Beyni Aldatmak

İllüzyonlar bize beynin de aslında makineden başka bir şey olmadığını gösteriyor. Nasıl bir bilgisayar ya da bir makine yanıltılabiliyorsa, beynimiz de kolaylıkla yanıltılabilir. Şimdi bunlardan bazılarını görelim.

1- Düzlem İllüzyonu: Lisedeyken keşfettiğim bu illüzyonda ellerinizle hayali bir düzleme dokunuyormuş gibi hissediyorsunuz.

Parmaklarınızı şekildeki gibi karşılıklı birbirine bastırarak elinizi açıp kapayın. Bunu birkaç dakika boyunca yaptığınızda hayali bir cam tutuyormuş ya da hayali bir düzleme dokunuyormuş hissine kapılacaksınız. Bu hissin belirgin hale gelmesi için ellerinize hafifçe kuvvet uygulayın ve parmaklarınızı bitiştirmeyin.

Yukarıdaki animasyonda da görüldüğü gibi, bu illüzyon sadece dokunma duygusunu değil, görme duygusunu da aldatıyor. Bu animasyonda, ellerin bir ayna yüzeyine dokunuyormuş gibi göründüğünü fark ettiniz mi? Kareyi 90° döndürdüğümüzde yanılsama ortadan kalkıyor.

Çünkü gerçekte iki el karşılıklı olarak birbirine dokunuyor, aynaya değil.

2- Purkinje Benekleri: Nöroloji bilimine büyük katkılar yapmış bir bilim adamı olan Purkinje tarafından keşfedildiği için onun adını alan bu renkli benekleri görmek oldukça kolaydır. Gözlerinizi kapatıp, yüzünüzü Güneş’e dönün. Ellerinizi şekilde gösterildiği gibi gözlerinizin önünde yukarı aşağı hareket ettirin. (Unutmayın gözler kapalı olacak!) Bir süre sonra giderek daha da güzelleşen renkli benekler görmeye başlayacaksınız.

3- Pinokyo İllüzyonu: Bir arkadaşınızdan önünüze yerleştirdiğiniz bir sandalyeye oturmasını isteyin. Gözlerinizi bağladıktan sonra sol elinizle kendi burnunuzu, sağ elinizle de arkadaşınızın burnunu tutun. Bir süre sonra tıpkı Pinokyo gibi burnunuzun uzadığını hissedeceksiniz.

 

4- Sahte El İllüzyonu: Bir eldivenin sol eliniz olduğuna beyninizi inandırmak mümkün. Bunun için aşağıdaki düzeneği kuruyoruz:

Daha iyi anlaşılması için şu videoyu izleyebilirsiniz.

5- Göz Karlanması: Düşük ışık koşullarında yapılan video çekimlerinde rahatsız edici bir karlanma olduğunu fark etmiş olmalısınız.

Şimdi sıkı durun…

Aynı şeyin gözümüzde de olduğunu biliyor muydunuz?

Yarı aydınlık bir ortamda koyu renkli cisimlere dikkatle bakarsanız bu karlanmayı fark edebilirsiniz. Hele de baktığınız cismin küçük benekleri, ince çizgileri falan varsa, üzerinde minik karıncalar yürüyormuş gibi görünecektir. Yeterli ışık alamayan ışık almaçlarının sinyallerinde oluşan parazittir bu.

Ancak bu olgu sadece bazı özel koşullarda fark edilebilmektedir. Bu olguyu görmek için çok dikkatli olmalısınız.  Küçük bir pencereden ışık alan, yarı karanlık odalarda çevrenize dikkatle bakın; özellikle de koyu renkli, desenli, benekli cisimlere… Ortamın bir tarafı iyi ışık alırken, bir tarafı karanlık olmalı. Böylece göz kendini ışığa göre ayarlayacak, bu yüzden karanlık yerlerde noise oluşacaktır. Yorgunluk gibi faktörler bu olguyu fark etmenizi kolaylaştıracaktır.

Bazı insanlarda bu görsel karlanma sürekli olmaktadır ve çok belirgindir. Nadir olarak bazı insanlarda görülen bu durum bir çeşit migrendir ve “Görüş Karlanması/Visual Snow” olarak adlandırılmaktadır.

6- Göz Yavaşlaması: Bir başka olgu da ortamdaki ışık az olduğunda görüşteki gecikmedir. Ağ tabakadaki almaçlar yeterli ışık alamadıkları zaman yavaş çalışmaya başlarlar. (Tıpkı oyunlarda karmaşık sahnelerde frame rate’in düşmesi gibi…) Bu etkiye Pulfrich Etkisi denmektedir.

Normal şartlarda iki göz de aynı oranda yavaşladığı için hiç farkına varmadığımız bu olguyu sağ camını çıkardığımız bir güneş gözlüğüyle aşağıdaki videoyu izleyerek test edebiliriz.

Salıncakların üç boyutlu algılandığını fark ettiniz mi?

Bu olayın açıklaması, siyah cam takılı olan gözün görüntüyü diğerine göre gecikmeli olarak algılamasıdır. Bu gecikme sağ ve sol gözün görüntünün farklı anlarını görmesine neden olur. Bu da görüntüde paralaks ortaya çıkarır, böylece görüntü 3D olarak algılanır. (Karartılan göz, görüntünün daha önceki bir anını görüyor! Yani iki göz aynı anda aynı şeyi görmüyorlar!)

Sol göz ve sağ göz görüntünün farklı anlarını algıladığı için iki görüntü arasında paralaks ortaya çıkıyor. Bu paralaks, görüntünün 3D algılanması için yeterli oluyor.

7- Sağ Gözün Renkleri Sol Gözden Farklı Görmesi: İnternet üzerinde bir elbisenin rengi hakkında yapılan tartışmaları hatırlarsınız.

Bazıları elbisenin siyah ve mavi, diğerleri de altın rengi ve beyaz renklerden oluştuğunu iddia ediyordu. Aslında bu olguda şaşılacak bir şey yok. Renk algımız çevresel faktörlere, ışık miktarına vs. bağlıdır. Mutlak renk diye bir şey yoktur.

Buna kendi gözlerinizle (evet, bizzat kendi gözlerinizle) şahit olmak ister misiniz?

Bunun için size tek gereken, internetten bulabileceğiniz bir tane mavi-kırmızı camlı gözlük.

Gözlüğü birkaç dakika boyunca taktıktan sonra çıkarın ve bir gözünüzü kapayarak herhangi bir nesneye bakın. Sonra diğer gözünüzü açın ve bu kez aynı cisme öteki gözünüzle bakın. Cisimler aynı renkte mi görünüyorlar?

Hiç de öyle olmadığını fark ettiniz mi? Sol gözünüz cismi daha mavimtırak görürken, sağ gözünüz daha kırmızımtırak görüyor değil mi? (Bunu yaparken gözlüğü çıkarmış olduğunuzu unutmayın.)

İşte renk algısının nasıl değişebileceğine kendi gözlerinizle şahit oldunuz.

8- Kendi Ağ Tabakamızı Görmek: Gözlerimizle hiçbir zaman göremeyeceğimiz şeyler yok mudur? Mesela göz kendi kendini görebilir mi? Bir ayna yardımıyla, evet! Peki, ama göz kendi içini, yani ağ tabakasını (retina) görebilir mi? Cevap: Evet, görebiliriz.

Tek yapmamız gereken, parlak bir ışık kaynağını (mesela küçük bir fener) şekildeki gibi gözümüzün yakınında tutmak… Retinanızdaki damar ağının görüntüsü karşınızda bir hayalet gibi belirecektir.

Retina, gözün iç kısmında bulunan ışığa duyarlı tabakadır. Dış dünyanın görüntüsü ağ tabaka üzerine düştüğünde, tabakadaki ışığa duyarlı hücreler uyarılır ve görüntüyü beyne ileten elektrik sinyalleri üretirler. Ağ tabakayı oluşturan hücreleri değil ama, onu bir ağ gibi saran (adı onun için ağ tabaka zaten) kan damarlarını görmek mümkündür.

Ancak görüntü kısa zamanda silinecektir, çünkü gözümüzün ilginç özelliklerinden biri de sabit görüntüleri silmesidir. (Gözümüz sabit olan ve değişmeyen imgelere karşı kördür. Göz küremiz mikro hareketler yaparak ağ tabakaya düşen görüntüyü sürekli değiştirirler, yoksa hiçbir şey göremezdik.) Ağ tabakanın sabit görüntüsü hep orada olduğu halde onu görmememizin sebebi de budur… Peki, o halde biz ağ tabakamızı nasıl görebildik?

Çok basit aslında… Biz ağ tabakamızdaki damarları değil, damarların gölgelerini gördük. Feneri hafifçe sağa sola oynattığımızda görüntünün canlandığını, sabit tuttuğumuzda ise görüntünün silindiğini fark ettiniz mi?

Gözümüzün sabit görüntüleri sildiğini kanıtlamak için yapılan bir deneyde, bir araştırmacı lokal anestezi ile gözü hareket ettiren sinirleri geçici olarak felç etmiş, boynunu da bir düzenekle sabitlemiştir. Sonuç: Birkaç saniye sonra körlük… Araştırmacı, sabit olan şeyleri görememeye başlamıştır. Rüzgârda kımıldayan yapraklar gibi hareketli nesnelerin hareket ettikleri anda görünür hale geldiklerini bildirmiştir.

Sinan İpek

Matematiksel

Yazıyı Hazırlayan: SİNAN İPEK

Yazar, çizer, düşünür, öğrenir ve öğretmeye çalışır. Temel ilgi alanı Bilimkurgu yazarlığıdır. Bunun dışında Matematik, bilim, teknoloji, Astronomi, Fizik, Suluboya Resim, sanat, Edebiyat gibi konulara ilgisi vardır. Ara sıra sentezlediklerini yazı halinde evrene yollar. ODTÜ Matematik Bölümü mezunudur ve aşağıdaki başarılarıyla gurur duyar: TBD Bilimkurgu Öykü yarışmasında iki kez birincilik, 2. Engelliler Öykü yarışmasında birincilik, Ya Sonra Öykü Yarışması'nda finalist, Mimarlık Öyküleri Yarışması'nda finalist, 44. Antalya Altın Portakal Belgesel Film Yarışmasında finalist.

Bunlara da Göz Atın

Dikkatiniz Arttırmaya Yardımcı Olacak 5 Bilimsel Gerçek

Bir işe kendimizi vermek, odaklanmak çeldiricilerin her geçen gün arttığı günümüzde daha zor bir hal …

2 Yorumlar

  1. Resimleri göremiyorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.