Peter Pan Sendromu: Sonsuza Dek Çocuk Kalma Durumu

James Matthew Barrie’nin (1860-1937) Peter Pan kitabını bilmeyen yoktur sanırız. Yazarın 1904’te yayınlandığı ses getiren eseri Peter Pan, hala edebiyat dünyasının unutulmazları arasında.. Var olmayan ülkede (Neverland) sonsuza dek çocuk olarak yaşamak isteyen eserin kahramanı Peter Pan, sadece edebiyat dünyasında değil aynı zamanda psikoloji ve psikiyatri alanlarında da bilinen bir isim oldu. Ancak burada gerçek Peter Pan’lerden bahsediyoruz.

Peter Pan Sendromu Nedir?

Peter Pan Sendromu (Peter Pan kompleksi), büyüme korkusu olan çocuklarda, olgun oldukları halde çocuk gibi davranan insanlarda görülen davranış bozukluklarını tanımlar. Peter Pan Sendromu ismi, ilk olarak 1983’de Dan Kiley isimli bir psikanalist tarafından kullanılmış ve devamında konuya ait bir kitap yayınlanmıştır. Sendrom şu anda bir psikopatoloji olarak kabul edilmemektedir. Bununla birlikte, toplumda giderek daha fazla sayıda yetişkin olduğu halde duygusal olarak olgunlaşmamış davranışlar sergilemekte, sorumluluk almaktan kaçınmakta, bir problemi veya sorunu çözmekte kendi başına başarılı olamamaktadır.

Granada Üniversitesi Kişilik, Değerlendirme ve Psikolojik Tedavi Bölümü profesörü ve duygusal bozukluklar konusunda uzman olan Humbelina Robles Ortega, ebeveynlerin aşırı korumasının çocukların Peter Pan Sendromu geliştirmesine neden olabileceği konusunda bizleri uyarıyor. Onun düşüncesine göre bu sendromun ortaya çıkmasının en önemli nedeni çocukların aileleri tarafından aşırı korunması sonucunda ilerleyen süreçte kendilerinin hayatla yüzleşmek için gerekli becerileri yeterince geliştirememeleri.

Erkekler Peter Pan Sendromuna Daha Yatkın Oluyor

Bu durum her iki cinsiyeti de etkilese de araştırmalar erkekler arasında daha sık görüldüğünü ortaya koyuyor. Araştırmacılar, bu insanların genellikle yalnızlıktan korktuklarını, bu yüzden ihtiyaçlarını karşılayabilecek insanlarla etraflarını sarmaya çalıştıklarını düşünüyor. Bu sendromu yaşayan ve hiç büyümeyen bir erkek baba olduğunda bile ebeveyn rolüne girmekte zorlanıyor ve yükü genelde annenin omzuna atıyor. “Peter Pan Sendromu”ndan muzdarip insanların bir başka özelliği de sürekli olarak eş değiştirmeleri ve daha genç olanları aramaları olarak biliniyor. Bunun arka planında da bağlılık ve sorumluluktan kaçma gibi dürtüler yer alıyor.

Peter Pan’ın Arkasındaki Wendy

Peter Pan Sendromu: Sonsuza Dek Çocuk Kalma Durumu

1983’te “Peter Pan Sendromu” nu tanımlayan psikolog Dan Kiley, “Wendy Sendromu” terimini partnerleriyle kurduğu ilişkilerde sürekli anne gibi davranan kadınları tanımlamak için kullandı. Dr. Dan Kiley’e göre, Peter Pan erkeklerinin yine aynı hikayedeki karakterlerden Wendy kadınları ile eşleşme ihtimali çok yüksek. Peter Pan erkeklerinin kaçındıkları tutum, sorumluluk ve davranışları, Wendy kadınlar ele alıyor. Bu kadınlar, sorumluluk almayı reddeden Peter Pan erkeğe karşı anaç bir tutum sergileme eğiliminde oluyor. Zamanla da hayatındaki kişi için vazgeçilmez olduğunu düşünme eğilimi gösteriyorlar. Çok fazla sorumluluk alıyorlar ve bu sorumluluklar tükenmişlik hissini de beraberinde getirebiliyor. Bir süre sonra da bu kadının ilişkide koruyucu ”anne” rolüne girmiş olması kaçınılmaz oluyor.

Profesör, her iki bozukluğun da (Peter Pan ve Wendy Sendromları) en büyük dezavantajının, genellikle bunlardan muzdarip olan kişinin sorunun bir parçasıymış gibi hissetmemesi, farkında olmaması olduğunu belirtiyor.

Göz Atmak İsterseniz

İleri okumalar: Overprotecting parents can lead children to develop ‘Peter Pan Syndrome’; https://www.sciencedaily.com/

Matematiksel

Ceren Demir

Kendini, insanları, dünyayı tanıma ve anlama çabasında, belki de kaosta olan; filmin oyuncularından, dünya üzerindeki küçücük noktalardan biriyim.. Dokuz Eylül Üniversitesi'nde Ekonomi bölümünde yüksek lisansa devam ediyorum ve İstanbul Gelişim Üniversitesi'nde akademik görevimi sürdürüyorum. Spora, sanata (özellikle resim sanatı), müziğe, doğaya, doğa sporlarına, felsefeye, psikolojiye, kitaplara, filmlere düşkünüm.. Okumayı, yazmayı, öğrenmeye çabalamayı çok seviyorum. Küçük yaşlardan itibaren birikmiş 9 adet günlüğüm var. Amaçlı ve amaçsız yaşamanın çeşitli noktalardan artı ve eksileri olduğunu düşünsem dünyadaki her şeyin gelip geçici olduğuna inanıyorum. Yine de -her şeye rağmen- ben uzun süredir amacı olanlardanım.. Buradan enerji sağlayabiliyorum.. Çoğunlukla enerjik, dışa dönük olsam da yeri geldikçe oldukça içe kapanmaya ve yalnızlığa susayabiliyorum. İkisi de keyifli ve öğretici.. Matematiksel sitesinin öncelikle hayranı olan bir okuruyum sonra Matematiksel’e katkı sağlamaya çalışan enfes ekibin bir parçasıyım. Özetle bu dünyayı bir rüyaymış gibi (Is this the real life? Is this just fantasy?) hissedip iyi bir insan olarak '‘kalmaya'’ çabalayan, sonsuzmuş gibi üretmeye çalışan insanlardan olarak; bahsettiğim 'bencil' bilgilerimi önemsiz sayıyorum. Sadece denizdeki kum tanelerinden biri olduğumun farkındayım. Ancak okyanusları merak etmekten vazgeçemiyorum. Yaşam keşifle canlanıyor.. (Instagram veya Facebook hesabım yoktur. Fotoğrafımı ve adımı kullanarak sahte hesap açıldığını öğrendiğim için bu bilgiyi belirtmek durumundayım.)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu