ZİHİN AÇAN YAZILAR

Einstein ve Onun Dehasının Sırrı: Müzik

Müzik ile Einstein arasında oldukça güçlü bir bağ olduğu bilinir. Einstein’ın müziğe olan ilgisinin, teorik fizikten hemen sonra geldiği söylenebilir.

Müziğe ilgisi, onu daha altı yaşındayken keman derslerine başlatan annesinin çabalarından kaynaklanıyordu. Albert başlarda nota ezberleme fikrini sıkıcı bulsa da ilerleyen dönemde müzikten zevk almaya başlayacaktı. Devamında aldığı bu zevk onun düşünüş biçimi üzerinde de büyük değişime yol açacaktı.

Einstein’da müziğin etkileri nasıl ortaya çıkıyordu?

Albert Einstein bir dostuna müziğin içsel yaşamı üzerindeki etkilerini tarif ederken; “Kendimi ve düşünme yöntemlerimi yakından incelemeye başladığımda en önemli becerimin, sahip olduğum benzersiz hayal gücü olduğu sonucuna vardım. Bu, benim için tüm diğer yeteneklerden önemli” demişti; “Bilimdeki tüm büyük başarılar sezgisel bir şekilde bildiğimiz şeylerle başladı. Ben önsezilerin ve ilhamın gücüne inanıyorum.”

Einstein kendisini sohbet ve röportajlarda sezgisel olarak düşünen ama sonuçları mantıksal olarak dile getiren bir kişi olarak tanımlardı. Einstein’a göre, en iyi bilim insanları aynı zamanda birer sanatçıydı.

İlerleyen yıllarda Gestalt psikolojisinin kurucularından psikolog Max Wertheimer’le yaptığı bir sohbette bu durumu açıklarken, hiçbir zaman mantıksal sembollerle ya da matematik denklemleriyle düşünmediğini, beyninde bunların yerine duygular, imajlar ve müzikal yapıların belirdiğini dile getirdi; “Sözcüklerle düşünme işini nadiren yaparım. Bir düşünce gelir, sonrasında onu sözle ifade etmeye çalışırım.”

Özellikle Mozart’tan hoşlanan Einstein dostlarına, “Mozart’ın müziği öyle saf ve güzel ki, onu evrenin akıl almaz güzelliğinin bir yansıması olarak görüyorum” dediği söylenir hatta..

Müzik ile Einstein

Hiç şüphe yok ki onun dehasının kilidini açıp yaratıcı fikirlerini salıveren şey müzikti. Ama bu tam olarak nasıl gerçekleşiyordu?

Bu soruya odaklanan Robert K. Mueller, Einstein’ın uzay ve zamana kafa yormasının ardında bile müziğin yattığını düşünüyor. Ona göre, fizikçi müziğin, uzayın kendini tanımladığı bir uzantısı olduğunu düşünüyordu.

Bu doğruysa, Einstein’ın uzay-zamanın sırlarını çözmek için yola çıkmış olmasının ardındaki neden, müziğin kendisine bahşettiği özel görme ve düşünme biçimi olabilir.

Einstein’ın ikinci karısı Elsa, onun genel görelilik teorisini bulduğu sabahla ilgili öyküyü şöyle anlatmaktadır:

“Einstein her zamanki gibi, kahvaltı için pijamalarıyla aşağıya indi, ama pek bir şeye dokunmadı. Bir sorun olduğunu düşündüm ve kendisini rahatsız eden şeyin ne olduğunu sordum. ‘Hayatım’ dedi, ‘harika bir fikrim var.’ Kahvesini içtikten sonra piyanonun başına geçti ve çalmaya başladı. Arada bir çalmayı kesip birkaç not alıyordu. ”

Einstein’ın sezgisel olarak bildiğini söylediği şey, günümüz laboratuvarlarında incelenebiliyor. Sinirbilim uzmanları, birinin o esnada gerçekleştirdiği bilişsel süreçlerini takip edebildikleri için müziğin zihin üzerindeki bazı etkilerini ortaya çıkarmaya başladılar. Bu bilgi Einstein zamanında olsaydı belki de onun müthiş düşünce kapasitesinin ardından gizem daha kolay aydınlanabilirdi.

Matematiksel

Sibel Çağlar

Kadıköy Anadolu Lisesi, Marmara Üniversitesi, ardından uzun süre özel sektörde matematik öğretmenliği, eğitim koordinatörlüğü diye uzar gider özgeçmişim… Önemli olan katedilen değil, biriktirdiklerimiz ve aktarabildiklerimizdir bizden sonra gelenlere... Eğitim sisteminin içinde bulunduğu çıkmazı yıllarca iliklerimde hissettikten sonra, peki ama ne yapabilirim düşüncesiyle bu web sitesini kurmaya karar verdim. Amacım bilime ilgiyi arttırmak, bilimin özellikle matematiğin zihin açıcı yönünü açığa koymaktı. Yolumuz daha uzun ve zorlu ancak en azından deniyoruz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu