Anasayfa » BİLİM VE TOPLUM » Bilgisizliğin Getirdiği Gereksiz Özgüven

Bilgisizliğin Getirdiği Gereksiz Özgüven

Yeteneği ya da bilgisi olmayan bir konuda kendini yetkin zanneden insanlarla her yerde karşılaşmak mümkün. Neyi bilmediklerini bilmeyen ve bu nedenle kendileri hakkında gerçekdışı sonuçlara varıp, gereksiz bir özgüvene sahip olabilen insanlar…

Bu özgüvenin nereden geldiği yalnızca bizim için değil bilim insanları için de merak konusu olmuş bir zamanlar.

Cornell Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nden David Dunning ve Justin Kruger’ın aklına şu soruyu getirmiş: Neden bazı insanlar bir konuda az bilgi sahibi oldukları halde kendilerini yetkin görür?

Araştırmacılar bunu anlamak üzere bir dizi çalışma gerçekleştirmiş. Cornell Üniversitesi lisans öğrencilerinden oluşan farklı gruplara belirli testler uygulamışlar. Çalışmada öğrencilerin mizah, dilbilgisi ve mantık alanlarında kendilerini ne kadar yetkin gördükleri ölçülmüş.

Örneğin ilk testteki öğrenci grubuna belirli sayıda espri verilerek bunları komikliklerine göre derecelendirmeleri istenmiş. Ardından öğrencilerin cevapları profesyonel komedyenlerin cevapları ile karşılaştırılmış. Ancak sonuçlar kendilerine açıklanmadan önce, öğrencilerden bu testte ne kadar başarılı olacaklarını tahmin etmeleri istenmiş.

Tahmin edilebileceği tüm testlerin sonucunda düşük sonucu alanlar, kendi değerlendirmeleri konusunda en abartılı tahminde bulunanlar olmuş. Teste konu olan alandaki bilgi ve yeteneği yetersiz olan öğrenciler, gerçekte aldıklarından çok daha yüksek bir sonuç alacaklarını öne sürmüş.

Peki, nedir bu insanlara o alanda yetkin olduklarını düşündüren şey?

Araştırmacılara göre sorun, belli bir etkenden çok, o kişilerin yetkin olmadıklarını fark etmelerine engel olacak bir eksiklikten kaynaklanıyor. Bu eksikliğin de üst bilişsel (meta kognitif) beceri olduğu düşünülüyor.

Biliş kavramı kısaca algılama, anlama, hatırlama gibi zihinsel süreçlere karşılık geliyor. Üst bilişsel beceri ise en genel anlamda, insanın tüm bu zihinsel süreçlerin farkında olması ve onları kontrol edebilme özelliği olarak tanımlanıyor. Yani üst biliş için kısaca neyi ne kadar bildiğimizi bilmemizi sağlıyor diyebiliriz.

Sonuçta neyi bilmediğinizin farkındaysanız yetkin olmadığınızın da farkındasınız demektir.

Dunning ve Kruger bu araştırmayla üst bilişsel becerilerdeki eksikliğin insanların bu yaklaşımında etkili olduğunu ortaya çıkarmış ve araştırmanın başında öne sürdükleri varsayımları doğrulamış oldular.

Başkalarında gözlemlediğiniz için belki size hiç de yabancı gelmeyecek bu varsayımlar şunlar:

  • Bir konuda daha az yetkin olan kişiler, daha yetenekli olan yaşıtlarıyla karşılaştırıldıklarında kendi yetenek ve başarılarını olduğundan çok daha yüksek tahmin ediyor.
  • Daha az yetkin olan kişiler, üst bilişsel becerilerindeki eksiklik nedeniyle, kendilerindeki ya da bir başkasındaki yeteneği gördüklerinde bu yeteneği tanıma konusunda yetkin olanlara göre daha başarısız oluyor.
  • Daha az yetkin olan kişiler, başkalarındaki yetkinliği fark edemedikleri için kendi becerilerini değerlendirirken yetkin olanların seçimleri ve performanslarıyla ilgili tecrübelerden yararlanamıyor. Ancak yetkin hale gelip üst bilişsel becerileri geliştiğinde kendilerini daha gerçekçi değerlendirebiliyorlar.

Araştırmacılar bu kişilerin durumunu tıpta anozognozi olarak bilinen hastalığa benzetmiş. Bu hastalıkta beynin sağ lobunda gerçekleşen bir hasar sonucunda vücudun sol tarafı felç oluyor. Doktorlar hastaların karşısına bir bardak koyup bunu sol elleriyle almalarını istediğinde ise bunu yapamıyor ve neden yapamadıklarını anlayamıyorlar. Bardağı sol elleriyle neden alamadıkları sorulduğunda kimileri bunu yapamayacak kadar yorgun olduğunu, kimileri doktorun ne dediğini tam duyamadığını söylüyor. Ancak hiçbiri bunun felçten kaynaklandığını söyleyemiyor.

Yani beyinde gerçekleşen hasar yalnızca felç olmalarına neden olmuyor, felç olduklarını fark etmelerine de engel oluyor.

Yukarıda sözünü ettiğimiz durumda da insanların belli bir konudaki yetersizlikleri anozognozide olduğu gibi yalnızca performanslarının düşük olmasına yol açmakla kalmıyor, başarısızlıklarını fark etmelerine de engel oluyor.

Üst bilişsel beceri eksikliğinin ya da yetersizliğinin etkili olduğu bu durum literatürde Dunning Kruger sendromu olarak yerini almış.

Halk arasında bilinen adı ise “cahil cesareti”.

Ancak zannetmeyin ki bu durum yalnızca bazı insanlara özgü ve tek nedeni üst bilişsel becerilerdeki eksiklik.

Pek çoğumuz özellikle de yetkin olmadığımız bir konuda bir işe girişirken yeterli birikimimiz olduğuna dair bir inançtan yola çıkıyor ve bir an için cahil cesareti gösterebiliyoruz.

Dürüst olalım!

En son ne zaman yeteri kadar bilginiz olmayan bir konu hakkında üstüne basa basa konuştunuz? Hastanede yanınızdaki kişiye hastalığı hakkında bir doktor edasıyla bilgi verdiğiniz olmadı mı? Peki, sınavdan en düşük notu alıp “ama ben bütün soruları yanıtlamıştım” dediğiniz?

Bu soruların yanıtını doğru vereceğinizden emin misiniz? Çünkü biliyorsunuz ki sorun, bilmediğinizi bilmiyor olmanızda yatıyor.

Konu ile ilgili aşağıdaki videoya da göz atmak isteyebilirsiniz. Otomatik olarak açılmaz ise altyazı seçenekleri arasında Türkçe mevcut.

Kaynak: Pınar Dündar – Bilgisizliğin Getirdiği Gereksiz Özgüven – Bilim ve Teknik Dergisi, Haziran 2015

Matematiksel

Yazıyı Hazırlayan: Matematiksel

Avatar
Bu yazı gönüllü yazarlarımız tarafından hazırlanmış veya sitemiz editörleri tarafından belirtilen kaynaktan aslına uygun kalınarak eklenmiştir.

Bunlara da Göz Atın

Artık Cehalet Yasak

“21. yüzyılın câhilleri, okuma yazma bilmeyenler değil; yanlış öğrendiklerini unutamayan, yeniden öğrenmeye, değişime ve dönüşüme …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.