Bellek Sarayları Nasıl İnşa Edilir?

Tıpkı görüşümüz, konuşma kapasitemiz, dik duruşla yürümemiz ve tüm diğer biyolojik becerilerimiz gibi, belleklerimiz de bugün içinde yaşadığımız koşullardan oldukça farklı bir ortamda oluşmuş ve doğal seleksiyon sürecinden geçmiştir.

Atalarımız yiyecekleri ve kaynakları nerede bulacaklarını, eve dönüş yolunu ve hangi bitkilerin zehirli ya da zehirsiz olduğunu ezberlemek zorundaydılar. Gündelik yaşamda bellek yetenekleri bunlar için gerekliydi ve en azından bu talepleri karşılamak için insan beyni evrimleşti.

Anımsama tekniklerinin temel ilkesi beyinlerimizin her tür bilgiyi aynı derecede anımsamadığıdır. Yapılan çalışmalar neticesinde biliyoruz ki, görsel imgeleri anımsama konusunda olağanüstüyüz ama sözcük ya da rakam listesi gibi bilgileri anımsama konusunda çok başarılı olduğumuz söylenemez.

Bu nedenle, anımsama tekniklerinin çoğunun anafikri belleğinize gönderilen sıkıcı bilgileri, renkli, heyecan verici ve daha önce gördüğünüz her şeyden farklılaştırıp asla unutmayacağınız biçime getirmektir.

Efsaneye göre bu gelenek MÖ beşinci yüzyılda Tesalya’da büyük ziyafet salonunun çöken tavanının enkazı arasında duran şair Keos’lu Simonides‘le başlamıştır. Şair gözlerini kapatıp yıkılmış binayı hayalinde yeniden inşa edince olağandışı bir farkındalığa ulaşmış, ziyafette tüm konukların tam olarak nerede oturduklarını anımsamıştır. Bu yalın gözlemin ardından Simonides daha sonraları bellek sanatı adını alacak olan kavramın temelini oluşturan bir teknik icat etmiştir.

Simonides anımsama işleminde kişinin uzamsal belleği kullanıldığı zaman, hayal edilebilecek her şeyin belleğine kazınmış olacağını, düzeninin bozulmayacağını fark etmişti. Simonides’in tekniğini uygulamak için başka türlü anımsanmayacak şeyleri düşünmeye yönlendiren görsel imgeler biçimine getirmek ve zihinsel olarak bir mekana yerleştirmek gerekiyordu. Böylece unutulabilir nesneler bir anda unutulmaz oluyordu.

Klasik bellek eğitimi hakkındaki tüm ayrıntılar ilk kez MÖ 86-82 yılları arasında yazılmış ve yazarı bilinmeyen Rhetorica ad Herennium adlı Latince retorik ders kitabında tanımlanmıştı. Aradan geçen iki bin yılda anımsama sanatında birkaç yenilik görüldü ama Ad Herennium’da tanımlanan temel tekniklerde pek bir değişiklik olmadı.

Ad Herennium’un bellek hakkındaki bölümü doğal bellek ile yapay bellek arasındaki ayrımı ortaya koyarak başlar: “Doğal bellek beyinlerimize iliştirilmiş, düşünceyle birlikte doğmuş olan bellektir. Yapay bellek ise bir çeşit eğitim ve disiplin sistemiyle güçlendirilmiş olan bellektir.” Başka bir deyişle, doğal bellek dünyaya geldiğinizde var olan donanımdır. Yapay bellek ise donanımınızın üzerinde çalıştırdığınız yazılımdır.

Yazar yapay imgeler ve mekanlar gibi belleğin iki temel bileşimi olduğunu söyleyerek devam eder. İmgeler kişinin anımsamak istediklerinin içeriğini simgeler. Mekanlar ya da Latince orijinalinde loci diye tanımlanan yerler ise bu imgelerin depolandığı yerlerdir.

İşin özü aklınızın gözünde çok iyi bildiğiniz ve kolayca görebileceğiniz bir mekan yaratmak ve bu hayal ürünü mekanı anımsamak istediklerinizi simgeleyen imgelerle doldurmaktır. Romalıların “mekan yöntemi” olarak bildikleri kavram daha sonraları “bellek sarayı” adını alacaktı.

Bellek saraylarının gerçekten saray ya da hatta bina bile olması gerekmiyor. Yakından tanıdığınız bir mekanı bir sonrakine bağlayarak bir düzen görünümü sergilediği sürece, büyük, küçük, gerçek, hayal bir bina içinde ya da dışında olabilir. İnsan hepsi farklı bir anı dizisi içeren onlarca, yüzlerce, belki binlerce bellek sarayına sahip olabilir.

Bellek sarayının ilkesi,  kişinin kusursuz uzamsal belleğini kullanarak sırası pek doğal gelmeyen, örneğin yapılacak işler listesi gibi, bilgiyi yapılandırmak ve depolamaktır.

Birçok hafıza müsabakası şampiyonları suratları, rakamları, ve kelimeler listelerini hatırlamak için bu tekniği kullandıklarını iddia ederler. Bu şampiyonların başarıları beyin yapısı veya zeka ile fazla alakası yok, beyinlerinin uzamsal öğrenme ile alakası olan bölgelerini kullanma teknikleri ile alakası vardır.

Bellek sarayları nasıl inşa edilir?

  1. Adım: Aşina olduğunuz bir konumu seçin (örneğin, mevcut eviniz).
  2. Adım: Şimdi evinizin içinde zihinsel bir yolculuğa çıkın. Her odada duygularınızı düşünmeye çalışın. O anda neler hissettiklerinize odaklanın.
  3. Adım: Her odaya bir parça bilgi yerleştirin ve bir köşeye veya bir yatak gibi fiziksel bir nesneye bağlayın.
  4. Adım: Bir konu hakkındaki tüm bilgileri evin farklı yerlerine yerleştirip, Bellek Sarayınızı oluşturun.
  5. Adım: Şimdi son adıma başlayın ve bellek sarayınızın hikayesini yazın. Bu hikaye ne kadar çarpıcı olursa akılda kalması o kadar kolaylaşır.

Bir örnek vermek gerekirse…

Diyelim ki bir kelime listesini ezberlemek istiyorsunuz. Örneğin,

-Çay bardağı

-Kalem

-Elma

-Masa Lambası

-Gül

Evinize girer ve direk mutfağa gidersiniz. Mutfağınızda en sevdiğiniz çay bardağı ile bir çay içersiniz. Sonra oturma odasına geçip masadaki kasede bir elma görüp alırsınız. Elmayı yerken aklınıza bir fikir gelir ve doğruca çalışma odasına gidersiniz ve masanızdaki lambayı yakarsınız. Kaleminizi alıp aklınızdakini yazarsınız. Sonrasında çok keyifli hissedersiniz ve bahçeye temiz hava almaya çıktığınızda gülleri sulamaya başlarsınız. 

Zihnimizde oluşturacağımız hikayeler ile bilgiyi ilişkilendirirsek, bilginin hatırlanması o kadar kolay olur. Bu metodu istediğiniz her şeye uygulayabilirsiniz. İsimler, sayılar, yapılacak işler ve hatta aklınıza gelen bir fikri unutmamak için. Hikayeyi yaratmak ise bildiğiniz bir mekanda tahmin ettiğinizden daha kolay.

Özellikle teknolojinin gelişmesi günlük yaşamda karşılaştığımız uyarıcıların sayısını oldukça arttırdı. Bu uyarıcılar rutin yaşamın devamını bile bazen zorlamakta. Bu nedenle bellek sarayları günümüz dünyasında, salt bilgi depolama yöntemi olarak kullanmanın dışında organizasyon, planlama, öğrenme tekniği olarak da hayatınızı kolaylaştırabilir.

Kaynaklar: 

Einstein ile Ay Yürüyüsü: Her Seyi Hatirlama Sanati – Joshua Foer, syf: 97 -115
https://storia.me/@tamahagane/eski-roma-da-bir-hafiza-teknigi-loci-metodu-1awp09

Paylaşmak Güzeldir

Yazıyı Hazırlayan: Sibel Çağlar

Avatar
Kadıköy Anadolu Lisesi, Marmara Üniversitesi, ardından uzun süre özel sektörde matematik öğretmenliği, eğitim koordinatörlüğü diye uzar gider özgeçmişim… Önemli olan katedilen değil, biriktirdiklerimiz ve aktarabildiklerimizdir bizden sonra gelenlere... Eğitim sisteminin içinde bulunduğu çıkmazı yıllarca iliklerimde hissettikten sonra, peki ama ne yapabilirim düşüncesiyle bu web sitesini kurmaya karar verdim. Amacım bilime ilgiyi arttırmak, bilimin özellikle matematiğin zihin açıcı yönünü açığa koymaktı. Yolumuz daha uzun ve zorlu ancak en azından deniyoruz.

Bunlara da Göz Atın!

Haberleri Bir Bilim İnsanı Gibi Nasıl Okuyabiliriz?

Günlük basılı yayın okumalarımızda veya sosyal medya aracılığıyla çok çeşitli iddialar ile karşılaşıyoruz. Peki bu …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.