Eğitim Bilimleri

Anne Karnında Matematik Öğrenmek Mümkün mü?

Yazı başlığını okuduğunuzda, anne karnında matematik mi olur, daha doğmamış çocuğa matematik mi öğreteceğiz? Yeni doğan çocuklara matematik testleri mi çözdüreceğiz? gibi sorularla kendinizi endişelendirmeyin. Amacımız sizi endişelendirmek, tedirgin etmek değildir.

Annelerin bazı küçük etkinlik ve egzersizlerle bebeklerin erken yaşta matematiksel kavramlarla tanışmasını sağlaması ve matematiksel becerilerin geliştirilmesine yardımcı olmaları mümkündür.

Çocuklarımızı iyi bir geleceğe hazırlamak birincil amaçlarımızdan biridir. Bunu sağlamak için de erken yaşta eğitimi son zamanlarda daha fazla önemsemeye başladık. Fakat bazı çalışmalar gösteriyor ki, öğrenme anne karnında da gerçekleşmektedir.

Anne karnındaki çocuklara beyin ve fiziksel gelişimini artırmak için besin ve ilaç takviyesinin tek başına yeterli olmadığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Bunların yanında bazı çevresel uyarıcıların da öğrenmede etkili olduğu yapılan çalışmalarda ortaya konulmuştur.

Finlandiya da yapılan bir bilimsel çalışmada; iki gruba ayrılan annelerden, bir grup anneye sesli bir şekilde müzik dinletiliyor. Diğer gruba herhangi bir müzik dinletilmiyor. Bebekler doğduktan sonra emziklere takılan basınçölçer ile müziklere karşı verilecek tepkiler ölçülüyor.

Anne karnında dinletilen müzikten farklı bir müzik çalınca her iki gruptaki bebekler herhangi bir tepki vermezken, anne karnındaki aynı müzik dinletilince, daha önce aynı müziğe maruz kalan bebeklerin emziği daha şiddetli emdiği gözlemlenmiştir.

Bebeklerin anne karnında sadece müzik değil aynı zamanda konuşulan dilin ve tat duyusunun da geliştiği belirtilmektedir. Bu durum gösteriyor ki bebekler sandığımızdan daha erken öğreniyorlar.

Bebekler doğduktan sonra öğrenme hızlarını artırarak devam ettirmektedirler. 2013 yılında saygın bir üniversite olan Duke Üniversitesinde yeni doğan beklerle ilgili yapılan geniş ve uzun soluklu araştırmada; bebeklerde nicelik algısının olup olmadığını ve bu algıyı bebeklik döneminde geliştirmenin çocukluk dönemindeki matematik başarısını etkileyip etkilemediği incelenmiştir.

Araştırma sonuçları gösteriyor ki, bebeğin doğmasıyla birlikte geliştirilen bu nicelik algısı bebeğin çocukluk dönemindeki matematiksel başarısını etkilemiştir.

Peki bebeğin matematiksel becerilerinin gelişmesini, öğrenme algılarının daha açık olmasını sağlamak için neler yapılabilir?

Birer Öğrenme Aracı Olan Eller

Bebeklerin daha anne karnındayken ellerini aktif bir şekilde kullandıklarını, doğdukları ilk günden itibaren ise tutma, dokunma refleksine sahip oldukları bilinmektedir. İlk dönemlerde bu davranış istemsiz kavrama hareketi olarak kabul görülürken sonraki zamanlarda çocuklar ellerini birer öğrenme aracı olarak kullanmaya başlayacaklardır.

Bu durum matematiksel nesne ve şekiller için de geçerlidir. Bebeklerin farklı yüzeye sahip nesneleri ve geometrik şekilleri eline almasını sağlayınız. Böylece cisimleri, geometrik nesneleri hissettirip, sayı sayma, miktar belirleme, şekil çizme, nesneler arasında ilişki kurma, matematiksel kavram ve becerileri gelişmeye başlayacaktır. Bebeklerin bu şekilde daha kolay öğrenme şemaları oluşturduğu bilinmektedir.

Deneme Yanılma Yoluyla Öğrenme

En etkili öğrenme yöntemlerinden biri de ‘Deneme yanılma’ yoluyla öğrenmektir. Bu yöntem matematik için de geçerlidir. Çocuklar sayı sayma, gruplandırma, geometrik şekillerle oyun oynama gibi etkinlikler yaparken, kendilerinin belirledikleri yöntemlere müdahil olmadan bir gözlemci olarak onları takip etmelisiniz.

Yapmış olduğu/olacağı etkinlikleri deneyerek doğru veya yanlış olduğunu siz söyledikten sonra tekrar çizmesini isteyiniz. Bu şekilde yaptığı eylemlerin sonucunu deneme yanılma yöntemiyle öğrenmiş olacaktır.

Günlük Hayattaki Matematik

Matematiğin günlük ihtiyaçlar sonucu ortaya çıktığı bilinmektedir. Günlük hayatla ilişkilendirilen matematik daha kalıcı bir öğrenme sağlar. Doğumdan itibaren çocuğun matematiksel becerilerini ve kelime dağarcığını geliştirerek basit matematiksel kavramları çocuklara aktarabilirsiniz.

Özellikle küçük yaştaki çocuklarla günlük hayatla ilişkili matematik dili ne kadar çok kullanılırsa, çocuklar okul hayatında bu dile daha az yabancı kalacaktır. 

Örneğin asansör kullanırken üstteki tuşa bastıktan sonra ‘yukarı çıkıyoruz’, alttaki tuşa bastığınızda ‘‘aşağıya iniyoruz’’ gibi yer yön kavramları ile sayılar arasında ilişki kurmasını sağlayabilirsiniz. Merdivenleri inerken basamakları sesli bir şekilde sayabilirsiniz. Sevdiği bir hayvanın yanına giderek çocuğunuza, hayvanın kaç gözü, kaç kulağı, kaç ayağı olduğunu sayarak gösterebilirsiniz. Ya da evde benzer nesneleri gruplandırarak çocuktan saymasını isteyebilirsiniz. Bu şekilde basit egzersizlerle çocuklara matematiksel kavramların öğretiminde yardımcı olabilirsiniz.

Kolaydan Zora, Somuttan Soyuta

Okul çağına gelen bir çocuk ilk defa matematik kavramları ile karşılaşınca, zorlanabilir, bu kavramlardan korkabilir bunun sonucunda da olumsuz tutum geliştirebilir. Fakat daha okula başlamadan çocuğunuza çeşitli oyunlar, etkinlikler sunarak bu kavramları kolayca öğrenebileceği bir şekilde aktarabilirseniz çocuk bu kavramlara yabancı kalmamış olacaktır.

Bebeğiniz tabağındaki yemeği bitirdikten sonra ‘‘ yemek bitti’’ dediğinizde tabağın boş olduğunu öğrenecektir. Bebeğinize meyve tabağı hazırladığınızda ‘‘ bir elma, bir mandalina, bir muz, dört üzüm tanesi’’ gibi kolay sayma işlemleri yaptırabilirsiniz. Mandalinayı ikiye ayırdığınızda ‘‘mandalinanın yarısı’’ şeklinde gösterebilir veya mandalinanın dilimlerini sizinle ‘‘eşit’’ sayıda olacak şekilde paylaşmasını isteyebilirsiniz.

Her Bebeğin Ayrı Bir Yoğurt Yiyişi Vardır

Anneler bebeklerinin daha karınlarındayken bazı davranışlarını sezebiliyorlar. Anne ve bebek arasındaki bu bağın varlığı bilinen bir gerçektir. Bebekler doğduktan sonra da bu bağ devam etmektedir.

Bebeklerinin neyi sevip sevmediğini, hangi seslere nasıl tepkiler verdiğini, çocuklarının gelişim düzeyini, yetenek ve ilgilerinin daha çok neler olduğunu en iyi bilen kuşkusuz annelerdir. Her çocuğun öğrenme hızı, tepki verme davranışı, algılama düzeyi, gözlem yapma becerisi, nesneler arasında ilişki kurma ve kendilerini ifade etme biçimleri farklılık göstermektedir. Bu durum matematiksel kavramlar için de geçerlidir.

Kimi çocuk kavramlar arasında daha kolay ilişki kurarken, kimisi de ilişki kurmakta zorlanabilir. Özellikle görsel zeka düzeyi yüksek çocuklar geometrik cisimlere ilgi duyarken, iletişime açık olan çocuklar sayı saymaktan daha çok haz alabilir. Bundan dolayı çocuğunuzu başka çocuklarla kıyaslama, rekabete sokma gibi eylemlerden uzak durmalısınız.

Fiziksel, duygusal, yaş, cinsiyet farklılıklarının yanı sıra entelektüel farklılığın da dikkate alınması gerektiği unutulmamalıdır. Sonuç olarak çocuğunuza matematiksel kavramları sezdirir ve aynı şekilde matematiksel becerileri edindirmeye çalışırken bireysel farklılıklar olabileceğini göz önünde bulundurulmalıdır.

Bebeğinizin bunları ilk etapta öğrenmesini beklemek sizi büyük bir yanlışa sürükleyebilir. Bunun için sabırlı olmalı, bebeğin öğrenmesini engelleyici davranış ve söylemlerden uzak durmalısınız.  

Belki bunları öğrenmesi zaman alabilir. Belki de öğrendiklerinin farkında bile olmayabilirsiniz. Fakat okula başladığında bu kavramların birçoğu tanıdık gelecek, bilgiler geri çağrışım yardımıyla kolaylıkla hatırlanabilecektir. Böylece çocuğunuzun hazırbulunuşluk düzeyi istenilen seviyeye yakın olacaktır.

Çağımızda, baş döndürücü hızla ilerleyen her alandaki gelişime anne karnından itibaren ayak uydurduğumuz gerçeğini göz ardı etmemeliyiz.

Okuma Önerisi: Başarılı Çocuklar Yetiştiren Ailelerin Ortak Özellikleri

Kaynakça

Matematiksel

Serkan Göksal

2009 Anadolu Üniversitesi İlköğretim Matematik Öğretmenliğine giriş yaptım. 2013’te mezun oldum. Üniversitede de okurken ortaöğretim kpss ile aynı üniversitede memurluk yaptım. Mezun olduğum ilk sene İstanbul’a öğretmen olarak atandım. 2015 yılında İstanbul Kültür Üniversitesinde yüksek lisansa başladım ve 2018 yılında yüksek lisansımı bitirip mezun oldum. Eğitimin sorunlu olduğu bölgeden geldiğim için eğitime çok önem veririm. Öğretmenliğin kutsal bir meslek olduğuna inananlardanım. Öğrencilerime dediğim gibi eğitim ihtiyaçtır. Bu ihtiyacı gidermek için çok çalışmalıyız. Çok okumalı ve çok merak etmeliyiz. Eğitimin yaşı yoktur. Hayat boyu devam eder. İnsanları, toplumsal olayları araştırmayı, incelemeyi çok severim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

İlgili Makaleler