Anasayfa » EĞİTİM ÜZERİNE » 8. Zeka: Doğa Zekası

8. Zeka: Doğa Zekası

Howard Gardner, bilim çevrelerinde etkili olan çoklu zekalar kuramını 1983 yılında geliştirdi. Gardner IQ testlerine dayalı geleneksel zeka anlayışının son derece sınırlı olduğunu iddia ediyordu. Bunun yerine, çocuklar ve yetişkinlerdeki daha geniş kapsamlı insani potansiyeli açıklayabilecek farklı zeka türü önerdi: dil zekası (“sözel akıl”), mantık-matematik zekası (“sayısal ya da çıkarımsal akıl”), mekan zekası (“görsel akıl”), beden-hareket zekası (“bedensel akıl”), müzik zekası (“müziksel akıl”), ilişki zekası (“toplumsal akıl”) ve içgörü zekası (“içsel akıl”).

Daha sonra bunlara sekizinci zeka türünü ekledi: Doğa zekası.

Devamında Profesör Leslie Owen Wilson tarafından sekizinci zekaya sahip çocukları betimleyen bir liste hazırlandı. Listeye göre bu çocuklar:

  1. Görme, işitme, koklama, tatma ve dokunmayı içeren güçlü duyu becerilerine sahiptirler.
  2. Keskin duyusal becerilerini kullanarak doğal ortamlardaki varlıkları kolaylıkla ayırt edebilir ve sınıflandırabilirler.
  3. Dışarıda olmayı ve bahçe çalışmaları, doğa yürüyüşleri ya da doğayı gözlemlemeye yönelik arazi gezileri gibi açık hava etkinliklerini severler.
  4. Çevrelerindeki baskın örüntüleri (benzerlikler, farklılıklar, aynılıklar, düzensizlikler) kolayca fark ederler.
  5. Hayvanlar ya da bitkilerle ilgilidirler ve onlara değer verirler.
  6. Çevrede başkalarının gözden kaçırdığı şeyleri fark ederler.
  7. Doğal varlıklarla ilgili derlemeler ya da albümler oluşturur, kayıt defterleri ya da günlükler tutarlar. Bunlar yazılı gözlemler, çizimler, resimler, fotoğraflar ya da numuneler içerebilir.
  8. Küçük yaştan başlayarak, doğa, bilim ya da hayvanlar hakkındaki televizyon programlarıyla, filmler, kitaplar ya da nesnelerle çok ilgilidirler.
  9. Çevreyle ve soyu tehlike altında olan türlerle ilgili yüksek farkındalık ve ilgi sergilerler.
  10. Doğadaki nesnelerle ya da canlılarla ilgili özellikleri, adları, sınıflandırmaları ve verileri kolayca öğrenirler.

Gardner, zekanın dar anlamda dilsel ya da mantıksal olarak tanımlanmaması gerektiğine dikkat çekmekle önemli bir iş yaptı. Ayrıca, çocukların sekiz zeka türü arasından birden fazlasına ya da tümüne farklı derecelerde sahip olabileceğini vurguladı.

Montessori hareketi, diğer bazı eğitim yaklaşımları gibi, onlarca yıldan beri bu bağlantıyı göz önünde bulunduruyor.

Sonuç: Çocuklarımızın potansiyellerini tam olarak ortaya koymalarını istiyorsak onları doğadan mahrum bırakmayalım…

Kaynak: Richard Louv – Doğadaki Son Çocuk

Matematiksel

Paylaşmak Güzeldir

Yazıyı Hazırlayan: Sibel Çağlar

Avatar
Kadıköy Anadolu Lisesi, Marmara Üniversitesi, ardından uzun süre özel sektörde matematik öğretmenliği, eğitim koordinatörlüğü diye uzar gider özgeçmişim… Önemli olan katedilen değil, biriktirdiklerimiz ve aktarabildiklerimizdir bizden sonra gelenlere... Eğitim sisteminin içinde bulunduğu çıkmazı yıllarca iliklerimde hissettikten sonra, peki ama ne yapabilirim düşüncesiyle bu web sitesini kurmaya karar verdim. Amacım bilime ilgiyi arttırmak, bilimin özellikle matematiğin zihin açıcı yönünü açığa koymaktı. Yolumuz daha uzun ve zorlu ancak en azından deniyoruz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.