Tıp ve Sağlık

Alzheimer Oluşmadan Beyindeki Değişimi Tespit Etmek Mümkün mü?

Günümüzde insanların en çok korktuğu hastalıkların başında Alzheimer hastalığı geliyor. Alzheimer hastalığının kesin bir tedavisi olmasa da hastalığın yavaşlatılması adına erken tanı önem arz ediyor. Demans (bunama), bir kişinin günlük aktivitelerini gerçekleştirme yeteneğini etkileyen hafıza, dil, problem çözme ve diğer düşünme becerilerindeki düşüş ile karakterize olan durumlar için kullanılan genel bir terimdir. Demansın pek çok türü ve nedeni vardır. Alzheimer tüm demans vakaların %60 ila %70’ini oluşturur.

Alzheimer’ın sık görülen erken belirtileri arasında kısa süreli hafıza kaybı, ilgisizlik ve moral bozukluğu yer alır. Ancak bu belirtiler genellikle normal yaşlanmanın da bir parçası olarak düşünüldüğünden Alzheimer için erken teşhis oldukça zordur. Oysa ki bu hastalığı yavaşlatmadaki kritik nokta, hastalığı mümkün olduğunca erken teşhis etmeye bağlıdır. Erken teşhis ile insanların hastalığın ilerlemesini yavaşlatmak için yaşam tarzı değişiklikleri yapması da mümkün olabilir.

Alman psikiyatr ve nöropatolog Alois Alzheimer; Alzheimer hastalığına adını veren kişi

Doktorlar Alzheimer’da tıbbi muayene, aile öyküsü ve bilişsel testler temelinde teşhis koymaya çalışır. Bu esnada diğer demans türlerini elemek için ise beyin görüntüleme yöntemlerini kullanır. Son araştırmalara göre yapay zeka sayesinde bu erken tanı evresini ”oldukça erkene” indirgemeyi başarmış olabiliriz. Öyle ki Alzheimer hastalığını, hastalık ortaya çıkmadan on yıl kadar önce tespit etmememiz de mümkün olabilir. Bu İtalya’daki Bari Üniversitesi’ndeki Nicola Amoroso ve Güney Kaliforniya Üniversitesi’nden Marianna La Rocca tarafından geliştirilen bir yapay zeka algoritması aracılığı ile olabilir. 65-74 yaş grubundaki kişilerin %3’ü, 75-84 yaş grubundakilerin %17’si ve 85 yaş ve üzeri insanların %32’si Alzheimer demansından muzdarip olduğu düşünülünce bu oldukça sevindirici bir gelişme.

Alzheimer ve Yapay Zeka

30 yıl önceye kadar, Alzheimer tanısı söz konusu olduğunda en iyi nörologlar bile istatistiksel olarak dört tanıdan birinde hata yaparlardı. Özellikle 80 yaş üzerindeki kişilerde tanı koymak daha da zordu çünkü yaşlanmaya bağlı düşünme ve hafızadaki değişikliklerin Alzheimer semptomlarından ayrılması kolay değildi. 2000’lerin başına kadar Alzheimer’ın, tek kesin tanısı, ancak ölümden sonra, beyin otopsisiyle yapılabiliyordu. Doktorlar, otopside, belirli seviyelerde amiloid plakların ve tau düğümlerinin varlığını tespit ettiğinde o kişinin Alzheimer hastası olduğunu söyleyebiliyorlardı. O zamanlar Alzheimer teşhisine yönelik herhangi bir kan veya başka vücut sıvısı testi ya da görüntüleme çalışması yoktu. Bununla birlikte, son yıllarda biyolojik hastalık belirtilerinin tanımlanmasıyla hastalığın teşhisinde hayli ilerleme kaydedildi. İşin içine yapay zeka karışınca da bu süreç daha da iyileşebilir.

Araştırmacılar Alzheimer’ı erken teşhis edecek algoritmayı 38’i Alzheimer hastalarından toplam 67 MRI taraması kullanarak geliştirdiler. Çalışmada ilk amaç, yapay zekaya hasta ve sağlıklı beyinleri doğru bir şekilde sınıflandırmayı ve ayırt etmeyi öğretmekti. Araştırmacılar her beyin taramasını küçük bölgelere ayırdılar ve aralarındaki nöronal bağlantıyı -bu bölgelerin ideal büyüklüğü hakkında herhangi bir varsayımda bulunmadan- analiz ettiler. Uzmanlar, karşılaştırılan beyin bölgeleri yaklaşık 2250-3200 kübik milimetre (mm³) bandında iken algoritmanın Alzheimer tanılarının en doğru sınıflandırmasını yaptığını buldular.

Bu boyutun, duygusal hafızanın oluşmasında önemli bir beyin bölgesi ve şizofreni gibi psikolojik rahatsızlıklarda etkin rolü olan amigdala ve Alzheimer hastalığında beynin ilk etkilenen ve en önemli bölümlerinden olan hipokampus gibi anatomik yapıların boyutuna benzer olması dikkat çekici bir detaydı. Çünkü amigdala ve hipokampüs gibi beyin bölgeleri, başta Alzheimer olmak üzere beynimizi etkileyen pek çok rahatsızlığı anlamak için de önem arz eden bölgelerdir.

Sağlıklı bir kişi ( sol) ile Alzheimer hastalığı olan bir kişinin beyinleri arasındaki fark. Görsel Kaynak: https://www.businessinsider.com

Ekibin çalışmasının ikinci evresinde algoritma 148 denek ile ikinci bir tarama seti üzerinde test edildi. Deneklerden 52’si sağlıklı iken 48’inde Alzheimer hastalığı vardı. Ayrıca 48’inde de hafif kognitif bozukluk (MCI) olarak tanımlanan bir rahatsızlık vardı. Bu hastalığın da Alzheimer’a giden yolları oluşturan bir hastalık olduğu; ancak bu hastalığın en erken 2.5 ila dokuz yıl sonra Alzheimer hastalığını geliştirebildiği biliniyordu.

Yapay zeka sağlıklı bir beyin ile yüzde 86 doğrulukla Alzheimer’lı bir beyin arasında ayrım yaptı. En önemlisi, sağlıklı beyinler ve MCI olanlar arasındaki farkı da yüzde 84 doğrulukla söyleyebildi. Bu çalışmada geliştirilen algoritmanın, Alzheimer’ın klinik semptomları ortaya çıkmadan neredeyse on yıl öncesinde, beyinde Alzheimer’a yol açan değişiklikleri tanımlayabildiği anlaşıldı.

Bilim insanları Alzheimer ile ilgili detayları anlamaya ve erken teşhis yöntemleri geliştirmeye çalışırken bizlerinde bu konuda yapabileceği şeyler var. Bunlar temel de bazı alışkanlıkları değiştirmek ile ilgili. Sağlıksız yaşam tarzını değiştirmek, diyabet ve yüksek tansiyon için gerekli tedavilere uymak, yeterli ve kaliteli uyumak, sağlıklı beslenmek, spor yapmak, yeni bir yabancı dil ya da enstrüman çalmayı öğrenmek, sosyal çevreden kopmamak, depresif düşüncelerden uzak durmak, zihinsel egzersizler yapmak en başta gelenler.

Detaylar İçin: Brain structural connectivity atrophy in Alzheimer’s disease; https://arxiv.org/abs/1709.02369v1

Matematiksel

Ceren Demir

Kendini, insanları, dünyayı tanıma ve anlama çabasında, belki de kaosta olan; filmin oyuncularından, dünya üzerindeki küçücük noktalardan biriyim.. Dokuz Eylül Üniversitesi'nde Ekonomi bölümünde yüksek lisansa devam ediyorum ve İstanbul Gelişim Üniversitesi'nde akademik görevimi sürdürüyorum. Spora, sanata (özellikle resim sanatı), müziğe, doğaya, doğa sporlarına, felsefeye, psikolojiye, kitaplara, filmlere düşkünüm.. Okumayı, yazmayı, öğrenmeye çabalamayı çok seviyorum. Küçük yaşlardan itibaren birikmiş 9 adet günlüğüm var. Amaçlı ve amaçsız yaşamanın çeşitli noktalardan artı ve eksileri olduğunu düşünsem dünyadaki her şeyin gelip geçici olduğuna inanıyorum. Yine de -her şeye rağmen- ben uzun süredir amacı olanlardanım.. Buradan enerji sağlayabiliyorum.. Çoğunlukla enerjik, dışa dönük olsam da yeri geldikçe oldukça içe kapanmaya ve yalnızlığa susayabiliyorum. İkisi de keyifli ve öğretici.. Matematiksel sitesinin öncelikle hayranı olan bir okuruyum sonra Matematiksel’e katkı sağlamaya çalışan enfes ekibin bir parçasıyım. Özetle bu dünyayı bir rüyaymış gibi (Is this the real life? Is this just fantasy?) hissedip iyi bir insan olarak '‘kalmaya'’ çabalayan, sonsuzmuş gibi üretmeye çalışan insanlardan olarak; bahsettiğim 'bencil' bilgilerimi önemsiz sayıyorum. Sadece denizdeki kum tanelerinden biri olduğumun farkındayım. Ancak okyanusları merak etmekten vazgeçemiyorum. Yaşam keşifle canlanıyor.. (Instagram veya Facebook hesabım yoktur. Fotoğrafımı ve adımı kullanarak sahte hesap açıldığını öğrendiğim için bu bilgiyi belirtmek durumundayım.)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu Yazılarımıza da Bakmanızı Öneririz

Başa dön tuşu