Aklın Üstünlüğü: Aydınlanma

Aydınlanmacı değerler, akılcılık, özgürlük, demokrasi, çoğulculuk, insan hakları, hukukun üstünlüğü ve dünyayı doğru anlamak için bilimi esas almaktır. Tarihi bir olgu olarak Aydınlanma hareketi akla güvenmeyi temel alır; sosyal ve politik sorunlarda bilimsel yaklaşımı benimser; bilimi savunur; ilerlemenin yolunu tıkadığı için dini yaklaşımlara ve her türlü boş inanca karşı çıkar. Adaletsiz sosyal sistemlere karşı sistemli bir mücadele yürütür.

Aydınlanmacı Değerlerin” bugünün insanı için anlamı nedir?

Immanuel Kant 1784 yılında kaleme aldığı “Aydınlanma Nedir” isimli makalesinde bu soruyu şöyle yanıtlıyor: 

Aydınlanma, insanın kendi suçu ile düşmüş olduğu bir ergin olmama durumundan kurtulmasıdır. Bu ergin olmayış durumu ise, insanın kendi aklını bir başkasının kılavuzluğuna başvurmaksızın kullanamayışıdır. İşte bu ergin olmayışa insan kendi suçu ile düşmüştür; bunun nedenini de aklın kendisinde değil, fakat aklını başkasının kılavuzluğu ve yardımı olmaksızın kullanmak kararlılığını ve yürekliliğini gösteremeyen insanda aramalıdır Sapere Aude! Aklını kendin kullanmak cesaretini göster! Sözü şimdi Aydınlanmanın parolası olmaktadır (Türkçesi: Nejat Bozkurt-Felsefe Yazıları-1983)

Kant bu satırlarıyla Akılcılığın temellerini atmıştır.

18.yüzyıldaki ilerici düşünceler, zamanının sosyal ve siyasi gerçeklerinin çok ilerisindeydi, fakat öncü düşünürler yepyeni bir dönemin başlamak üzere olduğunun farkındaydı. Amerika ve Fransa’daki devrimler ve Batı tarihinde daha sonraki olaylar onları haklı çıkarttı.

Bu arada kuşkusuz Aydınlanma hareketine karşı çıkanlar da oldu ve bu insanlar Aydınlanma’nın her aşamasında kendi ilkelerini korumak için büyük mücadele verdiler.

Aklın üstünlüğü şartı

Tarihi bir olgu olarak Aydınlanma hareketi akla güvenmeyi temel alır; sosyal ve politik sorunlarda bilimsel yaklaşımı benimser; bilimi savunur ve her türlü boş inanca karşı çıkar.

Aydınlanmacı düşünürler insan haklarını savunur; mutlak monarşiye ve bununla bağlantılı olan adaletsiz sosyal sistemlere karşı sistemli bir mücadele yürütür.

Aydınlanmanın başlangıç noktasını felsefeci Denis Diderot ve matematikçi Jean le Rond D’Alembert’in birlikte derledikleri Encyclopedie, ou Dictionnaire raisonne des sciences, des arts et des metiers (Ansiklopedi, veya bilim, sanat ve zanaatin sistematik sözlüğü)” isimli büyük ansiklopedi oluşturur.

Birkaç ciltten oluşan bu eser 1751 ve 1772 yılları arasında yayımlandı. Doğa ve sosyal bilimlerde, teknolojide, sanat ve el hünerlerinde ve felsefede önemli buluş ve düşünceleri bir araya getiriyordu.

Aydınlanmacı düşünürlere tepkiler

Aydınlanmacı fikirler, dini kurumların ve devletin kazanılmış çıkarlarını tehlikeye soktu. Bilimsel akılcılıktan korkanlar için bir tehdit unsuru oluşturdu. Bu nedenle Aydınlanma hareketine karşı şiddetli bir tepki söz konusuydu.

Aydınlamaya karşı duranlar için, Fransız Devrimi’nin Terör Devri’nden 20.yüzyılın Nazizm ve Stalinizm’e kadar tüm aşırı uçların suçlusu Aydınlanmacı düşünürlerdi.

Aydınlanmaya karşı harekete geçen aktivistler iki ana koldan saldırıyordu. Dini kurumların ve monarşinin geleneksel gücünü savunanlar ve doğanın, duyguların ve hayal gücünün akıldan daha önemli bir otorite kaynağı olduğunu düşünen, akılcılığı kuru ve sıkıcı bulanlar…

Aklın yerine duyguları koymayı tercih eden Romantikler, gerçeğe giden yolun tutkudan geçtiğini ileri sürerek, spontanlığı ve şansı, soruşturma ve araştırmadan daha üstün gördüklerini ifade ediyorlardı.

Kimse duyguların önemini küçüksememekle birlikte, romantizmin açtığı yolda nasyonalizmin yeşerdiği görüldü. Bu yeni akım, dinin yeniden parlamasına yol açtığı gibi bazı ırkların üstünlüğünü gündeme getirdi.

İnsanlar bugün “Aydınlanmacı Değerler”den bahsetmeye başladıkları zaman, 18. yüzyıldaki versiyonun modernize ve idealize edilmiş şeklini anlıyorlar. Aydınlanmacı değerler bugün,

• Bireysel bağımsızlık

• Demokrasi

• Hukukun üstünlüğü

• Bilim

• Akılcılık

• Laiklik

• Çoğulculuk

• İnsancıl bir ahlak anlayışı

• Eğitimin önemi

• İnsan hakları gibi kavramları akla getiriyor.

Bunlar içleri boşaltılmış, soyut kavramlar değildir. 300 yıl önce yaşamış olan insanların, yaşamlarını bugün hayatta olanlarla karşılaştırdığınız zaman Aydınlanmanın toplum üzerindeki etkisini net olarak görmek mümkündür ve bu iki tarihsel evre arasındaki olumlu gelişme her türlü övgüyü hak ediyor.

Reyhan Oksay

Tam Metin: http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/diger/5634/Aklin__inanca_ve_dogmalara_karsi_bitmez_tukenmez_mucadelesi.html

Matematiksel

Paylaşmak Güzeldir

Yazıyı Hazırlayan: Matematiksel

Avatar
Bu yazı gönüllü yazarlarımız tarafından hazırlanmış veya sitemiz editörleri tarafından belirtilen kaynaktan aslına uygun kalınarak eklenmiştir.

Bunlara da Göz Atın!

İnsan En Çok Kendisiyle Savaşır/ Ego Savunma Mekanizmaları

Kaldırımda yürüyorsunuz, gördüğünüz manzara şu: “Bir kadın, bir çocuğu hırpalıyor. Çocuk, kadına saldırmak, karşılık vermek …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.