EĞİTİM

Azı Yarar Çoğu Zarar: Ödev Ne İşe Yarar?

Çocuklara verilen ödevin çok olduğunu mu düşünüyorsunuz? Daha fazla ödev, daha çok başarı getirir mi? Başarı getirmez ise ödev ne işe yarar?

Gelin ödev konusunu masaya yatıralım…

OECD tarafından yayınlanan verilere göre, Türkiye’de öğrenciler haftada ortalama 25,9 saat, Almanya’da 25,5 saat ve Finlandiya’da ise 24,2 saatlerini okulda geçiriyor. Kabaca baktığımız zaman okulda bulunma süreleri açısında fazla bir fark göze çarpmıyor.

Ancak bu süreye okul dışında gidilen kursları, alınan özel dersleri ve tamamlanması gereken ödevleri eklediğimizde korkutucu bir tablo ortaya çıkıyor.

OECD ülkeleri ortalamasına göre bir öğrenci ödev ve kursları kapsayan okul dışı öğrenme süreçlerine ortalama 17,1 saat ayırırken, bu rakam Türkiye’de 24,5 saat, Almanya’da 11, Finlandiya’da ise 11,9 saat olarak karşımıza çıkıyor. 

Hatırlatalım, bu rakamlar ortalama, gerçek değer bundan çok daha fazla saatleri kapsıyor…

Öğrencinin Bir Haftası Nasıl Geçer?

Gelin kabaca bir hesap yapalım. Büyük şehirlerimizden birinde yaşayan ortalama bir 7. sınıf öğrencisinin bir haftası bakalım nasıl geçiyor?

Öncelikle elimizde 24×7=168 saatimiz var. Çocuğumuzun gittiği okul ( iyimser bir bakış açısı ile) sabah 8:30 da açılsın ve akşamüstü 15:30’da kapansın. Bunun anlamı şu. Öğrencimiz okulda günde 7, haftada 35 saat geçiriyor.

Öğrencimiz şanslı ise okul evine yakındır, değil ise hergün en iyi ihtimalle 1 saat yolda zaman harcıyordur. Bu da haftada 5 saat yapar.

Malum yetişme çağı, uyku önemli. Olması gerektiği gibi günde 8 saat uyuduğunu düşünürsek haftada 56 saat uyuyarak geçiyor zamanı.

Akşam yemeği ve sabah kahvaltısı için toplam 1,5 saat ayıralım. 10,5 saat daha gitti.

Şu ana kadar yaptığımız basit matematik hesabıyla 56+5+10,5+35=106,5 saat yaptı. Geriye kaldı toplam 61,5 saat.

Yukarıda verilen rapor verilerini (ki gerçek bundan çok daha fazla) kullanırsak 61,5 – 24,5 = 37 sayısına ulaşıyoruz.

Günlük rutinler bu hesaba dahil değil fark ederseniz…

Yani bu çocuğumuza dinlenmek, eğlenmek, okumak, gezmek kısacası yaşamak için haftada sadece 37 saat kadar kalıyor.

Bu sayı size çok geldi ise çocuk olduğunuz zamanları hatırlayın ve bir kere daha düşünün…

Evet, öğrenci olmak kolay değil ve her öğrenci okulda öğretilen bilgileri pekiştirmek adına okul dışı tekrarlar yapmak zorundadır.

Ancak Türkiye’de bir sorun var gibi gözüküyor. Detayını bu haberde de okuyabileceğiniz gibi bizim öğrencilerimizin evde ödev için harcadıkları zaman arttıkça uluslararası sınavlarda başarısı düşüyor.

Yani, ödev her ülkede başarıyı pozitif olarak etkiliyor. Ancak biz de ise durum bunun tam tersi oluyor…

Bu nedenle ödev verilmeli mi, verilmemeli mi sorusunu tartışmak yerine verdiğimiz ödevlerin niteliği üzerine düşünmek gerekiyor.

Eğitim sistemimizde her ne kadar müfredatta yapılan değişiklikler ile ezberden uzaklaşma çabaları söz konusu olsa da bir alışkanlık gereği verilen ödevlerin çoğu hala ezber ya da test biçiminde.

Maalesef bu tarz ödevlerin çocukları okuldan uzaklaştırmaktan başka kanıtlanmış bir faydası yok…

Oysa ki ödevin başarıyı pozitif olarak etkilemesi için öğrencide merak duygusunu uyandırması ve araştırmaya yönlendirmesi gerekli. En etkili ödevler öğrenci düzeyine uygun seçilmiş proje bazlı, uygulama ve yaratıcılık gerektiren ödevler.

Bu arada ödev konusuna bambaşka bir bakış açısı ile yaklaşan uygulamalarda var. Bildiğimiz üzere, geleneksel ödev, ders tekrarı diğer adıyla pratik yapmak amacı ile verilir. Bu süreç genelde öğrenciler adına pek de keyifli değildir, sonuçta konuya karşı bir önyargı çoktan oluşmuştur…

Ya bunun tam tersini yapsak…

Ters Yüz Sınıf

Dünyada yavaş yavaş uygulanmaya başlayan bir yöntem var. ” Ters Yüz Sınıf” orijinal adıyla Flipped Classroom.

Genel hatlarıyla ters yüz sınıf geleneksel öğrenim akışını tam tersine çevirerek, sınıf içinde öğretmen tarafından anlatılması gereken konuyu öğrencilerin sınıf ders saatleri dışında, elektronik ortamda kayıtlı materyalden öğrenmesini hedefliyor.

Sınıf saatlerinde ise konunun tartışılması ve pekiştirici alıştırmaların yapılmasıyla öğrenme işlemi tamamlanıyor. Yani, geleneksel sınıf modelinin tam tersi.

İşin güzel tarafı bu sistemin uygulanabilirliği, yani her öğretmen bir miktar ön hazırlık ve özveri ile bu sistemi derslerinde deneyebilir. Konuyla ilgili tüm makalelerde görülmektedir ki, öğrenciler ters yüz sınıf uygulamasını kolayca benimsemişler, memnun kalmışlar ve geleneksel sınıfa tercih etmişlerdir.

Ters yüz sınıf konusuna daha sonra detaylıca değineceğiz, şimdilik konu hakkında bilgi edinmek isteyenlerin ilgili araştırmaya göz atmalarını öneriyoruz.

Eğitimde pek çok sorunumuz var ama bunları gidermenin yolu çocukların ödev yükünü artırmak değil. Öğrenmekten ve yaşamaktan keyif alan stressiz çocuklar yetiştirebilmek dileğimizle…

Matematiksel

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu