Bilgi Okyanusunda Kaybolmamak İçin Bazı Öneriler

Çağdaş toplumlarda kültürel biri­kim ve aktarımın yani kültürel evri­min araçlarından biri (hâlâ) kitaptır. Ancak, yayınların neredeyse sınırsız olduğu buna karşılık zamanın ve olanakların sınırlı olduğu yaşantımızda, gelişigüzel okumak yerine kitap­ları seçici okuyup onlardan verimli yararlanmak önem kazanmaktadır.

Bu sebeple bilginin çıkmaz yollarına dalmadan önce kendimize bir yol haritası çıkartmamız gerekebilir. Bu yol haritası nasıl olmalı derseniz bir kaç öneri paylaşalım:

  1. Öncelikle genel görünü­mü gösterecek genel tarih kitapları (insanlık tarihi, dünya tarihi, bilim tarihi, bölge tarihi, ülke tarihi vb.) okunabilir.
  2. Bunlar okunurken kafanın ta­kıldığı noktalarda, özel kaynaklara (örneğin Afrika tarihi, devrimler ta­rihi) yönelinebilir.
  3. İnsanlığın kültürel kalıtı (eşit oranlarda olmasa da) tüm halkların katkısıyla oluştuğuna göre ve kül­türel diyalog ortak bir dille yürütü­lüp katkıların o kalıtlar üzerine ya­pıldığı göz önüne alınarak büyük kültürlerin klasik yapıtları (örneğin destanları, kutsal kitapları, edebiyat, felsefe kitapları) fırsat bulundukça, rastlandıkça edinilip okunmalıdır.
  4. Sınıflı toplum dünyasında ge­nel kültürün, insanlığın ortak de­ğerleri yanı sıra ideolojik savaşımın düşünsel silahlarını da içerdiği u­nutulmadan, karşı ideolojilerin te­mel yapıtları (örneğin köleci, ırkçı, faşist, emperyalist el kitapları) hak­kında (hem korunmak hem saldır­mak için) bilgi edinilmelidir.
  5. İçinde yaşadığımız çağdaş top­lumun sorunlarını, akımlarını, kav­ramlarını öğrenebileceğimiz yapıtla­rı da (tarihsel bilgilerle desteklense de en yakın tarihin düşünsel ürün­leri üzerinden yürütülen diyaloglara ve tartışmalara katılabilmek; hiç de­ğilse onları anlayıp bilimsel, sınıfsal açıdan değerlendirmek için) izlemelidir.

Kısacası bir gözümüz tarihte, bir gözümüz gü­nümüzde olmalıdır.

Peki, “Hangi kitaba ne kadar zaman ayırıp ondan nasıl yararlanmalı?” derseniz…

  1. “Okuma ekonomisi ve meto­dolojisi” diyebileceğimiz bu konu­da, bilgisayar ve internetle içli dışlı olduğumuz günümüzde herhangi bir konuda internete girip yüzlerce, binlerce yapıt listesiyle karşılaşmak yılgınlık verip, şaşkın­lık yaratıcı olabilir.
  2. Onun yerine ilgilenilen ko­nu hakkında bilgili birinden baş­lıca kaynaklar sorulabilir. Bu kay­naklarda yararlanılan ve eleştirilen kaynaklar arasında, en çok yarar­lanabileceğimizi düşündüğümüz kaynaklara gidilebilir. Kitap ekleri ve eleştirileri okuduktan sonra birikti­rilip, gerek duyulduğunda taranabi­lir. Kuşkusuz okumaya karar verilen yazarlar ve konular internetten (o zaman) arayabilir.
  3. Kitaplardan yararlanmada “hızlı okuma” yöntemleri pek sağlıklı değildir. Ama bir (konuşma yapma, yazma, tartışmaya hazırlanmada) zaman kıtlığı söz ko­nusuysa, kitabın tümü okunmadan (giriş, sonuç gibi) belli bölümler o­kunup, (varsa) dizinde verilen say­falar taranabilir.
  4. Okurken kitaplığımızda sözlükler, ansiklopediler bu­lunmalıdır. Olanaklıysa, anlamını bilmediğimiz hiçbir (örneğin Latin­ce) sözcüğü, kavramı atlamamalıdır.
  5. Yararlanılan kitap, dergi gibi kaynaklarda ilgilenilen satırların al­tını çizmek kitabı ya­ralar. Sonraki okuyuculara yarardan çok zarar verir. Zorunlu durumlar­da  önemli yerleri illa çizmek zorundaysak en azından kurşunkalem kullanılmalıdır.
  6. Bir yazıdan en iyi yararlanma­nın yolu notlar almak, (gerekirse) özetini çıkarmaktır. Notlar arasın­da köşeli ayraçlar içine ya da kıyı­ya kendi soru ve görüşlerinizi ekle­yebilirsiniz, eklemelisiniz. Bu en sağlam ama (zamanca) en pahalı yöntemdir. Ancak ağırlığı, yazıyı sindirme ve kendi sözcük ve kavramlarınızla daha sonra çok kısa sürede yararlanma olanağı verir.
  7. Bir okumadan en büyük verim, okuma bir tartışma, bir konuşma, bir eleştiri, hele bir yazı amacına yönelik olduğu zaman alınır. Ama böyle diye “o zaman okurum” havasına girilmemelidir. O zaman (örneğin ödev, seminer hazırlama) çok ender gelebilir ve sizin istediğiniz konularda gelmeyebilir. İstediğiniz konularda geldiğinde, daha önce genel okumalar yapmamışsanız, kendinizde büyük bir boşluk, eksiklik bulabilirsiniz.
  8. Son olarak, mesela doğa bilimleri okuyan  kişiler toplum bilimlerini tanıtıcı yapıtlar, toplum bilimleri okuyanların da doğa bilimlerinin tarihini ve yapısını özetleyen kitaplar konusunda bilgili olmalarının gerektiği. Bu, işbölümü toplumunun bilgi edinmede yarattığı yabancılığının aşılması yanı sıra, doğal ve toplumsal gerçekliğin bütünlüğü içinde kavranıp dönüştürülebilmesinde yararlı olacaktır.

 Alâeddin Şenel

“Seçici Okuyup Verimli Yararlanmak İçin Bir Deneyim Aktarımı”, Bilim ve Gelecek Dergisi, Sayı: 60, syf: 32,33

Matematiksel

Yazıyı Hazırlayan: Matematiksel

Bu yazı gönüllü yazarlarımız tarafından hazırlanmış veya sitemiz editörleri tarafından belirtilen kaynaktan aslına uygun kalınarak eklenmiştir.

Bunlara da Göz Atın

Matematikte Hata Yapmak İyidir!

Matematik çoğu zaman doğru veya yanlış olarak verilen cevaplardan ibaret olarak düşünülür. Bu düşünce, teknik …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

ga('send', 'pageview');