ZİHİN AÇAN YAZILAR

Bilim İnsanlarının Başarısı Nasıl Belirleniyor?

21. yüzyılda bilim yüz binlerce bilim insanının yaptığı çalışmaların zaman içindeki birikimiyle gelişiyor. Peki bu gelişimde hangi bilim insanı ne kadar etkili? Bilim insanlarının başarı sıralaması nasıl yapılıyor?

Okul hayatımıza başlayıp öğrenci kimliğine büründüğümüz andan itibaren hayattaki başarımızın notlara indirgenmesini zaman zaman eleştiririz. Bir bilim insanı olmak ve akademik hayatı seçmek istiyorsanız benzer bir kuralla karşı karşıyasınız. Ancak bu sefer notların yerini makaleler alıyor.

Zira bilimsel makale sayınız alanınızdaki etkinliğinizi gösterirken, makalelerinize meslektaşlarınız tarafından yapılan atıflar çalışmanızın öneminin ve kalitesinin bir göstergesi olarak kabul ediliyor.

Yani çalışmanızdan ne kadar çok söz ediliyorsa o kadar büyük bir işe imza atmışsınız demek oluyor.

Bilim insanlarını makalelerine ve atıf sayılarına göre ölçen ve sıralayan bir bilim dalı bile var. Adı bilim ölçüm (scientometrics).

Bilim ölçümün geçmişi çok eski değil. Bundan 50 yıl kadar önce Pennsylvania Üniversite’sinde yapısal dilbilim dalında doktora yapan Eugene Garfield, önüne aldığı her makalede gördüğü kaynakça ve dipnotlara farklı bir açıdan yaklaşmış.

Garfield, yazılan makalenin hazırlanış sürecinde oluşturulan dipnotların
ve kaynakçanın hep yazının geçmişiyle ilişkilendirildiğini, hâlbuki bu bilgilerin geleceğe dönük olarak da kullanılabileceğini fark etmiş.

Derken, dünyanın herhangi bir yerinde yazılan her bir makalenin kaynakçasında diğer makalelere yapılan atıfların belirlenmesi ve bundan yola çıkarak bilginin zaman içinde bilim insanları arasında nasıl aktığının takip edilebileceği fikri gelişmiş.

Tabii bu bilgiler sadece bilgi akışına yönelik ipuçları vermiyor. Bu veriler bilim camiasının nelere değer verdiğini, en çok hangi bilim insanının çalışmasına atıf yapıldığını, bir ülkede en fazla hangi araştırma konularının atıf aldığını, hangi ülke insanlarının hangi dallarda daha çok araştırma yaptığı bilgisini de içeriyor.

Haliyle bu veriler en başarılı bilim insanlarının tespitinden, bir ülkedeki bilim politikalarının belirlenmesine kadar çok geniş bir çerçevede kullanılabiliyor.

“İyi bilim, iyi bilim insanından çıkar” düşüncesinden hareketle, dünyadaki tüm araştırma enstitüleri ve üniversiteler, konusunda etkin bilim insanlarını istiyor ve arıyor. Bu arayıştaki altın ölçütlerden biri tahmin edeceğiniz gibi araştırmacının yayımlanmış makaleleri.

Dergi etki değeri

Eugene Garfield’in 1960’larda geliştirdiği Bilim Atıf İndeksi bilimsel bilgi birikimini bir veri ağına dönüştürüyor. Ancak yıllar geçtikçe bu verilerin alındığı bilimsel dergileri karşılaştırmak ve değerlendirmek ihtiyacı doğuyor.

Garfield’in bunun için geliştirdiği “dergi etki değeri” bir dergide çıkan makalelere son iki yılda yapılan atıf sayısının, o dergide son iki yılda yayımlanan makale sayısına bölünmesiyle hesaplanıyor.

Başta sadece kütüphanecilerin ilgi gösterdiği bu kavram yıllar içinde bilim camiasında da kabul görüyor.

H-indeks

Bir bilim insanının makale yayımlamadaki üretkenliğini, o makalenin etkinliğinin ölçüsü olan atıf sayısıyla birlikte değerlendiren h-indeks, 2005 yılında Arjantin asıllı Amerikalı fizikçi Jorge Hirsh tarafından geliştirilmiş.

Hirsh bu çalışmasının öncesinde yıllarca ne kadar uğraşırsa uğraşsın
makalelerini etki değeri yüksek, hakemli dergilerde yayımlatamamış.

Hirsh bu deneyiminden sonra, bilim camiasının sadece yüksek profilli dergilerde yayımlanan makaleleri önemseme eğiliminin yanlışlığını
vurgulamaya başlamış. Bilim camiasında hızla duyulan ve kabul gören h-indeks, şimdilerde bir bilim insanının başarısını ölçmek için kullanılan en yaygın yöntem.

h-indeks

Bir bilim insanının yayımladığı “n” sayıdaki makaleden “h” tanesine en az “h” atıf yapıldı ise o bilim insanının h-indeksi “h” sayısıyla veriliyor. Bir bilim insanı h-indeksi ne kadar yüksekse o kadar başarılı sayılıyor.

Nobel ödüllü bilim insanları ve
indeks puanları

Jorge Hirsh geliştirdiği h-indeksle bilim insanlarının başarı aralığını belirleyip bazı genellemeler yapıyor. Hirsh’e göre araştırma geçmişi 20 yıl kadar olan bir bilim insanının h-indeksi 20 ise başarılı bir bilim insanı, 40 ise seçkin ve alanının en iyilerinden biri.

Bir bilim insanının h-indeksi 20 yıl sonunda 60’a, 30 yıl sonunda 90 ‘a ulaşmış ise onu eşsiz bilim insanları kategorisine koyabiliriz.

Peki Nobel Ödülü alan bilim insanları hep bu eşsiz olanlar arasından mı çıkıyor dersiniz. Hayır.

Kendi alanında en iyilerin h-indekse göre sıralandığı listenin en başında olmayabiliyorlar, ama Nobel ödülü alıp da h-indeksi düşük olan bilim insanı da yok.

Scopus, Web of Science, Google Scholar

Web of Science

Eugene Garfield SCI’yı 1992’de Thomson Reuters şirketine satıyor. Bu şirketin bilimsel makalelere ait tüm veri tabanını internet ortamına koymasıyla, bilim insanlarının bilgiye erişim hızında devrim yaşanıyor.

Böylelikle bütün bilim insanlarının servetleri yani makaleleri tüm meslektaşları tarafından görülebilir, isteyen herkes tarafından ulaşılabilir hale geliyor.

Thomson Reuters’ın Web of Science’ını Elvesier yayınevinin Scopus’u ve Google’ın Google Scholar’ı takip ediyor. İnternetten ulaşılabilen bu üç veri tabanıyla da bir bilim insanının h-indeksi hesaplanabiliyor.

Tek bir bilim insanının başarısını belirlemede kullanılan bu ölçütler bir araya getirilerek bir araştırma grubunun, bir laboratuvarın, bir üniversitenin, hatta bir ülkenin bilimsel başarısı, bilimdeki etkinliği hesaplanabiliyor.

Bunun için bir ülkeden çıkan toplam makale sayısına, o makalelere yapılan toplam atıf sayısına ve toplam atıf sayısı toplam makale sayısına bölünerek elde edilen makale başına düşen atıf sayısına (etki değerine) bakılıyor.

Başarılarının hangi faktörler göz önüne alınarak değerlendirildiği, keşifler yapan, önemli teknolojik gelişmelere imza atan araştırmacıların motivasyonlarını bire bir etkileyecek bir faktör.

Peki, ya sorunlar

Bahsedilen bu indeksin, farklı alanlarda çalışan akademisyenlerin karşılaştırılmasında kullanılması ilk sorun olarak gözüküyor. Zira bazı alanlarda ve özellikle güncel konularda daha çok yayın ve daha çok atıf mevcut oluyor (bugünlerde Covid konusu buna bir örnek olabilir.).

Aralarında yıl farkı olan akademisyenlerin karşılaştırılmasında da bu indeks çok sağlıklı sonuç vermiyor. Bu gibi sorunlar için h indeksin çeşitli revizyonları kullanılsa da işin bambaşka bir boyutu var ki bunun hangi nicelikle ölçebileceği bir soru işareti.

Örneğin, dergilerin çoğu yayımladığı makaleleri halka/bilim insanlarına açık yapmıyor (ya da yapamıyor çünkü para kazanmanın başka yolu yok onlar için).

Bu nedenle bilim insanları için internetten makale başına örneğin 30 dolar gibi bir para yatırıp makaleyi indirebilmek mümkün oluyor (bunun içinde bazı illegal siteler akademisyenlerin ücretsiz makale indirebilmelerini sağlıyor ki bu ayrıca trajikomik). Makalelerin parayla okunabilir olması da atıf alacak makalenin önünü kesiyor.

SCI tarafından taranan son derece saygın bazı dergiler son yıllarda en baştan yazarlardan açık erişim (open Access) için para talep etmekte (Bahsedilen bu dergiler ile parayla basım yapan kalitesiz dergileri de karıştımamalı).

Parası olan ülkeler/ üniversiteler/ akademisyenler bu parayı baştan veriyor ve makalelerini halka açık şekilde bastırıyor böylece bu yayınların atıfları artabiliyor.

İşin diğer bir yönü de akademisyenin ders yükünün, yetiştirdiği lisansüstü öğrencilerin, üniversite içinde ya da dışında yer aldığı komisyonlara ayırmak zorunda kaldığı mesailerin bu hesaba dahil edilmiyor olmasıdır.

Bu sorunu ise belli başlı üniversiteler akademik çalışma beklediği ve yoğun olarak ders vermesini beklediği akademisyenleri ayırmaya çalışarak çözmeye çalışıyor.

Bilimin içinde özveri ile çalışan bu insanların tüm emeklerinin bir sayıya indirgenmesinin adaletinin sorgulanmasının gerekliliği kesinlikle kaçınılmazdır.

Zira akademisyenin görevi sadece bilimsel yayın yapmanın ötesinde entelektüel birikimi ile topluma ışık tutacak platformlarda da varlığını gösterme sorumluluğunun olmasıdır.

Bu durum son yıllarda kısmen de olsa göz önüne alınmış olmalı ki bir yayından gazetelerde, sosyal medyada ya da diğer sosyal platformlarda  bahsedilmesi durumunu da puanlayan yeni bir atıf indeksi olan Altmetric’ten sıkça bahsediliyor.

Sonuç olarak bir insanın tüm bilimsel geçmişini bir sayıya indirgeme şeklindeki bir yaklaşımın adaletsizliği nedeniyle daha çok indeksler önerileceğe benziyor…

Matematiksel

Sibel Çağlar

Kadıköy Anadolu Lisesi, Marmara Üniversitesi, ardından uzun süre özel sektörde matematik öğretmenliği, eğitim koordinatörlüğü diye uzar gider özgeçmişim… Önemli olan katedilen değil, biriktirdiklerimiz ve aktarabildiklerimizdir bizden sonra gelenlere... Eğitim sisteminin içinde bulunduğu çıkmazı yıllarca iliklerimde hissettikten sonra, peki ama ne yapabilirim düşüncesiyle bu web sitesini kurmaya karar verdim. Amacım bilime ilgiyi arttırmak, bilimin özellikle matematiğin zihin açıcı yönünü açığa koymaktı. Yolumuz daha uzun ve zorlu ancak en azından deniyoruz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu