Gelecekte İnsan Neye Benzeyecek?

Torunlarımız, bilim kurgu romanından çıkmış bir şey gibi, ileri teknoloji makine implantları, yeniden büyüyebilen uzuvları ve gözler için kameraları olan cyborglar mı olacak? İnsanlar biyolojik ve yapay varlıkların melez bir türüne dönüşebilir mi? Ya da gelecekte daha küçük, daha uzun, daha ince, daha şişman hatta farklı yüz özellikleri ve ten rengine sahip mi olacağız? Elbette bu soruların cevaplarını bilmiyoruz, ama gelecekte neye benzeyeceğimizi anlamak için geçmişimize bakmamız gerekiyor. Bu nedenle işe modern insanların atalarımızdan nasıl evrimleştiği hakkında bildiklerimizle başlamak mantıklı olacaktır. Sonuçta evrim, canlılar ve çevreleri arasındaki etkileşimdir. Dolayısıyla, gelecekteki insanlar hakkında konuşmak kaçınılmaz olarak tahmin yürütmektir.

Gelecekte İnsan Neye Benzeyecek?

Başlangıç ​​olarak, Homo sapiens yoktu. Bir milyon yıl önce, hem Homo erectus hem de modern insanlarla benzerlikler paylaşan, ancak sonraki Neandertal’den daha ilkel bir anatomiye sahip olan Homo heidelbergensi’ler de dahil olmak üzere muhtemelen birkaç farklı insan türü vardı. Daha yakın tarihte, son 10.000 yılda, insanların uyum sağlaması için önemli değişiklikler oldu. Tarımsal yaşam ve beraberinde daha bol yiyecek, bilimsel gelişmeler ve beraberinde sağlık sorunlarımıza ürettiğimiz çözümler bizlere daha uzun bir yaşam imkanı tanıdı. Buna ek olarak da insanlar dış görünüş açısından, kimi bölgelerde daha şişman, kimi bölgelerde daha uzun oldu. Bu fiziksel gelişmelerin tümü evrim tarafından yönlendirildi. Evrim, milyonlarca yıl ölçeğinde gerçekleşen bir değişimdir. Teknoloji ve tıbbi müdahaleler yolu ile doğum kontrolü ve hayatta kalma oranlarını yükseltmemiz nedeniyle artık evrimin o nazik dengesini ve ritmini bozduk. Peki bundan sonrasında ne olacak?

Fiziksel olarak değişecek miyiz?

Artık dünyanın her yerinden insanlardan alınan genomların genetik örneklerine sahibiz. Genetikçiler genetik çeşitliliği ve bunun insan popülasyonunda nasıl yapılandırıldığını daha iyi anlıyorlar. Genetik varyasyonun nasıl değişeceğini tam olarak tahmin edemiyoruz. Ancak biyoinformatik alanındaki bilim insanları bize biraz fikir vermek için demografik eğilimleri arıyorlar. İnsan genomunun değişmeye devam ettiğine dair kanıtlar var. İşin zor yanı, devam eden bu genetik değişikliklerin ne gibi bir etkiye sahip olacağı henüz net değil.

Örneğin bilim insanları gelecekte kentsel ve kırsal alanlarda yaşayan insanların birbirinden farklılaşacağını öngörüyorlar. Göç nedeniyle şehirlerde genetik çeşitlilikte artıyor ve kırsal alanlarda ise azalıyor. Aynı şey bazı bölgeler için de geçerli. Örneğin Afrika’daki popülasyon diğer bölgelere göre daha hızlı genişliyor. Bu nedenle bu genler küresel nüfus düzeyinde daha yüksek bir sıklıkta artıyor. Açık ten rengi alanlar daha düşük oranlarda çoğalıyorlar. Bu nedenle bilim insanları küresel bir bakış açısıyla ten renginin giderek koyulaşacağını tahmin ediyor.

Son yüzyılın boy uzaması gibi bazı önemli eğilimleri bazı ülkelerde yavaşladı ve hatta tersine döndü. Doğum kanalının boyutu nedeniyle, daha büyük bir beyne doğru eğilim göstermemiz de hemen hemen durdu. Bu yüzden, bazı Hollywood filmlerindeki uzaylılar gibi dev gözlerimiz, yumrulu kafalarımız ve minik burunlarımız ve ağızlarımız olacağını düşünmek için hiçbir nedenimiz yok. Ancak bilim insanları, dünyada her yıl insan genomundaki 3,5 milyar baz çiftinin her biri için kabaca iki yeni mutasyon olduğunu söylüyor. Bu da bir milyon yıl içinde aynı görünmemizi imkansız kılıyor.

Araştırmacılar, gelecekte beyinlerimizi yapay zekâ sistemlerine bağlayabileceğimizi ve bu tarz bir birleşmenin uzay yolculuğu gibi alanlarda büyük ilerlemeler kat etmemizi sağlayacağını söylüyor

Teknoloji Evrimimizi Etkileyecek mi?

Gelecekteki insanlar hakkındaki teorilerin çoğu, teknolojiyi insan vücuduna sokma olasılığı etrafında inşa edilmiştir. Genetik mühendisliği şu anki hızıyla gelişmeye devam ederse, o zaman insanlar sadece sayısız hastalığa ve hatta yaşlanmaya karşı korunmakla kalmaz. Aynı zamanda yüz hatları ve vücutları modaya uygun şekilde genetik olarak değişebilir. Tasarım bebekleri duymuşuzdur. Bilim insanları tartışmalı olmasına rağmen bir embriyonun genlerini değiştirecek teknolojiye zaten sahipler. Bundan sonra ne olacağından kimse emin değil. Ebeveynler, bebeklerinin kısa, düz bir burnu ve dolgun dudakları olması gerektiğine karar verebilir. Bu, genlere değil, gen teknolojisine dayanan bir evrim olacaktır.

İnsan bedenini daha güçlü ve daha hızlı hale getiren özel protezler, beynin işleyişini değiştiren nöral implantlar ve daha önce hayalini bile kuramayacağımız yeni duyu yetenekleri ile gelecekte daha gelişmiş bir insan versiyonu ortaya çıkacaktır.

Bu konudaki nihai adım, insan beynini, hem o beynin gücünü artıracak hem de onu diğerlerine bağlayacak bir bilgisayar arayüzüne bağlamaktır. Elon Musk’ın girişimi Neuralink’in amacı işte bunu yapmak. “Yüksek bant genişliğine sahip bir beyin arayüzü” yaratmayı amaçlayan Neuralink, aklımızla internete erişmemizi sağlayacak kablosuz bir implant. Neuralink, kısa vadede felçli insanları tedavi edecek cihazlar yapmayı planlıyor. Bu arada, felçli insanların beyinlerine yerleştirilen BrainGate adlı bir elektrot cihazı zaten mevcut. Beyin-makine arayüzleri ve sinirsel bağlantılar, belli problemleri tedavi etmek için kullanılıyor ve birçok hastanın yaşam kalitesini yükseltiyor.

Bu noktadan sonra nereye gittiğimizin ve oraya ne kadar hızlı ulaşabileceğimizin belirsiz. Şu an için geliştiren giyilebilir bilgisayarlar medikal implantlar ve insanlara süper güçler vermiyorlar. Ancak daha geniş kapsamlı geliştirmelere giden yolun kilometre taşlarını döşüyor gibi görünüyorlar. Bu noktadan sonra da gelecekte insan neye benzeyecek sorusunu cevaplamak zorlaşıyor.

Kaynak:

  • What will humans look like in a million years?; Yayınlandığı Yer: BBC Bağlantı: https://www.bbcearth.com/
  • Jay Ingram; The Science of Why, Volume 5

Matematiksel

Sibel Çağlar

Merhabalar. Matematik öğretmeni olarak başladığım hayatıma 2016 yılında kurduğum matematiksel.org web sitesinde içerikler üreterek devam ediyorum. Matematiğin aydınlık yüzünü paylaşıyorum. Amacım matematiğin hayattan kopuk olmadığını kanıtlamaktı. Devamında ekip arkadaşlarımın da dahil olması ile kocaman bir aile olduk. Amacımıza da kısmen ulaştık. Yolumuz daha uzun ama kesinlikle çok keyifli.
Başa dön tuşu