Aşk ve Matematik

Başlığa bakıp aşkın formülünü mü veriyor acaba diye düşünenler, maalesef hayal kırıklığına uğrayacaklar. Aşkın formülü yoktur. Olsaydı hayat zaten daha sıkıcı olurdu. Kaldı ki aşk dediğimiz olgu her yanımızı sarmış olmasına rağmen, bunu fark edemiyoruz. Bu da bizi sürekli aşkı aramaya yöneltiyor. Aynı bir balığın yüzerken suyu araması gibi… Bizim problemimiz onu bulmaya çalışmaktan çok onu bulabileceğimize inanmamak.

Her şeye aşkla yaklaşabiliriz. Mesela, etrafımızda saklı duran ama her şeyin içine işlemiş, güzellik ve zarafetin paralel evreni olan matematiğe…

Gündelik hayatımız içinde; alışveriş yaparken, internette gezinirken, bir mesaj yollarken matematiksel formüller ve algoritmalar devreye girer. Bu anlamda matematik hayatla iç içedir. Buna rağmen çoğu insan matematiğin sıkıcı, anlaşılması zor hatta kâbus olduğunu düşünür. Böyle bir durum tabii ki normal değildir. Roman okumanın, film izlemenin, bir resme bakmanın dayanılmaz ve bıktırıcı olduğunu söyleyecek çok az kişi vardır. Ama eğitimli ve duyarlı insanlardan bile matematiğin bıktırıcı olduğunu duyarız. İşin özünde bıktırıcı olan matematiğin öğretilme biçimidir. Bin yıl öncesine dayanan matematik formüllerinin çok küçük bir kısmı ezbere dayalı bir şekilde öğretiliyor. Size güzel sanatlar okulunda, sadece duvar ve fayans boyamayı öğrettiklerini ve hiçbir şekilde Picasso, da Vinci, Van Gogh eserlerini göstermediklerini düşünün. Sizce bu şekilde sanatın kıymetini bilebilir miydiniz?

Çoğu kişi gibi “Aşk ve Matematik” adlı kitabın yazarı Edward Frenkel’de matematiğin modası geçmiş ve sıkıcı bir alan olduğunu düşünüyordu. Şanslı ki, lise son sınıfta tanıştığı profesyonel bir matematikçi sayesinde; matematiğin tıpkı şiir ve müzik gibi, zarafet ve güzelliğin yanı sıra sonsuz olasılıklar barındırdığını da öğreniyor. Frenkel bu kitabında “Aşk” ve “Matematik” sözcüklerini yan yana getirerek, bizlere matematiğin güzelliğini göstermek için bu büyülü dünyaya davet ediyor.

Galileo ünlü bir sözünde “Doğanın kanunları matematiğin dilinde yazılmıştır.” der. Matematik gerçekliği tanımlamanın ve dünyanın nasıl işlediğini anlamanın bir yoludur. Matematik evrensel bir dildir. Bir matematiksel formül veya teorem herkes için aynı anlamı taşır. Bin yıl öncesinde neyse bugünde o dur ve bin yıl sonrasında da herkes için aynı anlamı taşıyacaktır. İşin güzel yanı bu matematik bilgisi tamamen bize aittir. Kimse bir formülün patentini alamaz. Georg Cantor’ın dediği gibi “Matematiğin özü, onun özgürlüğünde gizlidir.”

Matematik de sanat, edebiyat ve müzik gibi kültürel mirasımızın bir parçasıdır. Evreni ve içindekileri daha iyi anlamak için açlık duyuyoruz ama ne yeni bir kıta keşfedebiliriz artık ne de aya ilk kez ayak basabiliriz. Ama matematik mevcut gerçekliğimiz ile iç içe geçmiş haldedir. Evrenin akışına yön verir. Minik atomlardan en büyük yıldızlara kadar her şeyin dizginlerini elinde tutmaktadır. Matematik aynı zamanda bize gerçekliği titizlikle analiz etmeyi, olguları incelemeyi ve her nereye götürürlerse götürsünler onları takip etmeyi öğretir. Matematik hızla gelişen teknolojik ortamda daha da değerlenmektedir. Matematik bilgisi yüksek olan bir toplum her zaman önde olacaktır.

Eğer siz de matematiğin zor olduğunu düşünüyorsanız, ondan korkuyor fakat öte yandan bilmeye değer bir şey içerip içermediğini merak ediyorsanız bu kitap tam size göre. Matematikçiler zaten matematiğin zevkli olduğunu bildiği için onlarda bu kitapta belki aşkı öğrenir.

Konuk Yazar: Mehmet Boyraz

Matematiksel

Paylaşmak İyidir

Yazıyı Hazırlayan: Matematiksel

Bu yazı gönüllü yazarlarımız tarafından hazırlanmış veya sitemiz editörleri tarafından belirtilen kaynaktan aslına uygun kalınarak eklenmiştir.

Bunlara da Göz Atın

Matematiksel Bir Bilimkurgu Filmi: UFO

Ryan Eslinger‘in yazıp yönettiği ve baş rollerini Alex Sharp ile The X-Files’tan tanıdığımız Gillian Anderson‘ın paylaştığı …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

ga('send', 'pageview');