde olduğu gibi.

Mesajların kalıcı hafızaya geçebilmesi için beyindeki diğer bilgilerle, her insanı etkileyebilmesi için de her insanda var olan ortak zihinsel unsurlarla uyuşması gerekiyor. Bu uyuşmayı sağlayabilmek için her insanda aynı şeyi ifade eden, beynin aşırı tepki verdiği arketipler (ilk sembol) kullanılıyor. Özellikle iki arketipe beyin, aşırı tepki veriyor: Doğum ve ölüm. Diğer her şey, bu iki unsura bağlı. Mesajın içerisinde bu iki arketipi çağrıştıran unsurlar varsa, mesaj hafızaya aktarılıyor.

Bilinçaltı mesaj yüklenmiş bir film ya da reklam, bizi hemen davranışa yöneltmiyor. Bu mesajların en önemli unsuru, tekrar. Mesajın davranışa dönüşmesi de birçok faktöre bağlı. Uyaranın özellikleri ve gücü, verildiği ortamın özellikleri, kişinin psikolojik durumu, tekrar aralığı gibi birçok farklı değişken rol oynuyor. Etkisi kişilerin mesajla karşılaşma sıklığına göre değişiyor tabii.

Henüz bilinçli beyinleri yani korteksleri gelişmediği için aslında en fazla çocukları etkiliyor bu mesajlar. Yetişkin beyni için bile hayal ile gerçek arasında ince bir çizgi var; çocukta bu, çok daha ince. ‘Ansal kurgu’ gibi bilinçaltı mesaj tekniklerinin yoğun kullanıldığı anlarda, kendilerini çevrelerine adeta kapatıyorlar. Anneleri seslendiği zaman bile duymuyorlar. Bu filmlerde kullanılan cinsel öğeleri, çocuklar ilk seyrettiklerinde anlamlandırmıyor ama büyüdüklerinde, bu bilinçaltı öğenin yüklü olduğu sahnede verilen mesaj neyse, onu çok daha güçlü biçimde kabul ediyorlar.

Bu mesajları anlamanın, fark etmenin, daha önemlisi korunmanın yolu da yok üstelik. Ne de olsa günümüzde halkların algılarını yönetmek, toprak kazanmaktan önemli.

Matematiksel

Sibel Çağlar

Kadıköy Anadolu Lisesi, Marmara Üniversitesi, ardından uzun süre özel sektörde matematik öğretmenliği, eğitim koordinatörlüğü diye uzar gider özgeçmişim…Önemli olan katedilen değil, biriktirdiklerimiz ve aktarabildiklerimizdir bizden sonra gelenlere...Eğitim sisteminin içinde bulunduğu çıkmazı yıllarca iliklerimde hissettikten sonra, peki ama ne yapabilirim düşüncesiyle bu web sitesini kurmaya karar verdim.Amacım bilime ilgiyi arttırmak, bilimin özellikle matematiğin zihin açıcı yönünü açığa koymaktı.Yolumuz daha uzun ve zorlu ancak en azından deniyoruz.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Başa dön tuşu
Kapalı