Sosyoloji

Flynn Etkisi: Atalarımızdan Daha mı Akıllıyız?

Fark etmemiş olabilirsiniz ama entelektüel olarak altın bir çağda yaşıyoruz. Zeka testi 100 yıldan daha uzun bir süre önce icat edildi. O günden beri de IQ puanlarımız istikrarlı bir şekilde artıyor. Bunun sonucunda günümüzde ortalama ortalama bir genç, 1950’ye geri dönebilseydi, IQ’su 118 olurdu. 1910’a geri dönseydi, IQ’su 130 olurdu. Bu da onu üstün zekalı yapardı. Bu fikir, Yeni Zelanda’daki Otago Üniversitesinden profesör James Flynn’ın onuruna Flynn etkisi olarak bilinmektedir. Bu teoriye göre genel popülasyonun IQ düzeyinde her on yılda bir yaklaşık 3 puanlık artış gerçekleşir.

Ancak elbette hemen sevinmeyelim. Flynn etkisini gerçek değerinden alamayız. 1910’da yaşayan insanlar, elbette bizden daha aptal değillerdi. Evrim, beyinlerimizi yalnızca bir yüzyılda genetik olarak yeniden yapılandırmadı. Modernite, geniş soyut kavramları kullanma ve bunları bize yabancı olan durumlara uygulama konusunda bizi daha iyi hale getirmek için düşünme biçimimizi esasen değiştirdi. Ve bu düşünce biçimimizin önceki neslin düşünce biçiminden daha iyi olduğunu iddia etmemiz mümkün değil.

1920’lerde insanların IQ puanları bugünden daha düşüktü. IQ’daki artış 20. yüzyılın başlarında başlamış gibi görünüyor. Flynn etkisinin nedeni hala bir tartışma konusu olsa da, zeka araştırmaları alanında uzmanlaşmış 75 kişinin 2017’de yaptığı bir araştırmaya göre, daha iyi sağlık koşulları, daha iyi beslenme, daha iyi eğitim ve iyileşen yaşam standartları Flynn etkisinin dört ana sebebidir. 

Neyse, yapabiliyorken tadını çıkarmaya çalışalım. Flynn etkisinin nedeni ne olursa olsun, IQ’daki artışın duraklaması ve hatta tersine dönmesiyle birlikte bu çağın sonuna gelmiş olabileceğimize dair kanıtlar var. Kısacası insan entelektüel potansiyelinin zirvesini belki de çoktan geçti. Örneğin Finlandiya, Norveç ve Danimarka’ya bakarsanız, dönüm noktası 90’ların ortalarında meydana geldi ve ardından ortalama IQ’lar yılda yaklaşık 0,2 puan düştü. Bu, nesiller arasında yedi puanlık bir fark anlamına gelir.

Flynn Etkisi Neden Tersine Döndü?

Ancak hatırlatalım. Bu tür düşüşler evrensel değildir ve araştırmacılar buna neyin sebep olduğundan kesin emin değildir. Kısmen çok yakın zamanda ortaya çıktıkları için, bu eğilimleri açıklamak orijinal Flynn etkisinden bile daha zor. Araştırmacılar bu durumu ilk araştırmanın aksine, genetikten ziyade çevresel koşullar ile ilişkilendiriyorlar. Bu çevresel faktörler beslenme, eğitim sistemindeki değişiklikler, daha az okuma ve sosyal medyada daha fazla zaman harcanması gibi faktörler olarak tanımlanıyor.

Hartford Üniversitesi tarafından yapılan bir araştırma, küresel nüfus büyüdükçe, daha az zeki olacağımızı ve 2110 yılına kadar yaklaşık sekiz IQ puanı düşeceğimizi iddia ediyor – ve diğer tahminler daha da karamsar. Kaynak: https://www.dailymail.co.uk/

Flynn etkisinin sona ermesinin nedeni olarak ortaya bir başka teori de atılıyor. Disgenik olarak adlandırılan bu teoriye göre, daha zeki insanlar eğitime ve kariyere daha fazla zaman harcıyor. Bunun sonucunda da daha az bebek sahibi olma eğilimi gösteriyor. Bu nedenle de genlerini bir sonraki nesile aktarma olasılıkları azalıyor. 1800’lü yılların ortalarından beri yapılan incelemelerde IQ ve üreme arasında ters orantı olduğu görülüyor. Zekâ, kısmen genetik olduğu için, bazı araştırmacılar, bunun genel IQ’nun düşmesine neden olabileceğini savunuyorlar.

IQ Testleri Zeka Seviyesi Belirlemek İçin Yeterli mi?

IQ testleri sıklıkla eleştirilse de, çok sayıda araştırma, aldığınız puanların birçok görevdeki performansınızın yararlı göstergeleri olabileceğini bizlere gösterir. Bunun en başında da akademik başarı gelir. Aslında bu son derece normal. Sonuçta bu tip testler başlangıçta okullardaki başarıyı ölçmek için geliştirilmiştir. Ancak elbette unutmayalım. IQ testleri hiçbir şekilde mükemmel bir ölçü olamazlar.

IQ testleri ve diğer geleneksel zeka ölçüm yöntemleri belki de günümüz koşullarına artık uyum göstermiyor. Sosyal medya, teknoloji kullanımındaki değişiklikler gibi farklı entelektüel deneyimlere maruz kaldıkça, zekanın ifade edilme biçiminin de değişimde olduğunu kabul etmek gerekli. Bunun sonucunda zeka ölçüm yöntemlerini güncellemek gerekebilir. Henüz kimse tartışmalara son noktayı koymuş değil. Sonuçta göz önünde bulundurulması gereken çok farklı değişkenler var.


Göz atmak isterseniz…


Kaynaklar ve ileri okumalar:

Matematiksel

Sibel Çağlar

Merhabalar. Matematik öğretmeni olarak başladığım hayatıma 2016 yılında kurduğum matematiksel.org web sitesinde içerikler üreterek devam ediyorum. Matematiğin aydınlık yüzünü paylaşıyorum. Amacım matematiğin hayattan kopuk olmadığını kanıtlamaktı. Devamında ekip arkadaşlarımın da dahil olması ile kocaman bir aile olduk. Amacımıza da kısmen ulaştık. Yolumuz daha uzun ama kesinlikle çok keyifli.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu Yazılarımıza da Bakmanızı Öneririz

Başa dön tuşu