Benjamin Franklin Etkisi: İyilik Yap Denize Atma

İyilik Yaptığımız İnsanları mı Severiz, Sevdiğimiz İnsanlara mı İyilik Yaparız?

Birine iyilik yapıyor olmamızın kendimize açıklayabileceğimiz birçok nedeni varken hiç tanımadığımız birine, ilk iyilik ricasından sonra, defalarca hatta iyiliğimizin karşılığını alamıyorken dahi iyilik yapmamız garip değil midir?

Bu yazıda, iyilik yapma dürtüsü ve iyilik yapılan kişiye tek taraflı bağlanma arasında nasıl bir ilişki bulunduğuna değineceğiz.

Keyifli okumalar…

Benjamin Franklin

On sekizinci yüzyılda, Amerikalı bilim insanı ve siyasetçi Benjamin Franklin, Pennsylvania eyalet meclisinin ikna edilmesi güç ve inatçı bir üyesinin işbirliğini kazanmak istedi. Adama yalvarmak yerine, Franklin tamamen farklı bir yol izlemeye karar verdi.

Adamın kütüphanesinde nadir bulunan ilginç bir kitabın nüshası olduğunu biliyordu ve adama kitabı birkaç günlüğüne ödünç alıp alamayacağını sordu.

Adam bunu kabul etti ve Franklin’in ifadesiyle “Bir sonraki görüşmemizde benimle konuştu (ki daha önce bunu hiç yapmamıştı), üstelik büyük bir kibarlıkla ve takip eden dönemde her konuda beni desteklemekten kaçınmadı.”

Franklin, kitap ödünç alma tekniğinin başarısını basit bir kurala dayandırmaktaydı:

“Size bir kez iyilik yapan, onu bir daha hiç zorlamanıza gerek kalmadan bir kez daha yapmaya hazır olacaktır.”

Başka bir deyişle, bir kişinin sizi sevme olasılığını artırmak için size bir iyilik yapmasını sağlayın.

Yüz yıl sonra, Rus roman yazarı Leo Tolstoy da aynı fikri şu cümlelerle dile getirdi:

“İnsanları bize yaptıkları iyiliklerden dolayı değil, biz onlara iyilik yaptığımızda daha çok severiz.”

1960’lı yıllarda, psikologlar Jon Jecker ve David Landy, bu 200 yıllık tekniğin yirminci yüzyılda hâlâ işe yarayıp yaramadığını keşfetmeye karar vermişlerdir.

Bir deneyde, katılımcılara bir miktar para kazandırılmıştır. Laboratuvardan ayrılmalarının ardından, bir araştırmacı bazı katılımcıları yakalamış ve para sıkıntısı çektiğini söyleyerek onlara parayı geri verip veremeyeceklerini sormuştur.

Bölüm sekreterliği yapan ikinci bir araştırmacı ise diğer katılımcılara giderek aynı talepte bulunmuş ama bu sefer psikoloji bölümünün deneyin masraflarını karşıladığını ve bölümün para sıkıntısı çektiğini söylemiştir.

Daha sonra, katılımcıların hepsinden her bir araştırmacıyı ne kadar sevdiklerini değerlendirmeleri istenmiştir.

Franklin ve Tolstoy’un onca yıl önce öngörmüş olduğu gibi, katılımcılar kişisel olarak yardım ettiklerini düşündükleri araştırmacıyı daha çok sevmişlerdir.

Kulağa tuhaf gelse de “Franklin Etkisi” denen bu ilginç olgu teorik açıdan doğrudur. Çoğu zaman, insanların davranışları duygu ve düşüncelerinden kaynaklanır.

Özetle, insanları sizi sevmeye teşvik etmek için onlardan yardım isteyin.

Şu durumda, Balzac’ın:

“İnsanlara, onları size nankörlük yapmaya mecbur bırakacak kadar büyük iyiliklerde bulunmayın.”

sözü de, yerine oturuyor sanırım.

İyilik dürtünüzü, kendi çıkarları için kullanmak isteyen insanlara karşı bilinçli olmanız dileğiyle…

KAYNAKÇA:

Yazı, Prof. Richard Wiseman’ın “59 Saniye” adlı kitabından alıntılanarak hazırlanmıştır.

(İyilikler, Gülünç Durumlar ve Dedikodu / sayfa 60-61)

Daha Fazla Göster

Gamze Dönmez

Okumayı pek çok eyleme tercih eden, araştırmayı, öğrenmeyi, öğretmeyi ve yeniden öğrenmeyi çok seven, amatör olarak öykü yazarlığı yapan bir ilköğretim matematik öğretmeniyim. Öğrenme psikolojisi, gelişim psikolojisi, olasılık, geometri ve mantık en çok dikkatimi çeken alanlardan. Merak uyandırıp geri çekilmenin merak gidermekten daha faydalı olduğunu düşünüyorum. Bilginin ve bilmenin gücüne sonsuz saygı duyuyorum. Paylaşmak güzeldir!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Başa dön tuşu
Kapalı