Sinirbilim

Öğrenme Güçlüğü Kader Değil: Beynimizi Biraz Zorlayalım!

Beynini değiştiren kadın olarak bilinen Barbara ArrowSmith'in hikayesi öğrenme güçlüğünün çözümsüz olmadığının bir kanıtı

Öğrenme güçlüğü daha çok öğrencinin kabiliyetleri ile başarısı arasında büyük bir tutarsızlık olarak kendini gösteriyor. Günümüz dünyasında özel eğitim gereksinimi duyan öğrencilerin yarısı bu kategoride yer alıyor. Daha zor öğrenmelerinin nedeni ise beyinlerinin farklı çalışması. Beyin ile ilgili yapılan çalışmalar öğrenme güçlüğü sorunu yaşayanların belli beyin bölgelerinin ilgili etkinliği yaparken yeteri kadar uyarılmadığını ortaya koyuyor. Örneğin okumada güçlük çeken bir çocuk sesli ya da sessiz okuma yaptığı sırada sol beyinde yer alan Wernicke adlı bölgede aktivasyon normal bir çocuğunki kadar olmuyor. Beynin diğer bazı bölümlerinin bu eksikliği telafi etmek için fazla etkinleşmesi neticesinde bu çocukların normalin üstünde bir resim, sanat, mekanik yetenek ile karşımıza çıkabiliyor.

Barbara ArrowSmith-Young beyni farklı çalışan 1951 doğumlu bir Kanadalı. Onun hayatını daha özel kılan ise beynindeki yapısal ve fonksiyonel bozuklukları teşhis edilmiş ve belli bilişsel egzersizlerle bunları normale dönüştürmeyi başarmış biri olması. Hikayesi oldukça ilginç ve ilham verici.

Barbara ArrowSmith-Young’ın Hikayesi

Barbara okul öncesi dönemde konuşma ve konuşulanı anlamada zorluk yaşamış. Bununla birlikte beyni vücudunun sol tarafından gelen duyuların yerini tam tespit edemediği için hayati tehlikeler atlatmış. Sol eli sıcak ocağa dokunsa acıyı hissediyor ancak acının sol elinden geldiğini bilemediği için hepimizin elini geri çekme refleksini gösterdiği yerde bir büyüğün müdahalesine ihtiyaç duyuyormuş. Her şey okula başlamasıyla daha kötüye gitmiş. Okumada sıkıntı yaşamış. Analog saati okumayı hiç becerememiş. Somut kelimelerle kurulan cümleleri anlar ancak soyut ifadeler kafasını karıştırırmış. Esprileri anlamadığı için hep kendini kötü hissetmiş. Anlamasa da gülmüş, okuyamasa da hecelemiş, kavrayamasa da sınavlara girmiş. On üç yaşında “buraya kadar zor geldim. Bundan sonrasını hiç yapamam” düşüncesiyle intihara kalkışmış. Hastanede kendine gelince ilk yaptığı “İntihar etmeyi bile beceremedim” düşüncesiyle ağlamak olmuş. Kısacası oldukça zor ve yorucu bir çocukluk ve ergenlik geçirmiş.

Barbara 1957 yılında doktorların anne ve babasına “Kızınız bununla yaşamak zorunda, düzelebilecek bir durum değil” derken ki deneyimini acı bir hatıra olarak anımsıyor ve anlatıyor konuşmalarında. Barbara ArrowSmith’in konuşmalarından birine denk gelirseniz doktor ve uzmanların öğrenme güçlüğü teşhisi konulmuş çocukların ebeveynlerine hala aynı şeyi söylemelerinden müthiş rahatsızlık duyduğunu fark edersiniz. Bunu kabul etmemesinin haklı nedenleri var. Öncelikle O, nöroplastisite için yaşayan örneklerinden…

Nöroplastisite Kavramı İle Tanışması

İntihar girişiminden sonra ailesinin desteği ile liseyi bitiren Barbara 27 yaşına kadar öğrenme güçlüğü kaynaklı sıkıntılarla yaşamaya devam eder. Barbara 25 yaşlarındayken nöropsikolog Alexander Luria’nın “The Man with a Shattered World” isimli kitabına denk gelir. Luria, kitabında II. Dünya savaşı sırasında beyni hasar görmüş Rus askerlerinden birini konu alır. Askerin savaşta aldığı yarayı müteakip yaşadıklarının kendisinin doğumundan beri yaşadıkları olduğunu fark etmesiyle Barbara beynindeki hangi alana odaklanması gerektiğini anlar. Sorun, duyu organlarımızdan gelen sinyalleri kaydeden duyu merkezi (sometosensory cortex) başta olmak üzere sol beynindeki bazı bölgelerin normal insanlardaki gibi olmamasıdır.

O dönemler fareler üzerine deney yapan Mark Rosenzweig’in araştırmaları ilgisini çeker. Sonunda nöroplastisite kavramı ile tanışır. Beynin uyarılarak fiziksel ve fonksiyonel olarak değişme kabiliyeti olarak tanımlanan nöroplastisite ile ilgili çalışmaları kendi üzerinde denemek için kolları sıvar. Çocukluğundan beri hiç beceremediği basit işlerden biriyle başlar: Saat okumak!

Akrep ve yelkovanı olan kartondan bir saat hazırlar ve her gün saat okuma etkinliği yapar. Zamanla saniyeyi gösteren üçüncü kolu, derken dördüncü kolu ekler. Tam dört ay boyunca ibrelerin yerini değiştirerek sürekli saati doğru okumaya çalışır. Kütüphaneye gider ve felsefe kitaplarında birini alıp bir sayfasını okumaya çalışır. Okuduğunu zorlanmadan anlar. Belki bu kolay bir kitaptır düşüncesiyle bir başka kitap alır eline. Bakar onu da anlıyor. Derken başka bir kitap…

Beynini Değiştiren Kadın

Barbara Arrow Smith

İlerleyen yıllarda Barbara ArrowSmith üniversiteyi bitirmiş, yüksek lisansını tamamlamıştır. Kendisi şu an da Merkezi Kanada’da bulunan ve öğrenme güçlüğü çeken öğrencilerin eğitim gördüğü ArrowSmith eğitim kurumlarının kurucusudur. Barbara ayrıca burada eğitmenlik yapmaya ve deneyimlerini ve bilgisini paylaştığı konferanslar vermeye devam etmektedir. Okulunda öğrencinin anormal işleyen beyin bölgeleri tespit edildikten sonra öğrenciye özel bilişsel egzersizler hazırlanıyor. Öğrencinin başta zorlanması ancak benzer egzersizleri yapa yapa kolay yapar hale gelmesi hedefleniyor.

Örneğin sağ göz kapatılarak yapılan okuma etkinliği ile sol beyin küresinde belli merkezlerin aktivasyonu, okuma ile ilgili olan Broca alanını uyaran etkinlikler, sembol ilişkilerini kuramadığı için saat okuma ve matematikte zorlanan öğrenciler ile 10 ibreli saat okuma etkinliği egzersizlerin bazıları. Sık ve devamlı egzersizlerle beynin ilgili bölgelerinde fiziksel ve işlevsel değişimin gerçekleşmesi bekleniyor. İşin heyecan verici tarafı beyindeki değişikliklerin tek yönlü olması. Yani beyin değişirse bir daha eski haline dönmüyor. Haliyle bireyler bu egzersizleri ömür boyu yapmaya mahkûm değil.

Öğrenme Güçlüğü Kader Değildir

Beynimizin statik değil dinamik olduğunu ve her an değiştiğini biliyoruz. Uzmanlar hiç yapmadığımız şeyleri deneyimleyerek ve tekrar ede ede (müzik aleti çalmak, juggling, bulmaca çözmüyorsak bulmaca çözmek, alanımız dışında kitap okumak gibi) beynimizin işletmediğimiz bölgelerini harekete geçirdiğimizi, yeni sinaptik bağlantılar kurabildiğimizi söylüyor. Spor yapmanın hipokampüste hücre artışına yol açtığı ve dolayısıyla hafızaya bulmaca çözmekten daha iyi geldiğini de…

Ancak belli bilişsel egzersizlerin sistematik bir şekilde uygulanması ile öğrenme güçlüğünün ortadan kalkabileceği gerçekten heyecan verici. Böyle bir garantiyi kimse veremez. Ancak bireylere çaba gösterirlerse mesafe kat edecekleri hatırlatılmalı ve muhakkak uzman desteği alınmalıdır. Barbara’nın hikayesinin öğrenme güçlüğü çekenlere yaklaşımımız konusunda beynimizi yeniden şekillendirdiğini umarız.

Konuk Yazar: Zeynep Ünalan

Matematiksel

Editör

Bu yazı gönüllü yazarlarımız tarafından hazırlanmış veya sitemiz editörleri tarafından belirtilen kaynaktan aslına uygun kalınarak eklenmiştir.

Bir Yorum

  1. Öğrenme güçlüğü çekenler ve aileleri için aydınlatıcı bir yazı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.