GÜNDEM

Akıllı İnsanlar Neden Koronavirüs Mitlerine İnanır?

Koronavirüs salgını bize bir kez daha gösterdi ki, kim olduğumuzdan bağımsız olarak, yalan ve sahte haberlere inanma eğilimi gösteriyoruz ve mevcut salgının yanı sıra bir de yanlış bilgi salgını doğuruyoruz.

Bu ilk değil. 80’lerde, 90’larda ve 2000’lerde AIDS hakkındaki tehlikeli yalanların yayılmasını gördük. HIV virüsünün bir biyolojik silah olduğu, HIV testlerinin güvenilir olmadığı ve alternatif tıp yardımı ile tedavi yöntemleri bunlardan bazıları idi. Tüm bu iddialar devamında da krizi şiddetlendirdi.

Günümüzde de sahte haberler bu sefer koronavirüs pandemisi etrafında dolanıyor. Facebook’tan WhatsApp’a, sıkça paylaşılan yanlış bilgiler bazen hastalığın kendisi kadar tehlikeli olabiliyor.

Örneğin geçtiğimiz günlerde İran’da Covid-19 tedavisinde etkili olduğu düşüncesi ile endüstriyel güçte alkol içen 66 kişi hayatını kaybetti. ( Haberi incelemek isterseniz: https://www.bbc.com/news/live/world-51984399/page/3)

Bir başka örnek de Amerika’dan gelsin. YouGov ve Ekonomist tarafından Mart 2020’de yapılan bir ankette, Amerikalıların% 13’ü Covid-19 krizinin bir aldatmaca olduğuna, yüzde 49’unun da salgının insan yapımı olabileceğine inandığını buldu.

Bu sorunun eğitim sorunu olduğunu düşünseniz de yanlış bilgilere yönelen ve yönelten eğitimli insan sayısı da hiç de az değil.

Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nden mezun olan ve Cornell Üniversitesi’nde psikiyatri okuyan Kelly Brogan şu anda Covid-19 komplo teorisyeni olarak halkı yanlış bilgilendirmeye devam ediyor. Bilimdışı fikirlerini çeşitli sosyal medya kanalları aracılığı ile yayarken, mikrop teorisinin temel ilkelerini sorgulamaya bile gitti

Bazı dünya liderleri bile, salgının riski hakkında yanlış bilgiler yayma ve iyilikten daha fazla zarar verebilecek kanıtlanmamış çareleri teşvik etme eğilimi gösterebilmekteler. Bunlardan biri de Brezilya Devlet Başkanı Jair Bolsonaro. ( Haberi incelemek isterseniz: https://www.bbc.com/news/technology-52106321)

Bu günlerde psikologlar bu fenomeni inceliyorlar. Ve buldukları şey, kendimizi yalanlardan korumak ve bu yanlış bilgi ve aptal davranışların yayılmasına yardımcı olmak için yeni yollar önerebilir.

Bilgi bombardımanı

Sorunun bir kısmı mesajların doğasından kaynaklanmaktadır. Bütün gün, bilgi bombardımanı altındayız ve bu nedenle bir şeyin doğru olup olmadığına karar vermek için beynimizden ziyade sezgimize güvenmek zorunda kalıyoruz. Yani, reflekslerimiz ile hareket ediyoruz.

Sahte haber tedarikçileri, mesajlarının doğruluğunu kontrol etmek gibi eleştirel düşünme becerilerimizi uygulamaktan vazgeçiren birkaç basit hile ile mesajlarını bize “doğru” gibi hissettirmekte ustalaşmış kişilerdir.

Araştırmacıların bulgularına göre, bu kişiler yaymaya çalıştıkları mesajı, örneğin bir koronavirüs alternatif tedavisi, konu ile ilgili görsel ile destekledikleri zamanlar da, haberin doğruluğuna olan güvenimiz de artmaktadır.

Benzer nedenlerle, yanlış bilgi açıklayıcı bir dil veya kişisel hikayeler de içerince inanırlık oranı artacaktır. Elbette, tanınan bir tıbbi kurumun adından bahsetmek ve belli rakamlar vermek, yalanın ikna edici hale gelmesini tamamlayacaktır.

Yalan haber hazırlandıktan sonra geriye sadece yayılması işi kalmıştır. Zaman içinde haber akışımızda bir şey ne kadar sık görülürse, bunun gerçek olduğunu düşünme olasılığımız o kadar artar – başlangıçta şüpheci olsak bile. İşte bu nedenle…

Önce Düşün Sonra Paylaş

Araştırmalar bizlere gösteriyor ki birçok insan haberleri, doğruluğunu düşünmeden, refleks olarak paylaşmakta.

Kanada, Regina Üniversitesi’nden Gordon Pennycook, bu konuda bir çalışma yaptı geçtiğimiz günlerde. Katılımcılara koronavirüs salgını ile ilgili doğru ve yanlış başlıklar içeren bir grup haber verdi ve onlardan düşünmelerini istedi. Katılımcıların % 25’i sahte haberleri doğru olarak kabul etti ve bu haberleri paylaşacağını söyleyen kişilerin sayısı da %35 civarında idi.

Bazı kişilerin yanlış olduğunu bildiği halde sahte haberi paylaşması (%10 kadar) gerçekten ilgi çekici..Belki de beyinleri, bir ifadenin doğruluğunu düşünmekten ziyade beğeni ve retweet alıp almayacağını merak ediyordu kim bilir…

Okuma Önerisi: Yüzde 59’umuz Haber Paylaşıyoruz Ama İçeriği Okumuyoruz

Yanlış Bilgi Yayılımını Durdurmak

Zeki ve eğitimli bile olsa birçok insanın, yanlış bilgileri kabul etme eğiliminde olduklarını bilmek, yanlış bilginin yayılmasını durdurmamıza yardımcı olabilir.

Kendi çevrimiçi davranışımız söz konusu olduğunda, içeriği yaymadan önce olgusal temeli hakkında biraz daha düşünmeye çalışabiliriz. Kesin bilimsel kanıtlara mı dayanıyor? Orijinal kaynağını bulma şansı var mı? Mevcut verilerle nasıl karşılaştırılır?

Bunlar, gönderinin beğeni toplamaya başlayıp başlamayacağı ya da başkalarına “yararlı” olup olmayacağı yerine sormamız gereken sorular. Ve bu tür düşünmede pratikle daha iyi olabileceğimize dair bazı kanıtlar var.

Her derde deva yok. Virüsün kendisini durdurma çabalarımız gibi, yanlış bilginin yayılmasıyla da mücadele etmek için çok yönlü bir yaklaşıma ihtiyacımız var.

Ve kriz derinleştikçe, bu yayılmayı engellemek herkesin sorumluluğunda olacak.

Tam metni okumak için: David Robson, BBC Future, Why smart people believe coronavirus myths

Matematiksel

Sibel Çağlar

Kadıköy Anadolu Lisesi, Marmara Üniversitesi, ardından uzun süre özel sektörde matematik öğretmenliği, eğitim koordinatörlüğü diye uzar gider özgeçmişim… Önemli olan katedilen değil, biriktirdiklerimiz ve aktarabildiklerimizdir bizden sonra gelenlere... Eğitim sisteminin içinde bulunduğu çıkmazı yıllarca iliklerimde hissettikten sonra, peki ama ne yapabilirim düşüncesiyle bu web sitesini kurmaya karar verdim. Amacım bilime ilgiyi arttırmak, bilimin özellikle matematiğin zihin açıcı yönünü açığa koymaktı. Yolumuz daha uzun ve zorlu ancak en azından deniyoruz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu