Anasayfa » HABERLER » Ayın ‘Öbür’ Tarafı

Ayın ‘Öbür’ Tarafı

Birçok yerde “Ay’ın karanlık yüzü” ya da “arka yüzü” gibi tabirlerle anılan tarafa hiç ulaşılamayacağı, oradan hiç fotoğraf çekilemediği, veya orada bazı şeylerin gizlendiği ile ilgili komplo teorileri dolaşır. Hatta o kadar ileri gidilir ki, söylendiğine göre Apollo astronotları Ay’ın arka yüzünden geçerken orada uzaylılara rastlamışlar, uzaylılar onlara “Ay’ın bu kısmından uzak durun” demişlerdir.

Ne kadar komik gelse de bu ve benzeri hikâyeler özellikle Amerika kaynaklı olarak sürekli pişirilip pişirilip önümüze konuyor. Aslında sadece “Google Moon” uygulamasına bile bakarak Ay’ın tümümün detaylı haritasına ulaşabilecekken bu tür komplolara inanmak nedense bazı insanlara daha kolay geliyor.

Her şeyden önce Ay’ın karanlık yüzü diye bir şeyden bahsedemeyiz, çünkü Ay’ın her yeri Güneş’ten ışık alır. 1973’te Pink Floyd’un “The Dark Side of the Moon” albümünün de etkisiyle bu yanlış tanım zihinlere yerleşmiş olsa da, bu tabir aslında sadece Ay’ın Dünya’dan görünmeyen arka yüzünü belirtmek için kullanılır.

Ay, milyonlarca yıldır Dünya’nın güçlü kütle çekim alanından dolayı yörüngesinde yavaşlamıştır ve bugün kütle çekim kilitlenmesi (tidal lock), Ay’ın kendi ekseni etrafında dönme süresinin, Ay’ın Dünya’nın etrafındaki dolanma süresine (27,322 gün) çok yakın olmasını sağlamıştır (neredeyse 1:1). Bundan dolayı Ay’ın bir yüzü her zaman bize dönükken, diğer yüzü de her zaman arkadadır.

Bu tür kütle çekim kilitleri, birçok çift cisimlerde eninde sonunda gerçekleşme eğilimindedir. Örneğin Güneş-Merkür ikilisinde de 3:2 kilitlenme vardır, yani Merkür’ün Güneş çevresinde 2 kez dolandığı sürede Merkür kendi ekseni etrafında 3 kez döner.

Öte yandan Ay’ın kendi dönme eksenine olan 6,68 derece eğikliği ve elips olan yörüngesinin Dünya’nın Güneş ile yörünge eksenine olan 5,145 derece açısı nedeniyle de librasyon olayı (yani bir nevi çalkalanarak dönme) olur. Bunun sonucunda da Ay’ın yüzeyinin toplamda yüzde 59’unu görme şansını elde ederiz.

Kısaca bu kilitlenme neticesinde Ay’ın arka yüzü diye bir kavram ortaya çıkar.

İnsanlığın, Ay’ın arka yüzüne dair ilk bilgiyi alması Sovyetler Birliği’ne ait Luna 3 uzay aracının 1959 yılında buradan resim göndermesi sayesinde oldu. Her ne kadar düşük çözünürlüklü toplam 29 fotoğraf çekmiş ve bunların da sadece 17 tanesini Dünya’ya göndermiş olsa da, Luna 3 Ay’ın arka yüzünün yüzde 70’inin kabaca yüzey şekillerini ortaya çıkardı. Hemen sonrasında da NASA’nın Ranger 7, Ranger 8 ve Ranger 9 araçları da Ay’ın arka kısmına geçmişlerdi. İlk defa Ay’ın arka yüzünü insan gözüyle görenler ise Aralık 1968’de Apollo 8 astronotları oldu. Ancak NASA, Ay’a gönderdiği astronotlarla sürekli iletişim içerisinde olmayı istediğinden, bütün NASA Ay misyonları, Ay’ın bize bakan ön yüzüne yapıldı.

Uzun yıllar önce gerçekleştirilen bu Ay yörünge misyonlarının ardından ilk defa Çin Ulusal Uzay Ajansı’nın (CNSA) 7 Aralık 2018’de Xichang Uzay Merkezi’nden Long March 3B roketiyle fırlattığı “Chang’e-4” misyonu, 3 Ocak 2019’da Ay’ın arka yüzüne iniş yaptı. İniş için 180 kilometre çapa sahip en geniş ve en yaşlı krater olan Güney Kutbu’ndaki Aitken Havzası
içindeki Von Karman Krateri seçildi.

Aracın burada karşılaştığı en büyük sorunlardan birisi büyük sıcaklık farkı oldu. Şöyle ki, Ay yüzeyinde bulunan bir araç, neredeyse bir aya varan Ay’ın eksenel dönmesinden dolayı 13 buçuk gün gece, 13 buçuk gün gündüz yaşar. Bu sırada sıcaklık farkı eksi 180 santigrat derece ile 120 santigrat derece arasında değişir. Araçların ilk varış zamanı gündüze denk getirildiğinden dolayı araçlar Güneş enerjisini kullanarak pillerini doldurdular. Sonrasında da ilk çekilen fotoğraflar Dünya’ya gönderilerek basına servis edildi.

Tabii Ay’ın arka yüzü ile doğrudan iletişim kurulamaz. Bu nedenle bu misyona ek olarak öncesinde Dünya’yı görebilecek bir iletişim nakil uydusu gönderilmeliydi. Bunun için Dünya Ay ikilisinin kütle çekim potansiyellerinin sıfırlandığı Lagrange noktalarından L2’ye “Queqiao” isimli bir iletişim uydusunu Mayıs 2018’de yollanmıştı.

Çin’in bu misyonu, uzun zamandır herhangi bir ülke tarafından benzeri yapılmadığından bir gövde gösterisi gibi görünse de, Ay’ın arka yüzüne dair jeolojik sorulara cevap arayan bilimsel bir misyon.

Çin’in bir sonraki Ay projesi olan “Chang’e-5” ise bir kondu, keşif robotu ve numune geri getirme kapsülü şeklinde olacak. Bu misyonun da 2019 sonunda gönderilmesi planlanıyor.

Çin, Ay yolunda projelerle daha da devam edeceğe benziyor, umarız elde ettiği verileri ile Ay hakkındaki bilgilerimize yeni boyutlar kazandırırız.

Dr. Umut Yıldız

Kaynak: Atlas Dergisi, Şubat 2019

Matematiksel

Paylaşmak Güzeldir

Yazıyı Hazırlayan: Matematiksel

Avatar
Bu yazı gönüllü yazarlarımız tarafından hazırlanmış veya sitemiz editörleri tarafından belirtilen kaynaktan aslına uygun kalınarak eklenmiştir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.