Anasayfa » BİLİM VE TOPLUM » Bilim, Ahlaki Pusulanın Yönünü Değiştirebilir mi?

Bilim, Ahlaki Pusulanın Yönünü Değiştirebilir mi?

Ahlaki hükümler genel olarak bilimsel açıklaması olmayan zihinsel faaliyetlerdir. Bilim insanları ahlaki düşüncelerimizin çoğunlukla sezgilerimizin ve iç sesimizin boyunduruğu altında olduğunu gördüler. Şimdi dünyanın daha iyi bir yer olması için ahlaki pusulanın yönünü nasıl değiştirebileceklerini araştırıyorlar.

Araştırmacı Greene, ahlaki psikolojimizi dijital fotoğraf makinesine benzetiyor. Greene‘e göre sezgisel ahlak duyarlığımız makinenin otomatik ayarları gibidir; akılcı ve bilinçli kararlar ise elle (manuel) ayarlamaya benzetilebilir.

Elle ayarlarken tüm ayarları kendimiz seçeriz. Otomatik ayarlar, programlandığı koşullarda iyi sonuç verir. Bu ayarda olumlu sonuçlar alabiliriz, ancak esnekliği olmadığı için her koşula uyum sağlamaz.

Elle yapılan ayarlar esnek olmakla birlikte o kadar da verimli değildir. Çünkü ayarları koşullara göre oluşturmak zaman ister.

Çoğumuz otomatik ayarlara güveniriz, çünkü kolaydır ve çoğu kez yoğun bir zihinsel bir çaba gerektirmez. Ahlaki hükümlerde sezgilere güvenmek kestirme yoldur; çok fazla mantık yürütmeye gerek kalmaz.

Ancak şu soru ortaya konulmaktadır:

“Küçük ölçekli sosyal dünyamızda başımızı belaya sokmadan yol almamıza yardımcı olan bu tür otomatik ayarlardaki ahlaki yargılar, gelecek nesiller ve uzaktaki yabancılardan oluşan milyonları etkileyecek konulara ne kadar uygundur?”

Araştırmacı Greene, otomatik ayarların geniş kapsamlı ahlaki kararlara uygun olmadığını düşünüyor:

Otomatik kararlar günlük sorunlarımızın çözümünde yararlıdır, ancak dünyanın bir ucundaki yoksulluk veya çevresel yok oluşlar gibi küresel sorunlarda işe yaramaz.

Otomatik ayarın temel özelliği empatidir. Bu kavram başkalarının acısını hissedebilme becerisi olarak tanımlanır. Bu duygu spot lamba gibi dar bölgeyi etkiler. Tek tek bireylerin duygularını hissetmeyi, acısını görmemizi sağlar ve böylece milyonların kaderini göz ardı etmemize yol açar.

Sezgisel ahlaki kararlarımız şimdi ve burada ile ilgilidir; gelecekteki ve oradaki ile ilgilenmez.

Gezegenimizin karşı karşıya kaldığı sorunları çözmek için, geniş ölçüde ahlaki değişiklikler gereklidir. Burada çalışmalarda ne yapmayalım değil, ne yapmalıyız biçiminde düşünmeye yöneltmek gerekir.

Burada akılcılığı devreye sokmalıyız. Esas olan bir düşüncenin eylem haline getirilmesidir.

Son birkaç yıldır bilim insanları, ilaçlarla ve beyni uyaran tekniklerle ahlaki düşüncelerde köklü değişiklikler yaratmaya çalışıyorlar.

Biyomedikal müdahalelerin de sosyal davranışlarda değişiklik yaptığı görülüyor. Kafa derisi üzerinde düşük şiddette elektrik akımı verilen deneklerin ırk ayrımcılığı konusunda daha hoşgörülü tavırlar sergiledikleri görülüyor.

Bütün bu yeni yöntemlerin nasıl, kime, kimin kararı ile uygulanacağı, onayın kimden alınacağı boyutlarında tartışılmaktadır.

Biyomedikal uygulamaların etik açıdan uygun olduğunu varsayalım, bunu milyarlarca insan nasıl uygulayacağız?

İçme suyuna ilaç mı katacağız, yoksa öğrencilerin beslenmesinde içine ilaç katılmış yiyecekler mi vereceğiz?

Ahlaki müdahaleler, insanların daha iyi insan olması için yeterli değil; duygulara müdahale edilerek iyi bir dünya vatandaşı olunmuyor.

İklim değişikliği, nükleer enerji veya silahlar gibi ahlaki yükümlülükler söz konusu olduğunda sezgilere güvenilmemesini, elle ayarlara yani düşünce, mantık yoluna başvurulması gerekli.

En doğru çözüm, ahlaki yargılara varırken konuyu enine boyuna düşünmektir.

Reyhan Oksay

Matematiksel

Paylaşmak Güzeldir

Yazıyı Hazırlayan: Matematiksel

Avatar
Bu yazı gönüllü yazarlarımız tarafından hazırlanmış veya sitemiz editörleri tarafından belirtilen kaynaktan aslına uygun kalınarak eklenmiştir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.