Beyni Yeniden Programlamanın Yolu: Emojiler

Sosyal medyayı sık kullanan birisi iseniz konuşma yerine mesajlaşma tarafına doğru ciddi bir eğilimi olduğunu görürsünüz. Bu değişim de, duygu ve düşünceleri pratik olarak karşı tarafa anlamlı bir biçimde aktarabilecek araçlara ihtiyaç duyuyor. İşte günümüzde giderek popülerliği artan emojiler burada devreye giriyor.

İşin ilginç tarafı, yapılan araştırmalar yıllar boyunca yazışma dilinde karşımıza çıkan ve yüzü andıran bu ifadelerin beynimizde de bir takım değişikliklere neden olduğuna işaret ediyor.

Yazışmalarda sıkça yer alan “:)” ve “:(” gibi ifadeler doğrudan beynin yüz ifadelerini algılamaya ve tepki vermeye yönelik bölgelerini harekete geçiriyor.

Emojiler, gerçekten de mesaj dilinde vurgulamak istediğiniz anlamı güçlendiren bir görev üstleniyor. Satırlar dolusu kelimenin ifade etmekte zorlanacağı sevgi, sempati, öfke, şüphe gibi duyguları bir anda karşınıza aktarmanıza yardımcı oluyor.

Ama acaba bunlar gerçekten de ifade zenginliği ve iletişim anlamında pozitif bir gelişimin belirtisi mi? Yoksa tersi bir durum mu söz konusu?

Bu konuya eleştirel yaklaşanlar, dil engelini ortadan kaldırmak üzere tasarlanan bu küçük paketlerin ana dilde ifade zenginliğine yönelik becerileri kısıtlayabileceğine dikkat çekiyor.

Bir diğer konu da, emojide yer alan bazı simgelerin tıpkı beden dilinde olduğu gibi farklı kültürler tarafından farklı şekilde algılanması riski.

Örneğin elinizi yumruk yaparak başparmağınızı havaya kaldırdığınız “beğenme” işaretiyle birçok Orta Doğu ülkesinde sağlam bir dayak yiyebilirsiniz.

Ancak tüm bu olumsuzluklara rağmen emoji evriminin bizlere sağladığı avantajlarda yok değil elbette.

  • Sizi sosyal medyada daha popüler yapıyor. İngiltere’deki Cambridge Üniversitesi ve Barselona’daki Yahoo Labs tarafından 31 milyon Twitter mesajı ve yarım milyona yakın Facebook durum güncellemesi üzerinde yapılan analize göre, mesajlarda gülen yüz ve benzer pozitif çağrışım yapan ifadeler kullanmak sosyal medyada popülerliğinizi artırıyor.
  • Beyniniz yazışma içindeki simgelere insan yüz ifadesine verdiğine benzer tepki veriyor. Yapılan araştırmalara göre yazışmalar içinde yer alan ve duygu ifade eden simgeler, beynin gerçek yüz ifadelerine tepki veren bölgelerini hayata geçiriyor. Ancak bunun olması için ifadeyi soldan sağa yazmanız gerekiyor. Yani:) ifadesiyle sonuç alırken, (: ifadesiyle aynı sonucu alamıyorsunuz.
  • İş odaklı profesyonel iletişimde de işe yarıyor. Missouri Üniversitesi tarafından yapılan bir araştırmaya göre yazı içinde kullanılan ifadelerin işyerindeki görev odaklı ve soğuk görünümlü profesyonel iletişim tarzının daha sıcak, daha samimi hale bürünmesine yardımcı olma potansiyeli var.
  • Eleştiriyi yumuşatıyor. Belli bir konuda birine bir eleştiri yönlendirmek istiyor, ancak bu kişiyi gereksiz yere kırmaktan da çekiniyorsanız emoji kullanarak darbeyi hafifletebiliyorsunuz. Tabii kullandığınız ifade pozitif olduğu sürece. Yoksa durum tamamen değişebiliyor.
  • Gerçek dünyadaki mutluluğunuza yansıyor. 2008 yılında yayımlanan bir araştırma, yazışmalarda yer alan ifadelerin iletişimden keyif alma, kişisel etkileşim, zenginleştirilmiş bilgilendirme hissi ve fayda algısı üzerinde olumlu etkileri olduğunu ortaya koyuyor.

Bilgisayar bilimcisi Scott Fahlman, “smiley” (gülen yüz) sembolünü bulalı 37 yıl oldu. O günden itibaren, hızlı bir biçimde on binlerce yıl öncesinin mağara resimlerinden, binlerce yıl öncesinin hiyerogliflerinden evrilerek geldiğimiz noktadan, hızlı bir geri dönüşe başladık. Olumlu ya da olumsuz tartışmalar devam ederken, yeni bir dilin doğuşunu izlemek ender yaşanabilecek bir deneyim.

İleri okumalar:
www.buffer.com/resources/7-reasons-use-emoticons-writing-social-media-according-science

https://www.theverge.com/2013/3/4/3966140/how-emoji-conquered-the-world

Levent Daşkıran: EMOJİ: Yeni Bir Dilin Doğuşuna Şahit Olmak – https://epnext.com/cagdas-dunyanin-hiyeroglifi-emoji/

Matematiksel

Sibel Çağlar

Kadıköy Anadolu Lisesi, Marmara Üniversitesi, ardından uzun süre özel sektörde matematik öğretmenliği, eğitim koordinatörlüğü diye uzar gider özgeçmişim…Önemli olan katedilen değil, biriktirdiklerimiz ve aktarabildiklerimizdir bizden sonra gelenlere...Eğitim sisteminin içinde bulunduğu çıkmazı yıllarca iliklerimde hissettikten sonra, peki ama ne yapabilirim düşüncesiyle bu web sitesini kurmaya karar verdim.Amacım bilime ilgiyi arttırmak, bilimin özellikle matematiğin zihin açıcı yönünü açığa koymaktı.Yolumuz daha uzun ve zorlu ancak en azından deniyoruz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
Kapalı